
|

DSP’de muhalif 10’lar
Başbakan’ın rahatsızlığı üzerine DSP’de etkinliği artan Rahşan Ecevit’in Şebinkarahisar heyetine Oran’da otobüsün üzerinden seslenmesi parti içi muhalefete karşı bir gövde gösterisi olarak yorumlanıyor.
DSP’de Ecevit sonrasına dönük bir yapılanma gereği ortaya çıkarsa ipler seçime dek Rahşan Hanım’da bulunacak. 12 Eylül’ün siyasi yasakların referandum sonucu kaldırıldığı 1987 öncesinde de Rahşan Ecevit’in ‘Bayan Peron’ rolü üstlendiği bir dönem yaşanmıştı. Rahşan Hanım, ‘örgüt’ten sorumlu genel başkan yardımcısı olarak DSP Genel Merkezi’nde Bülent Ecevit’ten daha güçlü konumda! DSP’li milletvekilleri, Başbakan’a geçmiş olsun ziyareti için Oran’a gittiklerinde Ecevit’i göremeseler bile, ‘Rahşan Hanım’a bağlılıklarını’ bildiriyorlar. Böylece Başbakanlıkta ve Meclis Grubu’nda Ecevit’in boşluğunda alternatif güç odakları oluşmasının da yolu kesiliyor.
Oran ziyaretçilerine geçenlerde Uluç Gürkan ve arkadaşları da katıldı. Grupta adları ‘muhalif’e çıkan 10 milletvekili Başbakan Ecevit’le görüşmek istediler.
Emin Karaa, Ertuğrul Kumcuoğlu, Ramiz Savaş, Tahir Köse, Cengiz Güleç, Fırat Dayanıklı, Ahmet Arıkan, Ali Arabacı ve Sadık Kırbaş Oran’a çıktılar ancak Başbakan yerine Rahşan Ecevit tarafından kabul edildiler.
DSP’li milletvekilleri Rahşan Hanım’a kendi konumlarını, partinin ve hükümetin geleceği konusundaki görüşlerini anlattılar.
Uluç Gürkan’a göre bu gelişme DSP’den de öteye CHP tarihinde bile örneğine rastlanmayan muhalefet girişimiydi. Lider ve eşi, Meclis Grubu’nun muhalif kanadının görüşlerini dinlemek zorunda kalıyorlardı.
Gürkan dün aradı ve Türkiye’nin bu sıkıntılı günlerinde ‘vicdanının sesini dinleyecek’ milletvekillerine ve politik önderliğe olan ihtiyacı vurgulayan yazımız nedeniyle DSP Grubu’nda ülke çıkarları adına gerektiğinde ‘bağımsız’ hareket edebilecek üyelerin varlığından söz etti. Bu milletvekilleri Anayasa’da gözaltı süresinin kısaltılmasından idamın kaldırılmasına dek pek çok konuda birlikte hareket etmişlerdi. Onları DSP’de tutan en büyük gerekçe ise gruptan kopmaları halinde MHP’ye başbakanlık yolunu açacak tarihi sorumluluğu yüklenmek kaygısıydı. Haksız değiller!
Almanya eski Başbakanı Helmut Schmidt’in siyasi etik konusundaki önerileri aslında tüm parlamento üyeleri açısından geçerli:
‘Bir karar vermeden önce, her defasında ortada bir haksızlığın, yolsuzluğun, hatanın ya da tehlikenin olup olmadığını, eğer varsa, nasıl bertaraf edileceğini titizlikle incele. Senin görevin, korumak ve biçimlendirmek, reform yapmaktır. Ve her çalışma dönemi sonunda kendine şu soruyu sor: Görevimi layıkıyla yayıp temel değerlerime sadık kalabildim mi?
Tek tek her bir durumda şunu tartmak zorundasın: Parti grubu disiplinine uymamı gerektiren etkenler hangisi, vicdanımın sesini dinlememi gerektiren etkenler hangisi? Eğer bu ikisi birbiriyle çelişiyorsa, oylama sırasında vicdanının sesine göre hareket et.’
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|