20 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İnce çizgi

 Bugünlerde konuşmak her yiğidin harcı değil. Milli Takım ile ilgili olarak söylüyorum. Zaten sivri dillileri sevmeyiz ama meraktan da izler ve okuruz. Yani hem döveriz, hem severiz! Ama bizde sivri dillilik ile sataşma arasındaki ince çizgi de bir türlü ayarlanamaz. TRT 2’de Radikal yazarı Ahmet Çakır vardı. Çakır, bir kere düzgün konuşuyor, en sivri eleştiriyi sevecen sözcüklerle anlatıyor. Kin, nefret ve hırs dolu cümleler ağızdan çıkarken ses tonu ile niyetini ifade eder... Çakır sakin sakin, öyle güzel bir tablo çizdi ki... Dediği şu; bu takım 10 yıllık bir birikiminin sonucudur ve başarıyı tatmış bir takımdır. Peki bundan sonraki takım nerede? Genç nesilden kim var? "Bugün erken şu işi bitirelim" diyenler tabii ki çoğunlukta. Hatta ezici bir çoğunluk. Ama ezici çoğunlukların kararları ile yönetildik ya da buna inandırıldık hep. Ezici çoğunluklar hep bizi ezdi ezdi, kum tanesi yaptı.

 Erman Toroğlu söylemi yukarıdaki örneğin tam tersidir. "Eveleme geveleme yok bizde, harbi harbi söyleriz icabında" şeklinde bir yaklaşımdır. Şenol Güneş konusunda şöyle bir cümle sarfetti; "Bizim de hatamız var. Aferim sana diyeceğiz"... Yani Türkçesi önce istediğin gibi eleştireceksin (buradaki söylemin sınırı da futbol terminolojosinin dışında olabilir) sonra da "biz hatalıydık, sana aferim" diyeceğiz. Tam Türk mantığı işte. Zamana, zemine ve duruma göre konuşma kolaycılığı...

 SalI akşamı TV izlerken kesin kararımı verdim; bizim çok izlenen özel kanallarımız, resmen reklam arasında program yayınlıyorlar. Gerçekten bıktırıcı bir durum. Birinden kurtulayım derken bakıyorsunuz ötekinde de reklam başlıyor. Hepsi aralarında anlaşmış yağmur gibi reklam yağdırıyorlar. Merak ettiğim ve hep yinelediğim sorular şunlar: "Bari çok para kazanıyor musunuz?", "Bu reklamlarla ürünler daha mı çok satılıyor?", "Kafamızda bu kadar boza pişiren reklamverenler, bunun doğru bir pazarlama yöntemi olduğunu mu düşünüyorlar?"

 Athena’nın Basketbol Milli Takımı için yaptığı "12 Dev Adam", Dünya Kupası’nın da şarkısı oluverdi. Çünkü Kupa için yapılan şarkıların hiçbiri sokağa uymadı. Bir de Mustafa Sandal aniden çıkardığı albümü ile nasıl iyi tüccar olduğunu da gösterdi. "Pazara değil mezara kadar" şarkısı milletin dilinde.

 SAYFA BAŞI 






İnce çizgi




TV'DE BUGÜN
EKRANDAN HABERLER




© 2002 Milliyet