13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Savaşın öteki yüzü

Bruce Willis’in başrolünü oynadığı film, esir kampı dramalarını özleyenlere nostaljik bir seyir vaat ediyor

     Militarizmin Amerikan dış politikasında taze bir güç kazanmasına paralel olarak öne çıkan savaş filmleri akımı son hızla devam ediyor. Vietnam ile son hesaplaşmanın (Bir Zamanlar Askerdik) ardından sıra İkinci Dünya Savaşı’nda. Kopan kol ve bacakların kömürleşmiş cesetlere karıştığı cehennemi savaş mahallinden uzakta, bu kez cephe gerisinde geçen öykümüzün kahramanı teğmen Thomas Hart, üst rütbeli bir subaya eskortluk yaparken Almanların tuzağına düşer. Üç gün boyunca sorgulanıp işkence gördükten sonra Ausburg esirler kampına gönderilen genç adam burada savaşın öteki yüzüyle karşılaşır. Sefil barakalarda kalan Amerikan askerleri, albay McNamara’nın komutanlığında kaçma hazırlıkları yaparken, kampın yeni misafirleri iki karaderili teğmen ırkçılık ateşini körükleyecek, işler karışacaktır.
     Gregory Hoblit’in bir önceki filmi "Frequency / Frekans" bilimkurgu, seri cinayet gerilimi ve bol gözyaşlı aile dramından oluşan bir türler kokteyli görünümündeydi. "Fallen, "Primal Fear / İlk Korku" gibi çalışmalarıyla da bilinen yönetmen aynı formülü bir kez daha deniyor. Ne zamandır izlemediğimiz nostaljik bir esir kampı öyküsü olarak başlayan "Şeref ve Cesaret" önce ırkçılık tartışmasına dalıyor; derken bir cinayet ve katil kim soruşturması; nihayetinde, tüm ikinci yarıya yayılan, Amerikalıların pek sevdiği cinsten bir mahkeme dramasına dönüşüyor. Ve bu dağınık haliyle, esinlendiği "Stalag 17 / Esirler Kampı" ya da "The Great Escape / Büyük Firar" ın ustalıklı iç gerilimini kuramıyor, sert asker McNamara ile liberal hukuk öğrencisi Hart arasındaki etik çatışma onur, görev, fedakârlık üstüne hamasi nutuklar arasında güme gidiyor. Polislikten gelme ırkçı FD kötü (!) çavuş dışında beyazıyla siyahıyla Amerikalıların tek tip cesaret ve kahramanlık timsali olarak sunuluşuna karşılık, Mark Twain okuyan, caz dinleyen, demokrasi ve özgürlük nutukları çekenlerin ırkçılık konusunda fena halde sınıfta kalmalarıyla ince ince dalgasını geçen alışılmadık Nazi komutanı karakteri bu orta halli çalışmanın tek hoş sürprizi.
     
     "Şeref ve Cesaret / Hart’s War"
•  Yönetmen: Gregory Hoblit
•  Senaryo: John Katzenbach’ın romanından Billy Ray, Terry George
•  Görüntü: Alar Kivilo
•  Müzik: Rachel Portman
•  Oyuncular: Bruce Willis (McNamara), Colin Farrell (Hart), Marcel Iures (Nazi komutanı), Terrence Howard (Scott), Cole Hauser (Bedford), Vicellous Shannon (Archer)
•  ABD yapımı, 125 dakika.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Sezen'le sevişmek
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İstanbul’da müzikli haziran
"Midem bulanmadı"
Yaşar Kemal haklı mı?
Anadolu’dan dağ fotoğrafları
Tahtaya vur sanat olsun
"Bütün bebekler benim olsun!"
Aspendos’ta yaz başkadır
Savaşın öteki yüzü
Eski dostla yeniden
Göğüs farkıyla birinci!
Dinozorların gecesi
Kâhinler savaşıyor
"Pahalı televizyon gibisin sevgilim!"
Mezunların sergisi
Bir İstanbul izlenimcisi
Hisar’da tiyatro akşamları
41 kere maşallah!
Seç, beğen, git
"Size bu fani düşünceleri bırakıyorum"
Erotik değil, maço
Kültürel değişiklikler
Efes’te Carreras, Kadifekale’de Nâzım
Kuşcenneti’nde şenlik
Eğlenceli ve sürprizli
Haftanın albümleri
Üç ölçek daha çağdaş edebiyat
Dövüş sanatları
Hayat atölyesi
"Mağara - Forum" - I
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet