
|


Rakı içmenin farklı yolları
Milli içkimiz haline gelen rakıyı içme kültürümüz ise ne yazık ki hayli tekdüze. Oysa erbabı "Rakıyı havuz yaptırarak içme" gibi son derece ilginç yöntemler dahi biliyor
ŞİŞEDEKİ BALIK / MEHMET YALÇIN
Rakınızı nasıl içersiniz? Hemen her birinin rakıyla ilgili bir dolu söyleyecek sözü, kendilerince "derin" felsefesi olan milyonlarca rakı tiryakimiz ne kadar itiraz edecek olursa olsun, gerçek o kadar renkli değil: Rakıcıların yüzde doksanı, aslında limonata bardağı olan, her türlü estetikten yoksun konik bardakta, genellikle yarı yarıya su ve biraz da buz ilavesiyle yudumluyorlar rakılarını. İçilen hemen hep Yeni Rakı, yanındaki meze de evlerdeki özel ortamlar hariç, meyhanelerde hemen hep aynı: haydari, beyaz peynir, kavun, son zamanlarda bir de acılı ezme... "Ezici çoğunluk" rakısını böyle içiyor. Rakı adeta totaliter bir kültür yaratmış etrafında, kişiye özgü küçük fantezilere, sürüden uzaklaşmalara, ufak züppeliklere izin yok! Öyle bir baskın kültür ki bu, bir hoşgörü sofrası olduğu söylenen rakı sofrasında başka içki, mesela bira ya da şarap içenlere de "Yahu ortamı bozma" diye baskı yapılıyor. Zaten rakı içenlerin bir kısmı da rakıyı sevdiklerinden değil, ortama uyma kaygısından masadaki diğerleri gibi rakı ısmarlıyorlar. Herkes Yeni Rakı içerken kazara Kulüp ya da Altınbaş istemeye kalkan, önce masa arkadaşlarının, sonra da garsonun "Kıllık etme, ne varsa iç işte" yollu bakışlarıyla pişman ediliyor. Arada bir canım dışarda rakı içmek istediğinde Kulüp Rakısı ısmarlama serüvenlerimi yazsam, nehir roman olur!
Tabii bu manzaranın, yurdun her yerini saran tekdüzeliğin kabahati rakıda değil, onun etrafında böyle bir kültür ören bizlerde. Hatırlasanıza, Tekel nihayet ayrı bir Tekirdağ rakısı çıkardığında, rakılarımızın en vasatı olan Yeni Rakı’nın tiryakilerinin çoğu sinirlenmiş, "Ağzıma bile sürmem arkadaş!" diyerek yeni bir tada damağını kapalı tutmayı marifet saymıştı. Tekirdağ rakısının yarım litrelik sevimli şişeleri de hoş bir yenilik olarak görüleceğine, alışkanlığa uygun düşmüyor diye eleştirilmişti. Kısacası, güzelim rakıyı tutuculuğun ve tekdüze bir toplumsal kültürün içkisi haline getirivermiştik...
Oysa bir zamanlar... Bu uzun girizgâhı son zamanlarda rakıyla ilgili okuduğum en hoş satırları aktarabilmek için yaptım. Sosyal hayatımız bu denli kalıplara sıkışmış, bu denli "vasatlıkta eşitlenmiş" değilken, rakı içmeyi bir aşk, bir sanat haline getiren renkli tipler varmış. Barmenlerin duayeni Vefa Zat, yeni çıkan kitabı "Eski İstanbul Meyhaneleri"nde bunlardan 1960’ların ünlü gazetecisi Ümit Deniz’i anlatıyor:
"Hiton’un Lalezar Barı’ndaki taburesine oturur oturmaz hemen ceketinin mendil cebindeki tığ örgüsü, krem rengi rakı kadehi kılıfını çıkarıp bankoya koyardı. Bu kılıf sayesinde elinin temasıyla bardağın ısınması önleniyor, rakı soğuk kalıyordu. Ümit Deniz rakısı önüne sunulduğu zaman önce ayağa kalkar, sonra özenle kadehin kılıfını geçirir, daha sonra da ‘Pembe ceketli çocuk, buz ile suyu ilave ediver lütfen’ derdi. Rakıya buzla su ilave edildikten sonra önce ceketini ilikler, sonra kadehini eline alırdı. Düğmesini ancak kadehten bir yudum aldıktan sonra açardı..."
Vefa Zat’ın kitabından bir başka ilginç rakı içme biçimi de, rakıyı ağızda havuz yaptırarak içme. Nasıl mı? Vefa Ağabey anlatıyor: "Buzun yaygınlaşmasından sonra eski küçük bardakların yerine limonata bardağı devreye girdikten sonra, ağızlarının tadı kaçan bazı rakı tiryakileri ağızlarında havuz yaparak içmeye başladılar. Bu gelenek 60’lı yılların sonlarına kadar sürdü. Rakıya ağızda havuz yapma, kıtlama çay içmeye benzer. Önce ağza bir miktar soğuk su alınır, ağız temizlenip damak hazırlanır. Sonra soğuk rakıdan bir yudum alınır ama yutulmaz. Rakı ağızda iken üzerine bir miktar su yudumlanır ve dil yordamıyla her ikisi ağızda iyice karıştırılarak yutulur. Damağa bıraktığı lezzete değme gitsin..."
Rakı, başka türlü de içilebilirmiş, kısacası...
PAZAR


Edebiyatta ve mutfakta Selim Usta
‘Sayın Apo’ ağzımdan kaçtı
Çocukluk arkadaşlarının ‘gerçeküstü’ restoranı
Cezam konuklara keman çalmaktı
‘Küçük Madonna’ küçük Osbourne
"Tony Curtis’in dublörüydüm"
Şehre gece yarısı kurulan köy pazarı
Okulumuz depreme hazır
Rakı içmenin farklı yolları
Babalar için bol köpüklü şampanya
Anadolu kültürleri Nostalji Bahçesi’nde
Yeniköy’de bir İsviçre kahvesi
Al Dente futbol
İngiltere’yi idare eden güçlü aileler
Tarih eğitimi, politikaları ve tarihçiler
Değerli dokunuşlar
Sezen Aksu konserinde Zeynep diye bir kız
Yeniden hoş geldin, Sait Faik...
Sirk, Jumbo ve Babalar Günü
Gotti’yi özlemek
SAYFA BAŞI

|
|

|