
|

Şakalar sambasında tef temposu...
Bu sabah tüm Türkiye, Türkiye - Çin maçına çivilenmiş olacak. Hele bir de Brezilya Kosta Rika'yı yenerse; kurumaya başladıktan sonra, hafiften yeşermeye çalışan bahçe çimleri gibi, belirsiz bir umut meltemi esecek yüreklerde...
Biliyorsunuz, sanat ve bilim gibi evrensel alanlarda silik kalmış yoksul toplumların, tek tesellisiyle alevli bir coşku bayramıdır futbol zaferleri...
Bir de, "Altay'dan attığım ok Alp Dağları'nı aştı" türü, cengaverlik edebiyatı...
* * *
Madem futbol meteorolojisi, tek tesellimizin üstüne de kar yağma olasılığının arttığını gösteriyor; gelin biz de, bir şakalar sambasında, becerebildiğimiz kadar tef çalmaya sıvanalım.
Bizim politikacılar arasında nüktedan kimse pek yok gibi...
Oysa nükte, nasıl olsa unutulup gidecek bir politikacının açabileceği tek tarihsel çiçektir.
Örneğin Yusuf Ziya Ortaç, Menderes'e kızdığı bir gün şöyle diyordu:
- İsmet Paşa'nın arkasında İnönü var, Lozan var; Menderes'in arkasında ne var, sadece terzi İzzet'in ceketi...
Hasan Ali Yücel de, bir akşam sofrasında Gazi'nin, çevresindekilere sorduğu, "sıfırın tarifini yapabilir misiniz?" sorusuna, şu yanıtı vermişti:
- Sizin yanınızda ben...
* * *
Acaba şu saptama sizce, daha çok kime uygun; Kemal Derviş'e mi, Mehmet Ali Bayar'a mı, Tayyip Erdoğan'a mı:
- O politikaya girdiğini sanırken, politika ona girdi.
* * *
Maalesef bizim parlamentoda "değişim"ci hatipler de pek yok. Şayet olsa, "statüko"culara karşı kürsüden elinde bir tuzluğu göstererek şöyle bağırabilirlerdi:
- O kadar bayatsınız ki, tuzlukla çıktım buraya; tuzlayayım da kokmayasınız, diye...
* * *
Batı'da geçen yüzyıl bir "değişimci", "statükocular"a şöyle sesleniyordu:
- Sizler öylesine dubaracısınız ki, çok sevdiğinizi söylediğiniz vatanı, herkesin sevmesini isterken, neden çok sevdiğiniz karınız için aynı istekte bulunmuyorsunuz? Vatanın sevilmesi, daha mı karlı geliyor size?
* * *
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, "Avrupa Birliği'ne hayır" diyen "statüko"cuları gördükçe, bir Fransız mizahçısının şu sözünü hatırlıyormuş:
- Ben bir türlü "sonsuz" kavramını algılayamıyordum; ta ki sizin salaklığınızı görünceye kadar...
* * *
Bir "değişim"ci, Can Paker'e şöyle diyormuş:
- Biliyor musun bizim "statüko"cular, neden ülkenin geleceğini ateşe atıyorlar?
Can:
- Neden, demiş?
- Çünkü onlar Mithat Cemal'in şu dizelerine inanıyorlar:
"Ölmez bu vatan; farz - ı muhal ölse de hatta
Çekmez kürenin sırtı bu tabut - u cesimi"
Ve devam etmiş sözüne:
- Küreselleşme sürecinde, bir de bizim tabut kimsenin başına dert olmasın istiyorlar; ondan bir an önce külünü havaya savurma çabasındalar...
* * *
Siyaset tarihinde durmadan idam isteme tutkusu, pek uğur getirmemiş kimseye... Örneğin giyotini icat eden Dr. Giyotin'le, onun icat ettiği giyotini daha da keskinleştiren 16. Louis ve önüne gelenin idamını isteyen ünlü Fransız ihtilal savcısı Fouquier Tinville; hep aynı acı sondan geçmişler... Bizde de bazı örnekleri var bunun; Yakup Cemil'le, Topal Osman gibi...
* * *
Statükocular şuna bir türlü karar veremiyorlarmış:
- Oy toplamak için daha vahşi görünmek mi; yoksa daha uygar görünmek için aklını başına toplamak mı?..
Ne diyorsunuz, sizce de hangisi?
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|