
|


Koordinasyonsuz köprü
Gazetelerde yine İstanbul Boğazı’na üçüncü köprü haberleri var. Oysa doğru planlama yapılmazsa her köprü yeni bir sıkışma yaratır. Ve yeniden trafik keşmekeşi ortaya çıkar. Buyur ola köprüler testusuna...
Testus Tüpgeçitistiyorus / AHMET TURHAN ALTINER
Lütfen beni koordine etmeyin. Ne zaman koordinasyon ya da Türkçesi "eşgüdüm" lafını duysam tüylerim ürperir. Depresyona uğratır beni koordinasyon yokluğu üzerine sohbetler... Sebep ve sonuç arasındaki temel ilintiyi göz ardı eden... Sebebi sonuç, sonucu kader gibi gösteren temel yaklaşımdır bu depresyon aracı... Türkiye Cumhuriyeti’nin bilumum müesseselerinin, yani kurumlarının aralarında hiçbir koordinasyon olmadan çalıştığı çocukluğumuzdan beri babalarımızın anlatageldiği "Neden biz böyleyiz?" eleştirisinin temel söylencesi değil midir? Hepimiz ağız birliği etmişçesine, neden altyapı çukurlarının birbiri arkasına aynı yerde tekrar tekrar açıldığını tek cümleyle açıklamaz mıyız? "Kardeşim, bizde koordinasyon yok." Oysa yalan! Koordinasyonsuzluk aslında koordine etmek istememekten kaynaklanmıyor mu? Birileri durumu çözmek yerine hortumlamak istemiyor mu? Sonuç olarak da gerçekteki büyük suç, yani kamu yararı yerine kendine yarar sağlama, koordinasyonsuzluk, yani beceriksizlik, sallapatilik kabahatine dönüşmüyor mu? Böylece hafifletilmiş bir suç da nedendir bilinmez, kader gibi karşılanmıyor mu? "Biz adam olmayız, biz böyleyiz, şöyleyiz..."
Trafik konusu can konumuzdur, en çok can alan trafik keşmekeşidir, deprem filan değil. Ama THY, Karayolları, Deniz Yolları, Devlet Demir Yolları, Belediye, İller Bankası ayrı ayrı projeler üzerinde çalışırlar ama bugüne değin birlikte düşünülmüş bir çevresel makro plandan söz eden yoktur. Bazen güven verici birkaç ses yükselir, uzmanlar öncelikle bir bakanlık nezdinde bir üst koordinasyon birimi oluşturarak kurumları bir üst birimde toplamayı ve giderek bu eşgüdümü diğer kurumlara da genişletmeyi amaçlarlar. Özet olarak, örneğin İstanbul trafiğini güya bir an evvel çözmeye çalışan aceleci "köprü tuzakçıları"nın tutumundan çok farklı bir bakış açısıyla, olguyu bir dünya projesi olarak görmeye çalışırlar.
Ama heyhat, İstanbul trafiği Arap saçından daha karışıktır. Bugün gazetelerde yine "üçüncü köprü" haberleri gırla gidiyor. Bayındırlık Bakanı Akcan ille de üçüncü köprü diyor da başka şey demiyormuş. Uzmanlar ise çözümün raylı sistemde olduğunu, araç trafiğinden önce insana dönük taşınım stratejisiyle ve üçüncü köprü yerine tüpgeçit seçiminin doğru olacağını savunuyorlar. Ulaştırma Bakanlığı, Marmaray adlı temelde tüp geçite dayalı proje peşinde. Buna karşın Bayındırlık Bakanlığı’nın Karayolları ille de üçüncü köprü demekte. Güzergahı Kandilli-Arnavutköy olarak belirlemişler. Boğaz’ı, İstanbul’u ve tüm Marmara’yı risk altına atacaklar. Bu ne cüret? Allah Allah, bakanlıklar arasında da koordinasyon yok. Tüh, yine koordinasyon dedim. Depresyon kapımı mı çalıyor yine? Ne yapmalıyım? Koordinasyonsuzluk depresyonuna karşı: Belki, köprü hoş "olayödır diye başlamalıyım. Dünyada herkes köprüler kurmaya çalışır. Uzmanlara göre, makro düzeyde planlama yapılmazsa her köprü yeni bir merkezleşme ve dolayısıyla sıkışma yaratır. Yani, yeni bir köprü yapıldığında etrafındaki arsalarda yapılaşma ve nüfus artışı başlar. Ve haydiiii yeniden trafik keşmekeşi. Yine, eski hamam eski tasss. Bu arada, arsa spekülasyonundan kimler neler kazanmıştır? Amerikalıların koyduğu bir kural var: "Yersel sıkışmalar teknolojiyle çözülemez." Yani, yol sıkıştı, bir yol daha açalım veya köprüde sıkışıklık oluyor, bir köprü daha yapalım demekle olmaz. Buyur ola köprüler testusuna bu kez de...
1- Biz Amerika’yı defalarca yeniden keşfetmede değil miyiz? Ders alır mıyız acep? ABD’yi Kanada’dan Kuzey Amerika’nın büyük gölleri ve St. Lawrence nehri ayırır. Feribot seferlerinin dışında onlarca köprüyle bağlanır bu iki devlet. Oralarda vaktiyle kurulmuş her köprü ilk zamanlar trafik sorununu çözer gibi oluyor ama sonra yeni bir köprü gereksinimi daha doğuruyormuş. Niçin?
a. Çünkü her köprüden sonra köprü ayakları etrafındaki araziler acayip değerleniyor; yeni yapılaşmalar oluyor; yeni yeni insanlar buralara doluyor; bölgenin nüfusu biraz daha artıyor; zincirleme şekilde trafik sıkışmaya devam ediyor ve yeni bir köprü, yeni bir köprü diye yalvarılacak bir ortam yeniden oluşuyormuş.
b. Köprülerin genişliğinin ne olması gerektiğini hesap edemeyen mühendisler iş başındaymış... Hep dar köprüler yapmışlar. Bu da sorunu bir türlü çözememiş.
c. Köprü hoş "olayödır, dünyada herkes birbiriyle köprüler kurmaya çalışır.
d. Hepsi
2- Köprünün değil de tüp geçidin daha yararlı olacağı konusunda pek çok uzman birleşiyor. Niçin?
a. Kullanılmayan bir alanın yani yer altının ve deniz altının işlevsel olarak kullanımını sağlar.
b. Tüp geçit arsa spekülasyonuna neden olmaz.
c. Çevre yolları yüzünden mevcut bina stokunun istimlakına ve orman katliamına neden olmaz.
d. Asma köprüler estetik açıdan kentte sorun yaratırken tüp geçit yaratmaz.
e. Hepsi
3- Peki, Boğaz köprülerinden bugüne değin en çok kimler yararlandı?
a. Şehir halkı
b. Köprü altı çocukları
c. Köprü ayıları ve dayıları
d. O dönemin rüşvetengiz politikacıları ve destekledikleri arsa spekülatörleri
4- Yaklaşık iki kilometre açıklıkla (1991 metre) dünyanın en uzun asma köprüsü hangisi?
a. Japonya’da Kobe-Naruto
b. ABD’de Mackinac
c. Danimarka’da Halsskov-Sprogoe
d. Fatih Sultan Mehmet
5- 1988’de hizmete giren Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 1090 metre açıklık geçiyor. Peki, 1973’te hizmete girmiş olan Boğaziçi Köprüsü’nün kaç metre geçtiğini kestirebilir misiniz?
a. 1074 metre
b. 999 metre
c. 666 metre
d. 888 metre
6- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün proje hizmetlerini İngilizler yapmış. Peki ya inşaatını?
a. Yine İngilizler
b. Almanlar
c. ABD’liler
d. Japonlar
7- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Anadolu yakasında Kavacık ile Rumeli yakasında Hisarüstü arasında. Peki, bu köprünün yarattığı azman semt hangisi?
a. Fatih
b. Sultançiftliği
c. Kemerburgaz
d. Ümraniye
8- Boğaziçi Köprüsü’nün projesi yine İngilizlere ait... Peki, ilk kez kimler yapmıştı köprüyü?
a. Tabii ki Japon kardeşlerimiz
b. İngilizler
c. Almanlar
d. İngiliz ve Alman şirketleri konsorsiyumu
9- Boğaziçi köprüsü İstanbul’u nereden nereye bağlar?
a. Ortaköy’den Beylerbeyi’ne
b. Londra’dan Basra Körfezi’ne
c. Münih’ten Mardin’e
d. Mars’tan Kars’a
10- Boğaz’da köprü yapma fikri çok eskiye dayanır. Boğaz’a köprüyü ilk kim gerçekleştirmiş?
a. Leonardo da Vinci 1503’te dönemin Osmanlı padişahı II. Bayezıd’a bir mektupla başvurarak Haliç üzerinde bir köprü yapmayı, eğer istenirse bu köprüyü Boğaz üzerinden Anadolu’ya da uzatmayı önermiş.
b. Milattan önce altıncı yüzyılda hüküm süren Pers Kralı I. Daryus zamanında Mimar Mandrokles gemileri ve salları yan yana dizip birbirine bağlayarak bir köprü oluşturmuş.
c. Sultan Abdülhamid zamanında Hamidiye adlı bir proje gerçekleştirilmişse de bundan vazgeçilmiş.
d. Müteşebbis Nuri Demirağ’ın 1931’de başlattığı köprü fikri 1973’te Süleyman Demirel tarafından gerçekleştirilmiş. n
Yanıtlar: 1) a, 2) e, 3) Bence d, 4) a, 5) a, 6) d, 7) b, c ve d, 8) d, 9) a, 10) b
PAZAR


"İngilizlere yatak odamızı göstereceğim"
Boğaz’ın eğlence haritası
"Erkekler ‘Ya bu ilişki yürürse’ diye korkuyor"
"Bizim kadınlarımız sertlikten hoşlanıyor"
Dünya Kupası vitrine çıktı
İki bin lambalı otel
Kansere karşı ralli
Dokuz yıldır koyunuyla bir apartmanda oturuyor
Koordinasyonsuz köprü
Şaraplarımız niye ekşi?
Özatay ve Yılmaz çevre ödülü aldı
Göcek’te North Shield lezzeti
Agora hırsızları
Fetih kutlaması nasıl olmalı?
Yosma usulü makarna
Sosyete Antalya’ya pozitif enerji turu düzenliyor
"Şiir gibi futbol"
Çirkin ördek yavrusu
SAYFA BAŞI

|
|

|