13 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kıbrıs faturası çok ağır...

     Dünkü yazımda, Kıbrıs’ta çözüm bulunamadığı taktirde neler olabileceğine değinmiş ve bu olasılıkta Avrupa Birliği’nin, Yunanistan’ın ve Kıbrıs’ın da zarar göreceğini, ancak asıl büyük faturanın Türkiye tarafından ödeneceğini belirtmiştim.
     Bu fatura tüyler ürpertici.
     Amacım, "Kıbrıs’ı satalım da, ne olursa olsun" değil. Kıbrıs’ta çözümsüzlük durumunda nelerle karşılaşacağımızı bilelim ve buna göre tutum saptayalım.
     Faturanın içinde görecekleriniz hayali değil. Gerçekleşecek ve birlikte yaşayacağımız unsurları kapsıyor.
     Türkiye ise, Kıbrıs’ı sadece sloganlarla ve hamasi, içi boş konuşmalarla tartışıyor. Boş laflar ediyoruz. Dünyanın gerçeklerini bilmiyoruz. Doğruları bilip, politika oluşturalım. Bilinçli yapalım ki, sonradan hayal kırıklığına uğramayalım.
     Şimdi gelin faturayı tek tek inceleyelim...
     
1. Kıbrıs’ı daha kötü kaybedebiliriz
     Kıbrıs AB’ye tam üye olduğu andan itibaren artık AB toprağı sayılacaktır. Üyeler arası dayanışma süreci işlemeye başlayacaktır.
     Rum yönetimi, Kıbrıs’ın tamamını temsil ederek AB üyeliğine geçtikten bir süre sonra, Bakanlar Konseyi’ne başvuracak ve Ada’nın Kuzeyinin Türk işgalinden kurtarılmasını isteyecektir. AB bu çağrıyı duymamazlık edemeyecek ve Türkiye’ye karşı harekete geçmek zorunda kalacaktır. Yaptırımlara kadar gidebilecek bir süreç başlayacaktır.
     n Aynı süreç içinde, Rum vatandaşlar insan hakları mahkemesine başvuracaklar ve Türk istilası altındaki gayrimenkullerini geri isteyeceklerdir. Mahkeme, bütün bu başvurularda Türkiye’yi mahkum edecektir.
     Bu kıskaç, Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs’ı bırakmaya zorlayacaktır. Çarklar dönmeye başlayınca, bir daha durdurulamayacaktır.
     
2. AB ve Avrupa Konseyi kapıları kapanır
     Bu süreç, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne gidiş kapısının tamamen kapanmasına, Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına kadar sürebilir.
     AB ve Avrupa Konseyi, Kıbrıs’a destek vermek zorunda kalacaklar ve Türkiye ile tüm iplerini germe pahasına Kıbrıs’ın yanında yer alacaklardır. Türkiye, batı dünyası ile kavga etmek durumunda kalabilecektir.
     Bu olasılık, Türkiye ile Avrupa ilişkilerinin kopması anlamına gelecektir.
     
3. Ege’de gerilim Kıbrıs’ta çatışma
     İplerin koparıldığı, ilişkilerin sertleştiği bir ortamdan en fazla etkilenecek olan alanlar, Ege ve Kıbrıs olacaktır.
     Yunanistan ile barış süreci bitecek ve Ege’de yine eskisi gibi gerilimli dönem başlayacaktır. Tatbikatlar artacak, hava sahası (6-10 mil) için uçuşlar birkaç misline çıkarılacaktır.
     Kıbrıs’ta da gerilim, ister istemez yükselecektir.
     Ancak şimdiye kadar sadece Kıbrıs ve Atina ile karşı karşıya olan Türkiye, bu defa karşısında Avrupa Birliği’ni bulacaktır.
     
4. Türkiye ve KKTC fakirleşecek
     Yukarıda anlattığım senaryonun abartısı yok, eksiği vardır. Böyle bir ortama girilmesinin en ağır faturası da ekonomiye yansıyacaktır.
     En başta, Türkiye fakirleşecektir.
•   Askeri harcamalar artacak, uluslararası iklim bozulacağından dolayı turizm geliri kaybedilecek ve zaten çok az gelen yabancı sermaye toptan yok olacaktır.
•  Dışarıdan borç alarak yaşama zorunluluğundaki Türkiye’ye uygulanacak borç faizleri risk faktörü nedeniyle artacaktır.
•   AB kapısının kapanması, batı ile ilişkilerin gerginleşmesi, Türk ekonomisini daha da istikrarsızlaştıracak ve piyasalar çökerken, dolar kuru artacaktır.
•   Türkiye kişi başına 3 bin dolara mahkum olurken, KKTC vatandaşları daha da fakirleşecektir.
     
     
Sonuç: Uykudan uyanma zamanı
     Fatura gerçekten çok korkutucu.
     Dünya ile kavga etmek ve elimizde avucumuzda olanı da kaybetmek istiyorsak, o başka... Bu kıskaçtan çıkmanın yolu "verip kurtulmak" değildir.
     Elimizdeki kartları iyi değerlendirmek, gerçek değerlerinden fazlaya satmamak, akılcı olmak zorundayız.
     İçi boş kahramanlıklar, akılsız politikalarla bu ülkeyi, insanlarımızı riske atamayız. Artık uykudan uyanmamız gerekiyor. Gerçeklerden hareket edip, uzun vadeli çıkarlarımızı iyi hesaplamalıyız.
     Dünkü yazımda, AB’nin Yunanistan ve Kıbrıs’ın kayıplarını sıralamıştım, ancak görüyorsunuz bizim risklerimiz çok daha fazla. İsmail Cem boş yere "Herkes zarar görecek, biz ise daha fazlasını ödeyeceğiz" dememişti...
     Özetle, farkında değiliz, ancak bir felakete doğru hızla koşuyoruz. Duvara çarptığımız zaman uyanacağız fakat çok geç olacak...
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
AKP’den sarı ışık

Çetin ALTAN
Şakalar sambasında tef temposu...

Melih AŞIK
Solak mısınız..?

Fikret BİLA
Ecevit ve Çiller’in çağrıları

Hasan CEMAL
Bahçeli’nin çıkışı, Derviş’in sıkıntısı!

Yılmaz ÇETİNER
En az 300 milletvekili seçilemeyeceği için!..

Can DÜNDAR
"Kalkın! Varalım Çin’in üstüne..."

Hurşit GÜNEŞ
Neredeyse kendimi psikoterapist sanacağım

Sami KOHEN
Bir Kerkük sorunu eksikti!

Mehmet Y. YILMAZ
Baltalar elimizde...

Tuncay ÖZKAN
Potaya takılanlar

Hasan PULUR
Eli sopalı meslek bekçileri...

Derya SAZAK
Derviş karar vermeli

Meral TAMER
Masamda bulduğum kitaplar (1)

Güngör URAS
Enflasyon inerken faizin çıkması çok tehlikeli

Serpil YILMAZ
Futbolun eski başkanı Kemal Ulusu meydan okuyor (1)

M. Ali BİRAND
Kıbrıs faturası çok ağır...

© 2002 Milliyet