13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İki bin lambalı otel

Lambalara meraklı dört kardeşin işlettiği Sultanahmet’teki Kybele Otel iki bin lambayla aydınlatılıyor. Lobisinden koridorlarına, odalarından bahçesine bütün tavanları lambalarla dolu otel yabancı basının da gözdesi

     MEHMET KENAN KAYA

     Kybele, Sultanahmet’te eski bir İstanbul evinden devşirme, 16 odalı küçük bir otel. Fransız stili mobilyaları, halıları, küçük bir Osmanlı sokağını andıran bahçesiyle üslubu 19’uncu yüzyılın zarif çizgilerini taşıyor. Ama onun asıl ünü; lobisinden koridorlarına, odalarından bahçesine kadar bütün tavanlarını dolduran lambaları. Çünkü hepi topu 400 metrekarelik bir alana yayılan Kybele’de çoğu eski camlardan yapılmış 2 bin civarında lamba var. Üstelik bu lambaların hepsi de yanıyor.
     
     "Horhor’dan aldığımız 6 lambayla başladık"
     Kybele; Necdet, Alpaslan, Hasan, Necla Akbayrak Kardeşler’in 10 yıl önce yıkılmak üzere olan bir binayı restore ederek açtıkları bir otel. Lambalarının hikayesi ise tamamen bir tesadüfe dayanıyor. Kardeşlerden Hasan Akbayrak "Oteli ilk açtığımızda birkaç lamba almamız gerekti. Dekorasyona uygun olsun diye uzun süre antikacıları, eskicileri dolaştık. Sonunda Horhor’daki bir antikacıdan 6 lamba aldık. Zamanla da bu bir hobiye dönüştü" diye anlatıyor ilk lambaların hikayesini.
     Akbayrak Kardeşler’in "hobi"si şu an hepsi cam ve çoğu farklı modelde iki bin parçalık bir koleksiyona dönüşmüş durumda. Hasan Akbayrak "Aldığımız ilk lambalardan sonra yolumuz ne zaman bir antikacıya düşse birkaç lambayla otele dönmeye başladık. Merakımızı öğrenen antikacılar bizi bulup yeni ‘düşen’ lambaları haber verdiler. ‘Kırmızısı güzel, mavisini de bulsak’, ‘Nargile şişesi hoş durdu, bir de şarap kadehini denesek’ derken sayıları çoğaldı" diyor.
     
     "Bu işe harcadıklarımızla bir otel daha açabilirdik"
     Kardeşler "çok masraflı olduğu için" son birkaç yıldır hazır lamba almıyorlar. Daha doğrusu antikacılardan artık sadece cam obje toplayıp bunları İstanbullu bir cam ustasına özel olarak yaptırıyorlar. Lambalarda vazodan şekerliğe, nargileden parfüm şişesine kadar birçok cam obje kullanılıyor. Ama bir yanıyla geniş bir kullanım olanağı sağlayan bu objeler lamba olarak tasarlanmadıkları için aynı zamanda büyük sorun da yaratıyor. Hasan Akbayrak "Bu işte en büyük fireyi camın kesilmesinde veriyoruz. Mesela bugüne kadar birçok antikacıdan topladığımız binlerce camın yüzde 40’a yakını kesim sırasında kırıldı. Doğrusunu söylemek gerekirse bu masraflı bir iş. Lambalara harcadığımız parayla bir otel daha açabilirdik" diyor.
     Mekanlarının sınırlı ölçülerinden dolayı son yıllarda hobilerini biraz yavaşlatan Akbayrak Kardeşler’in hesaplarına göre birkaç küçük düzenleme yapılırsa otelde 500 lambaya daha yer var. O yer de dolunca, kardeşler başka bir otel açıp hobilerine devam mı edecekler, yoksa bir müze araştırmacısı gibi binlerce lambanın envanterini mi çıkaracaklar, orası meçhul. Bilinen ise 2 katlı eski bir Sultanahmet evinde lambaları, halıları, mobilyalarıyla dört kardeşin işlettiği "bol ışıklı" bir otel var. Lambalara meraklıysanız geçerken bir uğrayın. Çünkü otelin kapıları "lambaseverlere" hep açık, üstelik lobide içilen çaylar da bir Kybele geleneği olarak daima şirketten.
     
     Lambaları almak isteyenler müşteriler için bir mağaza açtılar
     İ ki bin parçalık lamba koleksiyonuyla bugüne kadar The New York Times, San Francisco Chronicle, Elle, Marie Claire, La Voyage, Brutus gibi birçok yabancı yayına da konu olan Kybele Otel’in giriş katındaki dükkan son iki yıldır lamba mağazası olarak hizmet veriyor. Biraz da koleksiyonu korumak için açılan bu mağaza için Hasan Albayrak "Otele gelen müşterilerimizin çoğu lambaların satılık olduğunu düşünüyor. Bunun bir koleksiyon olduğunu söylediğimiz zaman da alamadıkları için çok üzülüyorlar. Eskiden onları bazı antikacılara yönlendiriyorduk. Sonra duyduk ki fiyatlarda falan bazı tatsızlıklar oluyor, çareyi bu mağazayı açmakta bulduk" diyor.
     
     Otelde hat ve şapka koleksiyonu da var
     "Eskinin tadı başka" diyen Akbayrak Kardeşler lobinin bir duvarını hattat Ali Toy’un levhalarına, çay salonunun bir duvarını da dünyanın dört bir yanından topladıkları şapkalara ayırmışlar.
     
     Odalar da lamba dolu
     Kybele Otel’in tıpkı diğer bölümleri gibi odaları da lambalarla dolu. Otelde çoğu antika eşyalarla döşeli 16 oda bulunuyor.
     
     Bahçe Osmanlı stilinde
     Otelin bir merdivenle çıkılan bahçesi cumbalı, kafesli duvarlarıyla bir Osmanlı sokağı gibi kurgulanmış. Bahçeye yemek servisi de yapılıyor.
     
     Amerikalı ve Avustralyalı turistlerin ilgisi fazla
     Kybele Otel’in büyük çoğunluğunu Amerikalı ve Avustralyalıların oluşturduğu bir müşteri portföyü var. Hem otelin servisinden hem de Akbayrak Kardeşler’in ilgisinden çok memnun olan turistlerin tek sıkıntısı ise sürekli tavanlara bakmaktan dolayı nükseden boyun ağrıları.
     



 PAZAR


"İngilizlere yatak odamızı göstereceğim"
Boğaz’ın eğlence haritası
"Erkekler ‘Ya bu ilişki yürürse’ diye korkuyor"
"Bizim kadınlarımız sertlikten hoşlanıyor"
Dünya Kupası vitrine çıktı
İki bin lambalı otel
Kansere karşı ralli
Dokuz yıldır koyunuyla bir apartmanda oturuyor
Koordinasyonsuz köprü
Şaraplarımız niye ekşi?
Özatay ve Yılmaz çevre ödülü aldı
Göcek’te North Shield lezzeti
Agora hırsızları
Fetih kutlaması nasıl olmalı?
Yosma usulü makarna
Sosyete Antalya’ya pozitif enerji turu düzenliyor
"Şiir gibi futbol"
Çirkin ördek yavrusu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet