13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Güzel bir gün olacak!..

     Ben de "tahmin yapma özgürlüğümü" kullanıyorum ve bugünün Türk Futbolu adına çok önemli gelişmelerle tamamlanacağını iddia ediyorum.
     Aslında, bu bir tahmin değil... İşin uyanıklığına kaçıyorum.
     Çünkü, ihtimaller belli:
     Bizim Çin’i yenmemiz durumunda, eğer Brezilya Kosta Rika’ya tribün jargonuyla "yatarsa"; ortada "mandepsiye bastırılmış ve emekleri çalınmış bir milli takım kalır" ki, her şeyi unutur onu kucaklarız... Biz "düşene" vurmayız...
     Brezilya, "benim kendisinden beklediğim gibi" karakter zafiyetine uğramaz ve hakkıyla oynayıp Kosta Rika’yı hallaç pamuğu gibi atarsa... Tur atlarız ki, milli takımımızı bağrımıza basarken, "birkaç gazeteci sallandırırız" ve hiçbir şey olmamış gibi Japonya hayallerine balıklama dalarız.
     Çin’i yenemezsek eğer... İşte o zaman da, Türk Futbolu adına gerçekten önemli bir gelişme yaşarız... Ne Federasyon kalır, ne teknik heyet, ne de futbol yaşamını eski yatırımlarından sağladığı rantla ve eskisi kadar ihtişamla sürdürmeye çalışan, "çene çalımcısı" üstadlar.
     Hatta, medyada bile "temiz kalemler" operasyonu yapılması olasılığı ortaya çıkar.
     Nereden baksanız, güzel bir gün olacak.
     * * *
     Evet... Brezilya’nın, "kendisinden beklediğim gibi" karakter zafiyetine uğramayacağını iddia ettim.
     Çünkü, "takım oyunu" diye bilinen futbolun, aslında bireyselliğin zirvesindeki futbolcular tarafından oynandığını biliyorum.
     "Yaşam tehlikesi ve ortaklaşa büyük maddi çıkarlar" dışında, bir takımın, hele de bu bir milli takım ise, asla "kayba oynayacağına" inanmıyorum... Bırakın Dünya Kupası’nı, hedefsiz bir lig maçında bile, bir teknik direktörün takımını nasıl yenilmeye motive edebileceğini kestiremiyorum.
     Ya biri çıkıp "biz sahtekâr mıyız hoca" deyiverirse?..
     Bu işin medyası var, kamuoyu var, sonra memlekette milliyetçiler var değil mi?..
     * * *
     Daha da önemlisi; "viran olası hanede, evlad ü ıyal var"...
     Yani çoluk çocuk... Gagalarını açmış civcivler gibi, dolar veya Euro bekleyen hısım akrabalar...
     Bizimkileri çözemedim ama, eminim futbolu para için oynuyor Brezilyalılar...
     Parayı nasıl kazanacaklar?.. Dünya Kupası’nda her çalım, her gol, her asist, her kurtarış, milyon dolar...
     Bir de "yedekseniz" Brezilya kadrosunda... Ve adı "R" ile başlayan "doymuş" arkadaşlarınızın arasında bir geçit bulmuşsanız... Kosta Rika karşısında bile olsa, direk oynayacaksanız... Dese bile, kim dinler teknik direktörün "yavaş ol" uyarılarını?..
     Bu transfer işleri, rakip ülke teknik direktörünün annesinin milliyetinden çok daha fazla ilgilendirir futbolcuyu bence...
     Hocaların ve futbolcuların "ne mal olduğuna" ekrandan karar verilen çağdayız. Her transferin altyapısı, yani alınacak futbolcuların taraftarlar tarafından kucaklanması ekran başında olup bitiyor artık.
     "Emir demiri keser" ama, siz hiç gıcır gıcır bir doların ne kadar keskin olduğunu biliyor musunuz?
     * * *
     Bu akıl yürütmenin karşı argümanları da var.
     Olayları yerinde yaşamış üstadlar ile internet bilgici genç meslektaşlar soruyorlar:
     "Peki eski milli şikelere ne demeli"?
     Hani, "Brezilya 90 Dünya Kupası’nda da İskoçya maçına asılıp Kosta Rika’ya arka çıkmıştı... 78 Peru - Arjantin, 82 Almanya - Avusturya maçları Dünya Kupası’nda yapılan örtülü şikelerin belgesi olmuştu" diyorlar...
     Haklılar... Ama tarihlere dikkatinizi çekerim...
     Artık, küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz ve şike yapanın saklanacağı çok az yer var.
     Maçlarda futbolcuların adımlarını sayıyorlar. Analizler, krokiler, her türlü sportif aktivite ile birlikte neredeyse insanların namuslarını bile ölçüyorlar dijital yöntemlerle.
     Sonuç olarak, şike zor...
     Biz "hele" Çin’i yenelim de...
     * * *
     Fakat Çin milli takımı ile yapacağımız maçı "kazanmaya hazır olup olmadığımız" şüpheli.
     Orada bulunan medya mensupları belki anlayamıyorlar ama, buradan çok net gözüküyor ki, futbolcularımız çok ciddi psikolojik sorunlar yaşıyorlar. Çıkıp Türk Basını’ndaki haberleri yalanlıyorlar, haberi yapanlarla münakaşa ediyorlar... Vakit bulsalar, sokakta söylenenlerin de peşinden koşacaklar.
     Başarısızlığın farkındalar. Tek enerji kaynakları olan "halkın sevgisi" ile aralarına medyanın girmesinden şüpheleniyorlar.
     Yanıbaşlarında teknik direktör Güneş de var, menajer Çobanoğlu da; lakin ne yapsınlar, medya savaşlarını kendileri başlatmışlar, talebelerini durduramıyorlar. Veya kavga işlerine geliyor da engel olmuyorlar.
     Tartışmalar Federasyon başkanının araya girmesiyle önlenebiliyor maça iki gün kala... Biz hala, "Japonya" diyoruz...
     Gitsek de gitmesek de, bugün Türk Futbolu adına çok önemli gelişmeler olacak.
     Hepsine hazırız.
     
İçiyorsa sebebi var
     Federasyon başkanımız Haluk Ulusoy, basın mensupları için "içki masasından yazıyorlar" demiş...
     Ne yapsınlar yani?..
     Oradakilerin karaciğerleri ile düello etmeleri kadar normal bir şey olamaz... Biz 8 bin kilometre uzakta Boğaz Köprüsü’nden sarkmayı düşünürken...
     Köprü demişken... Yok mu bir futbol "hastası"... Çıkıyorlar oraya, "annenimi çağırın yoksa atlarım, çocuğumu çağırın, valiyi bakanı çağırın"...
     Tırmansın biri korkuluklara, bağırsın:
     "Şenol Güneş’i çağırın... O geri dönmezse atlarım"...
     
Kore, Benin, Mali
     Beninli hakemi gıyabında linç etmemizi eleştiren Ters Köşe’ye hak verenlerin kalabalığı, "insanlıkta" henüz dibe vurmadığımızın gerçek bir belgesiydi.
     Herkese teşekkürler. Hatta, Koreli hakeme bile...
     Onun sayesinde "Biz Brezilya’yı her şartta evire çevire yeneriz" gibi bir "hüsnü kuruntumuzu" kaybetmediğimiz gibi, Kosta Rika maçında bir puan alarak bugün hâlâ tur atlama şansımızı koruyoruz.
     Evet... Koreli hakem bizi mağdur etmeseydi, Mali’den gelen yan hakem üç ofsayt kararı ile üç Kosta Rika golünü engeller miydi?
     
Şükür’ün muhasebesi
     Hakan Şükür, açık açık söyledi: "Gereğinden fazla abartıldık"...
     Acaba hangi konuda?..
     Onları milli kahramanlarımız olarak algılarken mi abarttık?..
     Trilyonları önlerine serip, ciplerle ödüllendirirken mi?
     Sözlerine, sağlıklarına başbakandan çok önem verirken mi?
     Acaba sevgimizde mi abartı vardı?..
     Beklentilerimizde mi, hedeflerimizde mi, eleştirilerimizde mi?..
     Lütfen aradan bir tanesini cımbızlamasın Hakan Şükür... Abartı varsa ortada; toptan..
     Lafını, "Allah’la muhasebemi yapıyorum" diye bitirdi ama, "kul hakkını" da unutmasın kaptan.
     
     eguven@milliyet.com.tr


 SPOR


Heyecan 2X90
At yarışları
12 Dev Adam belirlendi
Hido neşe dolu
Nouma bunalttı
Ortega bayramı
Terim su serpti
Trabzon çıkmazda
Çin'e üçlü kıskaç
Tur olmazsa istifa
Aile desteği
İSTATİSTİKLER
Yap şu sambayı
Ronaldo’nun gol hırsı
42 yıllık hasreti var
Cesur başkan!
Artık tango yok
İngiliz kayıpsız
Paraguay mucizesi
Darısı başımıza
Dünya Kupası Notları
Haber Turu
Yanlışların düzeleceği maç
Ya hep, ya hiç
Güzel bir gün olacak!..
Türk gibi oynayacaklar
İlle de kazanmalıyız
İnanılmaz maçlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet