20 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Şehre gece yarısı kurulan köy pazarı

Dolapdere’de gece yarısı kurulan İnebolu Pazarı’nda birçok ürün günün ilk ışıklarıyla tükeniyor. Pazar lokanta işletmecilerinin de gözdesi

     MEHMET KENAN KAYA

     Dolapdere’deki Toprak Tabya Sokağı’nda pazar gününün ilk saatleri... Şehir uykuya çekilirken İnebolu’dan gelen kamyonlar, meyve-sebze sandıkları ile hareketlenen sokak uzun bir güne hazırlanıyor. Çünkü az sonra bu küçük sokağın meşhur pazarı kurulacak ve gecenin karanlığında başlayan serüven günün geç saatlerine kadar devam edecek.
     
"Birçok ürün sabahın ilk saatlerinde tükeniyor"
     "İnebolu Pazarı" aslında İstanbulluların yarım asırdır aşina oldukları bir alışveriş geleneği. İlk olarak 1950’li yıllarda İnebolulu çiftçiler tarafından Karaköy’de kurulan bu pazar birkaç yer değişikliğinden sonra 4 yıl önce bu sokağa taşınmış. Hepsi İnebolu’da yetiştirilen sebze, meyve ve bakliyatın satıldığı pazarın en önemli özelliği ise asıl hareketliliğin gece yarısı yaşanıyor olması. Çünkü ürünlerin doğallığı ve lezzetinden dolayı birçok restoranın da ilgi gösterdiği pazarda özellikle ev yapımı ürünler günün ilk saatlerinde tükeniyor.
     Asıl sezonu eylül-ekim aylarında açılan İnebolu Pazarı’nda yaklaşık 20-30 civarında tezgah yer alıyor. Esnafın hepsi İnebolulu ve her hafta 8-10 saatlik bir yolculuğun ardından otobüsle İstanbul’a geliyorlar. 15 yıldır İstanbul’da tezgah açan İrfan Ada "Bu pazarı dedelerimiz kurmuş. O zamanlar gemilerle getirip Karaköy’de satarlarmış. Bizim köylerde herkesin bağı bahçesi olduğu için orada ihtiyaç olmuyor. Mallarımızı İstanbul’da satmaktan başka şansımız yok" diyor.
     İnebolulu pazarcılar şu sıra krizden, giderek artan yol masraflarından biraz şikayetçiler ama sonbaharda her şeyin düzeleceğine inanıyorlar. İrfan Ada "Kestane ve fındık satışları çok önemli bizim için. Ayrıca sonbaharda ürün de bol olur" derken öteki pazarcılar da hak veriyor ona. Sonra saat sekize yaklaştığında civardaki evlerden ellerinde torbalarla kadınlar giriyor sokağa. Aradıkları ev reçellerini, peynirleri bulamayınca "Geç kaldık" diye üzülüyorlar. Neyse ki az sonra köy ekmekleri, salamura mantar ve köy tavuğuyla bulunuyor teselli. Ve neyse ki Dolapdere’deki Toprak Tabya Sokağı’nda eski bir İstanbul geleneği "lezzetle" devam ediyor hâlâ...
     



 PAZAR


Edebiyatta ve mutfakta Selim Usta
‘Sayın Apo’ ağzımdan kaçtı
Çocukluk arkadaşlarının ‘gerçeküstü’ restoranı
Cezam konuklara keman çalmaktı
‘Küçük Madonna’ küçük Osbourne
"Tony Curtis’in dublörüydüm"
Şehre gece yarısı kurulan köy pazarı
Okulumuz depreme hazır
Rakı içmenin farklı yolları
Babalar için bol köpüklü şampanya
Anadolu kültürleri Nostalji Bahçesi’nde
Yeniköy’de bir İsviçre kahvesi
Al Dente futbol
İngiltere’yi idare eden güçlü aileler
Tarih eğitimi, politikaları ve tarihçiler
Değerli dokunuşlar
Sezen Aksu konserinde Zeynep diye bir kız
Yeniden hoş geldin, Sait Faik...
Sirk, Jumbo ve Babalar Günü
Gotti’yi özlemek


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet