13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Göğüs farkıyla birinci!

Mae West, sevecen bir vamp, zeki bir sarışın ve erken dönem bir feministti. Bizde tek bir örneği dahi bulunmayan cüretkâr bir kadındı...

     ALİN TAŞÇIYAN

     Sansüre inanırım. Ne de olsa ondan bir servet kazandım." Cuma akşamı TRT 2’deki Sinema Büyüsü kuşağında "Ben Melek Değilim / I’m No Angel" adlı filmi gösterilecek olan Mae West’in yukarıdaki özdeyişi aradan geçen bunca yıla rağmen meydan okuma niteliğini koruyor. West’in senaryosunu yazdığı bu filme gelen tepkiler ABD’de Sinema Eserleri Sınırlama Yasası’nın çıkarılmasına neden oldu! West’in Katolik cemaatinin başı çektiği protestocularla ne ilk ne de son karşılaşmasıydı bu. Daha 1926 yılında yazdığı "Seks" adlı komedisinde müstehcen bulunan replikler yüzünden yargılanıp 10 gün hapis cezasına çarptırılmıştı... "Ben Melek Değilim"in sadece tek gösterim hakkı satın alındı. Tekrarı yok.
     Mae West’in yalnız sinema tarihinde değil bütün bir kadın hareketi içinde ne kadar önemli bir figür olduğunu bir kez daha anımsamakta yarar var. West, feleğin çemberinden geçmiş bir kadın. Vodvil ve müşterek bahis düzenleyen anne babasının izinden gidip daha çocuk yaşta "bebek vamp" olarak isim yaptı. Bu yüzden akademik bir öğrenim görmedi. Ama hem oyunculuğa yetenekliydi hem de yazmaya. Önce Broadway’i sonra Hollywood’u iri göğüsleriyle değil sivri diliyle fethetti. 2000 Türkiyesinde erkekler tarafından yazmaya heveslendirilen ama sözel yeteneğe silikonla takviye yapılamadığı için söyleyecek bir şey bulamayanlara üç çeyrek asır öteden bir kahkaha patlatır.
     Her alandaki cesareti, cüreti ve dobra dobra konuşması West’e bir ayrıcalık verir. Bir yandan erkeklere istediklerini -seks simgesi, sarışın, fettan kadını verir gibi yaptı öte yandan zaaflarını yüzüne vurdu: Bir erkeğin karşısına dikilip "O cebindeki tabanca mı yoksa sadece beni gördüğüne mi sevindin?" cümlesini söyleyebilen kaç kadın vardır? Bir dönem tüm kadınların arzu nesnesi olan Ricky Martin’in poposunu elleyen Hülya Avşar, "Yeşil Işıköta sevişirmiş gibi rol yapmayı mesele haline getirdi. Başını örtüp Kur’an okuduğunu afişe ediyor. Mae West ise daha ilk filmi olan "Night After Night"a kendine özgü diyaloglardan biriyle damgasını vurdu. Ona bakıp "Tanrım ne hoş elmaslar!" diyen kadına yanıtı: "Tanrı’nın bu işle ilgisi yoktu tatlım!" West, bu sözü otobiyografisini yazdığı kitaba ad olarak verdi.
     Kendi yazdığı "Ben Melek Değilimöde seksten çok hoşlanan, bunu serbestçe ifade eden ayrıca servet avcısı bir kadın karakteri canlandırıyor. Öte yandan West, asla ‘şeytan kadın’ tanımına uymuyor, çünkü dürüst ve açıksözlü. Ne vampirin kısaltılmışı olan vamp ne ölümcül kadın anlamına gelen femme fatale ona uygun tanımlar değil. Kırkına merdiven dayadığı sırada seks simgesi olarak beyazperdede boy gösteren West, erkeğin kanını emmenin de ölümüne neden olmanın da peşinde değil. Ama şöyle demeyi de ihmal etmedi: "İyi olduğumda çok iyiyim, ama kötü olduğumda daha da iyiyim!"
     West’in sahne persona’sı hazzın ve tatlı hayatın peşindeydi sadece. Gerçek West ise kazandığı kadar kazandıran bir kadındı! Bir replikle izleyiciyi fetheden West’e daha ikinci filminde kendi oyunu "She Done Him Wrong / Kadın Adama Yanlış Yaptı" uyarlama olanağı tanındı. Film, Paramount’u iflasın eşiğinden döndüren bir gişe hasılatı yaptığı gibi En İyi Film Oscarı’na da aday gösterildi! West de Hollywood’un en yüksek ücretli aktrisi oluverdi!
     Cary Grant’i lanse eden "Melek Değilim", West’i üçüncü sıçrayışta kapana kısılan çekirgeye benzetti. "Kadınlar kötü yola düşünce erkekler hemen peşlerine düşer" diyen erken dönem feministi, bugün Marilyn Monroe gibi efsaneleşmediyse bırakın intihar etmeyi, sekseninde dahi film çevirecek kadar yaşama bağlı olmasındandır. Monroe’nun "o kadar seksi göründüğüme bakmayın ben aslında bir meleğim" ifadesine, erkeklerin koruma altına almak isteyeceği ‘saf ve kırılgan çocuk - kadın’ haline karşılık West’te tam bir patronaj havası vardır. Bizde hiçbir metnin hiçbir aktrise tanımadığı bir üstünlük sezilir West’te.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Sezen'le sevişmek
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İstanbul’da müzikli haziran
"Midem bulanmadı"
Yaşar Kemal haklı mı?
Anadolu’dan dağ fotoğrafları
Tahtaya vur sanat olsun
"Bütün bebekler benim olsun!"
Aspendos’ta yaz başkadır
Savaşın öteki yüzü
Eski dostla yeniden
Göğüs farkıyla birinci!
Dinozorların gecesi
Kâhinler savaşıyor
"Pahalı televizyon gibisin sevgilim!"
Mezunların sergisi
Bir İstanbul izlenimcisi
Hisar’da tiyatro akşamları
41 kere maşallah!
Seç, beğen, git
"Size bu fani düşünceleri bırakıyorum"
Erotik değil, maço
Kültürel değişiklikler
Efes’te Carreras, Kadifekale’de Nâzım
Kuşcenneti’nde şenlik
Eğlenceli ve sürprizli
Haftanın albümleri
Üç ölçek daha çağdaş edebiyat
Dövüş sanatları
Hayat atölyesi
"Mağara - Forum" - I
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet