
|

Erotik değil, maço
Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun "Erotik Türk Sineması" adlı yeni kitabı yayımlandı.
ESİN COŞKUN
Türk sinemasının tarihini, önyargıyla bakılan kimi dönemlerini Giovanni Scognamillo’nun hayatından ve çalışmalarından takip etmek mümkün. Önümüzdeki günlerde Kabalcı Yayınevinden çıkacak "Erotik Türk Sineması" adlı kitabı sinemamızın pek "el değmemiş" bir konusuna el atıyor.
Sinemada erotizm denince çoğu kimsenin aklına çıplaklık, seks geliyor; kitabın bunu kırmayı amaçladığını söyleyebilir miyiz?
Bunu "Fantastik Türk Sineması"nda da kırmaya çalıştık. Çünkü her ülke sinemasında belirli türler var. Belki akademik olarak türler yok diyeceğim; çünkü bir film ya iyidir ya kötüdür. Tür sineması olarak özellikle Yeşilçam dönemi son derece zengin. O çalışmalara karşı hep bir önyargı oldu. Akademik olarak incelenmeye yeni başlandı.
Kitapta, Türk sinemasının başlangıç döneminde erotizmi de incelemişsiniz...
İlk dönemin sessiz filmlerinde de, en azından filmlerin öykülerinden çıkartabildiğimiz kadarıyla, o döneme uygun belirli bir erotizm var, çıplaklık yok tabii. Zaten en sağlam erotizm çıplaklıktan uzak olan erotizmdir. Erotik sinemanın tarihinde ünlü bir sahne vardır, Rita Hayworth’un "Gilda" filminde eldivenlerini çıkarması. Erotizm odur. Çırılçıplak soyunsaydı aynı şeyi vermezdi.
Seks furyasının 70’lerde patlak vermesi bir rastlantı mıdır?
70’li yıllarda özellikle İtalyan, Alman, Fransız ve İspanyol sinemasında, çok az miktarda da İngiliz sinemasında cinselliğe doğru bir patlama var. O da televizyondan kaynaklanıyor. Televizyon baskısını 70’li yıllarda çok ağırlaştırıyor. Bir buhrana giren sinemanın tepkisi de televizyonun göstermediği, gösteremediği şeyleri göstermek. Bu cinsellik olur, şiddet olur. 70’li yıllarda, özellikle dar bütçeli filmlerde, "B" sinemasında bütün o trendler ortaya çıkıyor.
Yani yabancı etkisi söz konusu.
Çok sayıda erotik güldürü gelmeye başlamıştı. Onlar yaptığına göre biz de yapabilirdik. Ve yaptık işte. O sadece ticari kaygıdır. Piyasada belirli bir tür tuttu mu Yeşilçam harekete geçiyor. O dönemde pornografi olarak lanse edilen kimi filmlerde çıplaklık bile çok az. Çoğu melodram ya da güldürü öyküsüne dayanıyor. Araya bir iki tane sevişme sahnesi konuluyor. Mümkün dozda kadın kahramanlar soyunuyor, o kadar. O sahneleri çıkardın mı karşında normal bir film var.
Erotizmi çok iyi kullanan bir yönetmen var mı Türk sinemasında?
Hayır. Yaklaşımlar var, mesela bir Atıf Yılmaz. Gençlik döneminde çektiği kimi filmlerinde Halit Refiğ. "Kuyu"da Metin Erksan. Erotizm bir incelik gerektiriyor, sanatsal bir altyapı, bir kültür gerektiriyor. 70’li yılların Yeşilçam’ında, bir haftada ya da dört gün içinde çevrilen filmlerde bunları bulmak, hatta aramak yanlış olur.
Türk sinemasının bir Brigitte Bardot’su var mı?
Bir Brigitte Bardot Fransa’dan çıktı, başka ülkeden çıkamazdı. Bir Marilyn Monroe Amerika’dan çıktı, bir Sophia Loren İtalya’dan çıktı. Bizim de kendi ölçülerimize göre, belki de Banu Alkan ya da Ahu Tuğba ya da ilk döneminde Müjde Ar olabilir. Bir cinsel nesne olarak sunuldukları takdirde, o işlevi üstlendiler ve bir yere kadar getirdiler. Ama belirli koşullar içinde tabii. O koşullar ekonomik, aynı zamanda sanatsal ve teknik koşullardır.
Seks furyası Yeşilçam’ın bazı kalıplarını kırdı belki ama kadına bakış değişmedi.
Hayır, çünkü niyet o değildi. Ama bazı sonuçlara vardı, bilinçsiz olarak. En azından kötü kız soyunur, iyi kız soyunmaz; kötü kız yatar, iyi kız yatmaz tabularını yıktı. 80’li yıllarda kadını cinselliği, psikolojik sorunlarıyla birlikte ele alan filmler oldu ama gene de temelde maço olan bir toplumun kadına bakışıdır o. Tarafsız bir bakış değil.
Günümüzün Türk sinemasında erotizmden bahsedebilir miyiz?
Pek görmedim. "Kahpe Bizansöta falanca oyuncunun göğsünün görünmesi hiçbir şey eklemez ve bence herhangi bir tepkisi de yok.
KÜLTÜR & SANAT


Sezen'le sevişmek
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İstanbul’da müzikli haziran
"Midem bulanmadı"
Yaşar Kemal haklı mı?
Anadolu’dan dağ fotoğrafları
Tahtaya vur sanat olsun
"Bütün bebekler benim olsun!"
Aspendos’ta yaz başkadır
Savaşın öteki yüzü
Eski dostla yeniden
Göğüs farkıyla birinci!
Dinozorların gecesi
Kâhinler savaşıyor
"Pahalı televizyon gibisin sevgilim!"
Mezunların sergisi
Bir İstanbul izlenimcisi
Hisar’da tiyatro akşamları
41 kere maşallah!
Seç, beğen, git
"Size bu fani düşünceleri bırakıyorum"
Erotik değil, maço
Kültürel değişiklikler
Efes’te Carreras, Kadifekale’de Nâzım
Kuşcenneti’nde şenlik
Eğlenceli ve sürprizli
Haftanın albümleri
Üç ölçek daha çağdaş edebiyat
Dövüş sanatları
Hayat atölyesi
"Mağara - Forum" - I
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|