
|

Sezonunun ardından
Tiyatro sezonu boyunca amatör, profesyonel ve yurt dışından gelen grupların sayısız oyununu seyrettik. Kapanışı festivallerle yaptık, yapıyoruz.
TÜREL EZİCİ
Tataristan’daki "Nevruz" tiyatro buluşması ile çakıştığından, İstanbul Tiyatro Festivali’nde sadece tek oyun seyretme şansım oldu. O da, "kan kırmızı" (!) ya rağmen mekanik - soğuk bulduğum Shakespeare kolajı "Gülün Öfkesi" idi.
Ülkeler arası farklar bir yana, her "oyun", farklı bir vizyonun, farklı bir sanatsal birikimin sunumu - sınanmasıydı. Bambaşka dünyalara açılan, sayısız "özel" kapı araladı önümüzde. Yazarların, sahneye koyucuların, oyuncuların, müzikçilerin, tasarımcıların ve tüm çalışanların "birlikte üretimölerini, bize aralanan bu kapılardan izledik. Dış ülkelerde, "eleştiri kurumunun" işleyiş mantığının aksine, "hükümöden çok, "kanaat" bildirdik.
Bir sanat yapıtı ile ilişkisini, olağan seyirciden farklı ölçü ve kaygılarla kurmak zorunda olan eleştirmen için "sübjektif" eğilim, eleştirinin sağlığı bakımından her zaman olası bir tehlike oluştursa da, kollamaya çalıştığımız "objektif" bir ölçüydü. Yorucu, yıpratıcı olan da işin bu yanıydı. Bu ölçü, metnin seçiminden başlayarak, tiyatroyu sanat olarak var eden tüm öğelerin "görünmeyen usta bir şef" in yönetim değneğinin altında, uyumlu - işlevsel -dengeli bir bütünde "hayat" bulma becerisiydi, hüneriydi.
Freud, "sanat"ın, "çocuklukta oyundan alınan keyfi, erişkinlikte yeniden yaşama arzusu"ndan kaynaklandığını söylemişti. Seyrettiğimiz oyunların çoğunda ise, "oyun - keyif" olmanın ötesinde; yorumcunun - yaratıcının kişisel "iktidar" arayışını, hatta çırpınışını yansıtan bir yön vardı. Bu problem çoğu kez, amacını aşan bir iddia içindeki rejisörde düğümlenmiş olarak çıktı karşımıza. Bu oyunlarda, "plastik görselliğin", "pahalı ihtişamın" ya da monotonluğa varan "devinimsel aşırılığın" başrolü oynaması kaçınılmazdı. Özellikle çok kadrolu oyunlarda, "kordo" sahnelerin düzenlenişindeki düşünsel - teknik - estetik yetersizlik hemen göze batıyordu. Rejisörlerin tiyatro sanatının bir "gösterge" sanatı alanı olduğunu, bu sanatta rastlantısal olana, her "yakışana" yer olmadığını yeniden yeniden hatırlaması gerekiyordu. Bazen de başarısızlık, iktidarından emin, sezon içinde çok sayıda oyun üreten rejisörlerin aldanışıyla geldi. Sanatın üretimi fabrikasyon süreçlere teslim edildiğinde, "cambazın ipten düşmesi" (!) bir rastlantı olamazdı. Oyunculuk birikimini, tekniğini, sesini, fiziğini kullanarak, sahnede cazibe merkezi olarak kabul görme erincini yaşamak isteyen oyuncunun / oyuncuların iktidar arayışı ise, tiyatro sanatımızın "bireyci" ve "popüler" olana meylindeki başka bir açmaz olarak çıktı karşımıza. Bunun bedelini en çok "Nâzım" (!) ödedi. Ülkemiz açısından sonuç: Sanat kaygısından çok, narsistik kaygıların, beklentilerin biçimlediği, çok renkli, ama "özgün" bir karakteristiği yansıtmayan; kurulu düzenimiz gibi "sistemsiz" bir tiyatro anlayışı ve yaşantısıydı.
Seyrettiğimiz pek az oyun bu genellemenin dışında, başarıyı yakalamıştı: Cüneyt Çalışkur yönetiminde, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı "Leenane’in Güzellik Kraliçesi"; Tiyatro Stüdyosu yapımı, Ahmet Levendoğlu yönetimindeki "Dünyanın Başkenti - Speer". Yabancı gruplar içinde ise, Kamal Tatar Devlet Tiyatrosu yapımı, Farit Bigtençiyev’in yönettiği "Sarışın Nüktedan ve Kara Saçlı Sevdiği"; Grotowski Tiyatrosu’ndan, "Kalan Tek Nefes". Bu oyunlar belleğimizde unutulmayacak izler bıraktı.
KÜLTÜR & SANAT


İlahi kürelerin saltanatı
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bayrağın yeni bekçisi
Peter Pan’in dönüşü
Adada aşk başkadır
Büyümek istemeyenlerin kahramanı
Güneş, Koç Burcu’na girerken
Sakıp Bey müzesini kurdu
Haliç’e nazır bir sergi
Psikiyatrın takıları
Keder arzuya ayak basınca
"Kırılmış bilek gibi"
Müzikte muhteşem hafta
"65 milyon bizi izliyor"
İki yüz yıllık sorular
"Aşk bir ateştir"
Kutularını bomba sandılar
Karşıt kutuplar
Hangarlarda sanat
Sezonunun ardından
Avşar’dan beraber ve solo türküler
Oy oy Eminem!
Nostaljik tren gezisi
Ayasofya’nın gizli detayları
Alacakaranlık kuşağında gündüz düşleri
Umudun resimleri
"Karagöz, aslında yetişkinler içindir!"
Zor işlerin adamı
Haftanın albümleri
Çağdaş sanat seçkisi
Fütürologlar yalan söylerse
Hayat atölyesi
Mağara - Forum - II
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|