
|

Hoşgörü...
NURİYE Akman’ın Şule Yüksel Şenler’le yaptığı röportajı büyük bir ilgiyle okudum. Şule Hanım, 1960’ların sonlarında günlük yazılarıyla ve "Huzur Sokağı" adlı romanıyla fırtına gibi esmişti. Genç, güzel ve ‘türbanlı’ bir yazardı!
Şimdi 65 yaşında olan Şenler’e, Nuriye Akman soruyor: ‘Geriye baktığınızda, kendinizi dar görüşlü bulduğunuz oldu mu?’
Şenler’in cevabı:
- Olmadı ama bugün olsa daha ılımlı bir üslup kullanırdım. Mesela ‘Huzur Sokağı’ otuz küsur yıl önce yazılmış. Bugün kaleme alsam, üniversitedeki birtakım böyle açık kıyafetler, uyumsuz davranışlarda bulunan kızlarımızı öyle resmetmezdim. Biraz şematik buluyorum şimdi... (Zaman, 16 Haziran 2002.)
"Otuz küsur yılda" toplumumuzda hoşgörü faktörünün nasıl geliştiğinin bir işaretidir bu...
***
USTA bir röportajcı olan Akman önemli bir soru daha soruyor: ‘Evliliklerinizin yürümemesinde sizin ‘mücahide’ kabul edilmenizin rolü var mı?’ Cevap:
- Tamamıyla. İslam sadece dış görünüşten ibaret değil. Ahlak güzelliği olmayınca, ibadetiyle, giyimiyle, her şeyiyle İslami olsa da yıkıma uğruyorsunuz. Benim çok modern yaşayan, sol fikirli hatta ateist arkadaşlarım var ama İslam ahlakı özellikleri taşıyorlar...
Evet, "mücahide" tiplemesi "devrimci bacı" ve "ülkücü bacı" tiplemeleri kadar olağandışı ve istisnai idi.
Hayat tecrübeleri ve Türkiye’nin çoğulcu yapısını giderek daha fazla fark etmemiz hepimize gösteriyor ki, kendimiz ve karşıtlarımız için yapılan keskin tiplemeler sağlıklı değildir.
1960’ların sonlarında "genç bir mücahide" olan Şenler’in ileri yaşlarda daha ılımlı ve "öteki"lerine karşı daha hoşgörülü hale gelmesinde iki faktörün rolü var: Biri kişisel olgunlaşma, öteki toplumumuzda hoşgörü kültürünün yaygınlaşmakta olması...
TESEV’in sosyolojik araştırması da bunu kanıtlıyor.
***
MİLLİYET gazetesindeki fotoğrafı gördüğümde ilk anda "türban gösterisi" sanmıştım. Meğer Şebinkarahisarlılar "hemşerileri" Rahşan ve "enişteleri" Bülent Ecevit’i ziyaret ediyorlarmış...
Kalabalık bir grup; başı açık olan da var, türbanlılar da... Yargıtay Başsavcısı fezlekeleriyle Anayasa Mahkemesi kararlarında yazılanların aksine, birbirlerini "tehdit" görmüyorlar, aksine kol kola yürüyorlar!
"Türban irtica simgesidir" lafı, ‘öteki’ saydığımız insanlarımızı ‘iç düşman’ diye "tipleme"nin bir ifadesidir.
Halbuki, Ecevit’in türban yasağını eleştiren, "DSP’de de türbanlı kızların bulunduğunu" belirten konuşmaları vardır.
Türkiye gibi heterojen toplumlarda milli birliğin en önemli harçlarından biri "hoşgörü"dür. Kennedy zenci eşitliğini savunurken "Amerikan birleşikliğinin temelinde farklılıklara hoşgörü vardır" diyordu.
"Parti devleti"nden kalma keskin şablonlarla hoşgörü ve barışık toplum ideali geliştirilemez.
Reformları misyon edinen Sayın Ecevit’in bir misyonu da ‘bizim zenciler’in eşitliğini gerçekleştirmek olmalıdır! Kendisini ziyarete gelenler, kol kola üniversiteye de gidebilmelidir!
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|