13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yaşar Kemal haklı mı?

Yaşar Kemal’in Radikal Kitap’taki sözleri nasıl karşılandı? Gerilimsiz, okuyucuyu zorlayan, sürüklemeyen romanlardan içsel gerilimi çok iyi kullanan romanlara dönüş konusunda yazarlar, yayıncılar ve yayınevleri ne dedi?

     EYLEM SUR

     Radikal gazetesinin 17 Mayıs tarihli kitap ekinde Yaşar Kemal ile yapılan bir söyleşide yazar, söyleşinin romanda "gerilimöden söz ediyor ve "Şimdi dünyada gerilime dönüş başlıyor. Batılı kitapçılarımdan dolayı bunu biliyorum. Sürüklemeyen romancılardan, yani zorla okunan romanlardan onlar da bıkmış," diyordu. Sözlerin devamı var ama bizim merak ettiğimiz konu, gerçekten "gerilimsiz, okuyucuyu zorlayan, sürüklemeyen romanlardan içsel gerilimi çok iyi kullanan romanlara bir dönüş" olup olmadığı. Tabii konu, hem yazarları hem eleştirmenleri, hem de yayınevlerini ilgilendiriyor.
     
     TAHSİN YÜCEL
     Bir romanın sürükleyici olması beklenir; ama sürükleyicilik, akıcılık, okura göre de yazara göre de değişen bir şey. Proust’un "Geçmiş Zamanın Ardında"sını okumak belli bir birikim gerektirir. Kimileri bunu ilk bir kaç sayfasında bırakabilir. Daha gençken ilk okuyuşumda o 16 cildi iki, üç ayda bitirdiğimi anımsıyorum. Bunlar benim için çok sürükleyici. Tolstoy’un "Savaş ve Barış"ını Yaşar Kemal sürükleyici bulabilir ama benim için öyle değildir. Yani popüler roman başka, sanat romanı başka. Ayrıca 19. yy. tarzı romanlara dönüş diye de bir şey söz konusu değil. Buna katılmıyorum, çok keskin bir yargı.
     
     SELİM İLERİ
     "Her eserin bir iç gerilimi olmalı"
     Yaşar Kemal’in görüşüne katılıyorum. Çünkü gerilim, ille de olay örgüsündeki gerilim anlamına gelmiyor orada. Her eserin, her sanat yapıtının mutlaka bir iç gerilimi olması gerektiği düşüncesindeyim. O, herhalde bozuk Türkçeyle yazılmış romanları kastediyordur. Bu tür romanların okunmadığını, okunmayacağını düşünüyorum ben de.
     
     PINAR KÜR
     Bir dönüş veya dönme çabası varsa, bu okur bulmak, romanı kurtarmak amacına yorulabilir. Ama bunun kalıcı olacağını zannetmiyorum. Roman sanatının okur üzerinde yavaş yavaş etkisini kaybettiği görüşündeyim. Üniversitede klasik roman okutuyorum, "Anna Karenina"yı falan. Günümüz gençliği çok fazla ilgi duymuyor. Okuyucunun zorla okunan, gerilimsiz romanlardan kesinlikle bıktığını söyleyebilirim. Sadece böyle sirk biçiminde bir takım şeyler yapıldığı zaman satıyor kitap. O kitapların da okunup okunmadığına dair bir bilgimiz yok.
     
     OYA BAYDAR
     İyi yazılmış bir roman öyle pek fazla olaylara dayanmasa bile, karakteri iyi ortaya koyuyorsa, insanın kendisini verebiliyorsa ben onun sürükleyebildiğini düşünüyorum. Yaşar Kemal’e hak veriyorum bir ölçüde. Son zamanlarda çok satılmak, tanınmak, yaygınlaşmak için zorlama aksiyonlara gidilebiliyor bazen. Bir sürü olay iç içe, neredeyse polisiye düzeyinde. Tabii bunlar daha çekici geliyor günümüzün okuruna. Ama sonuç olarak insanı iyi anlatan roman kalıcı olur diye düşünüyorum.
     
     TARIK DURSUN K.
     Orhan Pamuk’a çamur atıyor. Doğrudur. Ben Yaşar Kemal’e katılıyorum. Okur, ille bizim yazdığımız bir eseri bilmece gibi çözmek zorunda değildir. Bir alt kültür gerekir okur için. Sözgelişi "Gülün Adı". Eğer bizde Hıristiyanlık alt kültürü yoksa onu anlamamız, tadına varmamız kesinlikle mümkün değil. Ama bir moda durumu sözkonusu. Tıpkı bir dönem Marks’ın, Engels’in eserleri her aydın geçinen insanın kitaplığında bulunduğu gibi "Gülün Adı" da herkes tarafından alındı ama okunmadı. Buna bir başka örnek olarak Türkiye’de Orhan Pamuk’un kitaplarını gösterebiliriz. Ben kendi çevreme dayanarak söylüyorum; Orhan Pamuk’un bütün kitaplarını alanlar var ama hiçbirinin iki, üç formadan öteye geçtiklerini duymadım, görmedim. Bir romanın içinde gerilim olması okurun ilgisini ayakta tutabilmek için şarttır. Ama onun adı bugün kullandığımız gibi gerilim mi, değil mi onun üzerinde anlaşmak lazım. Tut ki geleneksel gerilim, yani merak uyandırıcı olaylar dizisini arkaya arkaya getirmek... O yapılıyor tabii. Yaşar Kemal bunun çok da iyisini yapar.
     
     ÖMER FARUK (Ayrıntı Yayınları)
     Bir kitabın iyi olup olmamasını iki şey belirler bence. İlki edebi kalitesidir; bir sanat dalı olarak edebiyata yaptığı katkıdır. İkincisi şimdiye kadar anlatılanlardan farklı bir boyutu göstermeyi başarabilmiş olmasıdır. Bu iki şık bir araya gelirse kitap edebi açıdan başarılı olur. Aksi, şimdiye kadar yazılanların tekrarından ibarettir. Edebi kriterler üzerinden konuşacaksak kullanacağımız veriler başka, kitabın nasıl daha çok satacağını konuşacaksak kullanacağımız kriterler başkadır. Yaşar Kemal’in mantığı ikincisi üzerinden kurulmuş bence. Virginia Woolf’un "Dalgalar"ı, Elias Canetti’nin "Körleşme"si ya da Oğuz Atay’ın "Tutunamayanlar"ı gerilim öğeleri barındırmıyor, bu yüzden de çok satmıyor diye bu kitapların edebi kalitelerinden kuşkuya mı düşeceğiz?
     
     OSMAN YENER (İletişim Yayınları)
     Bizim yayınlarımızı takip edenler düşünce ağırlıklı romanlara daha çok ilgi gösteriyorlar, öyle güncel ve hafif, çabuk okunan şeyleri tercih etmiyorlar. Le Clezio’nun "Tutanak" isimli romanını rahatlıkla bastık, sattık. Hemen hemen hiç gerilim yoktur. Yirmi sayfa boyunca bir toz parçasının odanın bir tarafından öbür tarafına gidişini anlatır.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Sezen'le sevişmek
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İstanbul’da müzikli haziran
"Midem bulanmadı"
Yaşar Kemal haklı mı?
Anadolu’dan dağ fotoğrafları
Tahtaya vur sanat olsun
"Bütün bebekler benim olsun!"
Aspendos’ta yaz başkadır
Savaşın öteki yüzü
Eski dostla yeniden
Göğüs farkıyla birinci!
Dinozorların gecesi
Kâhinler savaşıyor
"Pahalı televizyon gibisin sevgilim!"
Mezunların sergisi
Bir İstanbul izlenimcisi
Hisar’da tiyatro akşamları
41 kere maşallah!
Seç, beğen, git
"Size bu fani düşünceleri bırakıyorum"
Erotik değil, maço
Kültürel değişiklikler
Efes’te Carreras, Kadifekale’de Nâzım
Kuşcenneti’nde şenlik
Eğlenceli ve sürprizli
Haftanın albümleri
Üç ölçek daha çağdaş edebiyat
Dövüş sanatları
Hayat atölyesi
"Mağara - Forum" - I
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet