18 Haziran 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Yeniden hoş geldin, Sait Faik...

Edebiyatımızın usta yazarı Sait Faik Abasıyanık’ın kitapları Yapı Kredi Yayınları tarafından yeniden basılıyor. Yayınevi "Semaver", "Sarnıç", "Şahmerdan" ve "Lüzumsuz Adam"ı tek ciltte toplayıp okurlarına sundu

     Sait Faik’i ilk görüşümü hatırlıyorum. 1956 ya da 1957 olmalı. Okulda bir edebiyat matinesi düzenlemiş, Sait Faik’i çağırmıştık. O yıllarda inanılmaz ilgi görürdü bu matineler. Salonlar adam almazdı. Yazarlar neredeyse her hafta düzenlenen bu matinelerde şiirlerini, öykülerini okurlardı. Bir gün "Yahu, Müzeyyen Senar’ı geçtik" diye yakınmıştı Behçet Hoca (Necatigil).
     Matinelerin gediklileri vardı. Bir de hiç katılmayanlar. Sait Faik katılmayanlardan biriydi. Ama nasıl olduysa, bizim okuldaki matineye gelmişti.
     Edebiyat öğretmenimiz Ekrem Yirmibeşin, onun geldiğini duyunca salondan fırlamış, "Sait Faik gelmiş! Sait Faik gelmiş!" diye çığlıklar atarak merdiven basamaklarını koşarak dörder dörder inmeye başlamıştı. Sait Faik’i kapıda karşılayacaktı. Gözü kimseyi görmüyor, merdivende herkesi bir yana savurarak, "Sait Faik gelmiş!" diye bağırıyordu.
     Savrulanlar arasında Sait Faik de vardı. Ekrem Hoca’nın omuz darbesiyle merdivenlerden tepetaklak yuvarlanacaktı az kalsın. Koluna yapışıp çekmiştim. Yüzündeki dehşet ifadesini unutamam.
     * * *
     Sait Faik hep en sevdiğim yazarlar arasında yer aldı. İlk öyküsünü okuduğum günden şu satırları yazmakta olduğum ana kadar. Ondan hiç vazgeçmedim. Her okuyuşumda yeni değerler buldum öykülerinde.
     "Şahmerdan" kitabını aldığımda, "Şahmerdan nedir?" diye sormuştum babama. Ne olduğunu söylemişti. Ben de o öyküyü okumuştum yüksek sesle. Babam da Sait Faik’i sevmiş, zaman zaman kitaplarını karıştırır olmuştu. (Ama en sevdiği öykü, hiç tartışmasız, Haldun Taner’in "Konçinalar"ıydı.)
     Birçok okur gibi, babamla beni buluşturan, Sait Faik’in sıcacık yüreğiydi sanırım. Yapmacıksız, dolaysız, içten insan sevgisiydi. Bu sevgiyi taşıyan, dinginsiz bir duygu yoğunluğuyla kağıda döken bir yazar nasıl olur da "toplumcu değil" diye küçümsenirdi? Bunu o zaman, ilkgençliğimde bile aklım almıyordu.
     Memet Fuat’ın "Düşünceye Saygı"sından aktarıyorum: "Bir sevdaydı onun toplumsalcılığı. Belki eksik, belki yanlış, belki yetersiz, ama her türlü kuşkunun ötesinde, katışıksız, içten bir toplumsalcılık..."
     Bu yargıya her zaman katıldım.
     
     * * *
     "Alemdağda Var Bir Yılan"ın yayımlanışını hatırlıyorum. Ne büyük bir yankı yapmıştı. Sevenleri kadar, küçümseyenleri, yazarıyla dalga geçenleri de olmuştu.
     Öykücülüğümüzün en önemli kilometre taşlarından biriydi o kitap. Sait Faik, özellikle genç yazarlara, kendi içlerinde keşfedilecek yeni yollar olduğunu göstermişti. Birçok yazar yeni yollar arıyor, buluyordu gerçi. Ama bunu başka yazarlara, genellikle Batılı yazarlara öykünerek başarıyordu.
     Sait Faik ise kaynağını kendi içinde, kendi yaşamında bulmuştu.
     * * *
     Şimdi Sait Faik’in bütün yapıtları yeniden, düzenli bir biçimde yayımlanıyor. İlk olarak "Semaver", "Sarnıç", "Şahmerdan", "Lüzumsuz Adam" tek ciltte toplanarak okura sunuldu (Yapı Kredi Yayınları). Kitabın "Sait Faik hayattayken Varlık Yayınları tarafından yayımlanan baskıların temel alınarak hazırlandığı ve yazım özelliklerinin korunduğu" belirtiliyor. Bu ayrıca sevindirici. Bir yazarın yazım özelliklerinin (savrukluklarının bile) onun sanatçı kişiliğini oluşturan renklerden olduğuna inanıyorum.
     Sait Faik’e "Yeniden hoş geldin" diyorum. Bu kitaplar onu zaten sevenleri mutlu kılacak. O tadına doyulmaz öyküleri bir daha okuma dürtüsünü uyandıracak. Sait Faik’i sadece bir ad olarak bilen gençlerin ise belki onu tanımalarını, öykü türüne başka bir gözle bakmalarını sağlayacak.
     



 PAZAR


Edebiyatta ve mutfakta Selim Usta
‘Sayın Apo’ ağzımdan kaçtı
Çocukluk arkadaşlarının ‘gerçeküstü’ restoranı
Cezam konuklara keman çalmaktı
‘Küçük Madonna’ küçük Osbourne
"Tony Curtis’in dublörüydüm"
Şehre gece yarısı kurulan köy pazarı
Okulumuz depreme hazır
Rakı içmenin farklı yolları
Babalar için bol köpüklü şampanya
Anadolu kültürleri Nostalji Bahçesi’nde
Yeniköy’de bir İsviçre kahvesi
Al Dente futbol
İngiltere’yi idare eden güçlü aileler
Tarih eğitimi, politikaları ve tarihçiler
Değerli dokunuşlar
Sezen Aksu konserinde Zeynep diye bir kız
Yeniden hoş geldin, Sait Faik...
Sirk, Jumbo ve Babalar Günü
Gotti’yi özlemek


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet