13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Onun işi reklam izlemek

     BARIŞ ERGİN

     Reklamcılar Derneği’nin verdiği Kristal Elma Ödülü kapsamında düzenlenen 3. Marka Konferansı’na, ‘reklam aşığı’ olarak tanınan ve yıllardır reklam filmlerini izleyerek en iyilerini seçen Paul Kemp Robertson da katıldı. Aynı zamanda dünyanın en iyi reklamlarının toplandığı On - Line Büyük Reklamlar Kütüphanesi’nin (Great Commercials Library On - Line) Dünya Koordinatörü olan Robertson’un kütüphanesinde, 6 bin reklam filmi bulunuyor.
     Paul Kemp Robertson, bütün dünya ülkeleri gibi Türk reklamlarını da izliyor ve puanlamada barajı geçenleri seçerek kütüphanesine alıyor. Robertson reklam seçimindeki sistemi şöyle anlatıyor:
     
     Türkiye’den Tokai
     "Reklamları bir çok yönden araştırıyoruz. Yılda 3 bin reklam seçiyoruz. Daha sonra geniş katılımlı bir toplantıyla uzmanlar bazı reklamları tekrar seçiyor, notlar veriyorlar. Yedi ve üzerinde puan alanlar kütüphaneye giriyor. Türkiye’den sadece 1992 yılında hazırlanan iki ‘Tokai’ reklamı bulunuyor" dedi.
     Konferansın ev sahibi Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nesteren Davutoğlu da marka oluşturmada ‘360 derece yaratıcılığın’ gerekliliğini vurguladı.
     
6 saniyede sattırıyor
     Konferansa dünyanın en saygın markalandırma şirketlerinden Landor’un Pazarlama Müdürü Pascal Piedfort da katıldı. Markalara özel ortamlar yaratmak konusunda dünya çapında bir uzman olan Piedfort da perakendecilere, rafın önüne gelen tüketiciye 6 saniye içinde mallarını nasıl sattıracaklarının sırlarını öğretiyor. Türk firmalarının küresel çapta markalar yaratmak zorunda olduklarını belirten Piedfort, Türkiye pazarının çok korumacı olduğunu ve iç piyasada yeterince rekabet olmamasının bir zaaf olduğunu belirtti. Piedfort, "Türkiye’deki marka müdürleri, firmalarına gerekli baskıyı yapamıyorlar" dedi.
     




 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet