15 Haziran 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ulusal hamaset ve mistik cinsellik...

     Bizim Milli Takım'ın Dünya Kupası karşılaşmalarında 2. tura yükselmesi, yüksek dozda bir coşku gösterisinin doğal doruklarını da aşan, ulusal bir sevinç çıldırmasıyla kutlandı.
     Radyolar, televizyonlar, gazetelerin yıldırım baskıları ve dün de tüm basında birinci sayfalar; silme futbol zaferiyle bayraklaşan tek bir yanardağa dönüştü.
     Fransa'yı deviren Senegal'de de zafer, bilmiyorum bizimkine benzer bir cinnetle mi kutlandı?
     * * *
     Televizyonlardan, Taksim'de çığ gibi büyüyüp giden binlerce gencin, ortak bir mutluluk sar'ası içindeki hamasi slogan salvolarını izlerken; yüreğimin duygu kuşları binbir düşüncenin labirentinde tüy dökmeye başladı.
     Genç kuşaklarda ne kadar yoğun, evrensel bir başarı açlığı birikmişti... Gerçekte yüzlerce yılın açlığıydı bu ve hemen hamaset sloganlarında tatmine yöneliyordu:
     - Avrupa Avrupa, duy sesimizi; türünden...
     * * *
     40 yıl önce uzaya ilk giden insan bir Türk olsaydı kazara...
     32 yıl önce Ay'da yürüyen ilk insan da bir Türk olsaydı...
     Son yüzyılda Türkiye'nin de, tıpkı Almanya gibi, çeşitli dallarda toplam 42 Nobel ödülü bulunsaydı....
     Dünya Kupası maçlarında 2. tura yükselme zaferi, tüm basında ilk sayfaları yine silme kaplar mıydı?
     * * *
     Psiko - sosyolojik açıdan halimiz biraz tuhaf, ama ne yapalım ki, gerçek böyle...
     Zafer naralarının füzelendiği Taksim Meydanı'ndaki binlerce genç, torunlarım yaşındaydı.
     Ve besbelli ki, hem genellikle mesleksiz, hem de kendi anadillerinin "yazı" boyutundan kopuktular...
     Ve yine besbelli ki, ekonomik bir güvenceden de yoksundular.
     * * *
     Bir an için böylesi coşkulu genç bir potansiyelin; ekonomi, hukuk ve tarih bilinciyle beyinsel bir kalite düzeyinde, evrensel bir meslek sahibi olduğunu hayal ettim...
     Gazetelerin toplam tirajı 3.5 - 4 milyon yerine, 30 - 35 milyon; yılda adam başına ortalama kitaba ödenen para, 2 dolar olma yerine; 500 dolar...
     Kim istemezdi ki, böyle bir Türkiye tomografisini...
     * * *
     Dünkü Radikal'in iç sayfalarında, 5 sütun üstüne atılmış bir başlık vardı:
     "Aça para yok, silaha çok."
     Alt başlık da şöyleydi:
     "Milyonlarca insan açlıktan kırılırken, beş Batı ülkesi geçen yıl silahlanmak için 839 milyar dolar verdi. SIPRI'nın 2001 silahlanma raporuna göre, 8.9 milyar dolar harcayan Türkiye 14. sırada."
     Silah dış alımlarında ise Türkiye 4. sıradaydı.
     * * *
     Hamaset hipnozlarının kökenleri çok eskilerdedir bizde...
     1866 Girit başkaldırısı sırasında da, İstanbul'daki gençler; şimdi vilayet olan, Sadaret binasının önünde toplanmışlar, koro halinde bağırıyorlardı:
     - Girit bizim canımız, feda olsun kanımız...
     Sadrazam Ali Paşa, toplumsal hamaset hipnozlarından kendisine politik avantalar çıkartma hesaplarının çok üstünde, gerçek ve çağdaş bir devlet adamıydı. Zekası ise nükte şimşekleriyle nakışlanmış bir deha gergefiydi.
     "Girit bizim canımız, feda olsun" kanımız diye, duygusal bir hamaset fırtınası yaratmaya kalkan gençleri; hemen o anda askere almaya kalkmıştı. Ve hamaset korosu usulca dağılıvermişti.
     * * *
     Enver Paşa ise, gençliğin hamaset hipnozunu, II. Wilhelm'in Orta Asya'ya dönük stratejisi doğrultusunda; Galiçya'da, Yemen'de, Sarıkamış'ta 2 milyon genç ölüye dönüştürdü ve 4 milyon 200 bin kilometrekarelik bir etkinlik alanının kaybıyla, üstünde 24 yeni devletin birden kurulmasına neden oldu. Okullardaki tarih kitaplarında; Sevr - Lozan kıyaslamalarının ön plana çıkarılmasıyla, gözlerden uzak tutuldu bu tarihsel fiyasko...
     * * *
     Toplumsal hamaset hipnozu yanında, kitapları cami avlularına kadar uzanmış, mistik bir cinsellik edebiyatı vardır bizde, bir de...
     İşte El - Hac Mustafa Rakım Efendi'nin "Mürşid - i müteehhilin" (evlileri irşad) kitabından, "Cinsi münasebetin şekli" bölümü:
     "Erkek kadının üstüne çıkar. Ve kadının baldırını kaldırır, iyice oynayıp memelerini sıktıktan sonra zekerini kemal - i keyf ve neşeye erişinceye kadar ferç içine idhal eder. Kadının üste çıkması sıhhi bakımdan mahzurludur.
     Kitabın bendeki nüshasının arka kapağında, "Hediyesi 2.5 liradır" diye yazıyor.
     * * *
     Sokrates'in ünlü bir sözü vardır:
     - Kendi kendini tanı...
     "Yazı" birikiminden kopuk, şifahi bir sanallık ve demagoji içinde, acaba biz kendi kendimizi ne kadar tanıyoruz?
     Neyse, 2. tura çıktık ya...
     - Avrupa Avrupa, duy sesimizi...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Hukukçuya saygı

Çetin ALTAN
Ulusal hamaset ve mistik cinsellik...

Melih AŞIK
Barajistan...

Fikret BİLA
İzgi’nin önerisi

Hasan CEMAL
Bir duayen, Metin Toker için...

Can DÜNDAR
Hadi uyan Metin Abi!

Abbas GÜÇLÜ
Sınavdan önceki 24 saat?..

Sami KOHEN
Dikleşmeden dik durmak...

Mehmet Y. YILMAZ
Bizi birleştiren sadece zafer değildi...

Hasan PULUR
Bu coşkuya ihtiyacımız vardı...

Derya SAZAK
Takım ruhu olmayınca

Meral TAMER
Dünya (Bayındır) Sigorta’yı ben batırmışım!

Güngör URAS
Bankalar zararda ama vergi verecek

Serpil YILMAZ
Futbolda genel kurul maçı (2)

M. Ali BİRAND
Çiller DYP'ye yazık ediyor

© 2002 Milliyet