Portekiz son şansına zihinsel ve taktik açıdan iyi hazırlanarak çıkmıştı. Oyun disiplini ön plandaydı. Güney Kore’nin çabuk ve sprinter oyuncularına genişlik bırakmamak için alan daralttılar. Kazanılan toplarda da garantili pas ve kontrollü anlayışa özen gösterildi. Hücum girişimlerine de dengeyi elde tutarak çıkılıyordu. Ancak takımın en çabuk ve teknik oyuncularından J.Pinto yaptığı gereksiz bir hareketle kırmızı kart gördü. Polonya’nın ABD karşısında iki farklı galip oynamasının haberi maçın temposunu düşürdü.
Kore de rakibinin üstüne gitmiyor, daha çok hazırlık paslarına özen gösteriyordu. Bu tempoda kilitlenen oyunda Portekiz ikinci kırmızı kartı da gördü. Kısa süre sonra da Kore skor avantajı yakaladı. İşte maç bundan sonra başladı. Son 15 dakika nefes kesti. 9 kişi ile bütün riskleri göze alıp hırsla saldıran Portekiz ciddi kale önü tehlikeleri atlattı ama üç tane çok net gol fırsatı buldu. Ancak bunları değerlendiremedi. Hele son saniyede Conceicao’nun kolay kolay çıkarılamayacak şutunu, Kore kalecisinin mükemmel bir refleksle çıkarması Portekiz adına büyük şansızlıktı.
Aslında Portekiz en büyük yanlışı ilk maçta yaptı. Futbolda rakip küçümsemenin bedelini ABD’ye yenilerek ödedi. Çok koşan, çok iyi pres yapan Kore’nin tek eksiği kontrollü oyuna yatkın olmamaları. Gol yollarında da oldukça beceriksizler. İtalya önünde işleri hiç de kolay değil.