
|

Ankara İran konusunda AB gibi düşünüyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in iki günlük İran ziyareti, Avrupa Birliği’nin bu ülkeye karşı politikası ile ilgili önemli bir karar aldığı zamana rastladı.
Her nedense bizim basına pek yansımayan bu karara göre, AB Irak’la ekonomik ve siyasal bir işbirliği anlaşması imzalamak amacı ile müzakereler başlatacak.
AB’nin önceki gün Lüksemburg’daki Bakanlar Konseyi’nde sergilediği bu tavır, aksi görüşü savunan ve İran’ı tecrit etmeye çalışan ABD’nin politikası ile taban tabana zıt...
Sezer’in ziyareti ve bu vesile ile yapılan konuşmalar, Ankara’nın bu konuda, daha çok AB’ye meyleden (ve ABD’nin tavrı ile çelişen) bir politika izlemekte olduğunu da ortaya koymuş oldu...
***
AB ile ABD arasında İran konusundaki derin görüş ayrılığı, temel bir yaklaşım farkından kaynaklanıyor.
n ABD, İran’ı Başkan Bush’un deyişi ile "şer ekseni"nin odaklarından biri sayıyor. Her ne kadar son zamanlarda Cumhurbaşkanı Hatemi’nin başını çektiği "değişimciler" (veya ılımlı yöneticiler) etkinliklerini artırdılar ise de, Tahran gene yer yer terörizmi (örneğin Hizbullah’ın eylemlerini) destekliyor, kitle imha silahlarına, balistik füzelere sahip oluyor, bölgede (özellikle Orta Asya’da) nüfuzunu yaymaya çalışıyor. Bu bakımdan Washington, İran’ı bu politikalarından vazgeçirinceye kadar sürekli baskı altında tutmak, ambargoyu sürdürmek kararında...
n AB ise, "İran’a açılma" gereğini savunuyor. Bunda kuşkusuz Avrupalıların (ABD’nin de gıyabında) ekonomik çıkarlarının önemli payı var. Bunun yanı sıra AB’nin argümanı şu: Tahran’da reformcuları cesaretlendirmek ve radikalleri zayıflatmak için, Hatemi yönetimi ile ekonomik hatta siyasi ilişkileri geliştirmek gerek. Bu sayede İran’ın (örneğin terörizm gibi konularda) Batı ile işbirliği yapması sağlanabilir.
Lüksemburg’da alınan kararın ardından BBC’ye bir demeç veren AB’nin dış ilişkiler sorumlularından Chris Patten’in şu sözleri anlamlıdır: "İran’da reformculara dostluk elini uzatmak istiyoruz. Bu reformcu süreci cesaretlendirecektir... İran’da şimdi makul insanlarla konuşmaya başlamazsanız, gelecekte konuşacak az makul insan bulursunuz"...
Ne var ki, AB’nin bu tavrı, ABD’yi çok rahatsız ediyor. Washington bunu, İran’a safça bir destek olarak görüyor. Gene BBC’ye konuşan Amerikalı analist Raymond Tauter’in ifadesi ile İran AB’nin sağlayacağı ekonomik ve siyasal desteği "kendine kâr sayacak", terör, kitle imha silahları konusunda gene bildiğini okuyacak ve sonuçta dünya için tehdit oluşturacak...
***
TÜRKİYE bir süreden beri komşusu İran ile "devrim ihracı"ndan terör ve güvenliğe kadar bazı temel konulardaki anlaşmazlıklarını halletmeye ve ilişkilerini (özellikle ekonomik alanda) geliştirmeye çalışıyor. Sezer’in son gezisi bu yolda yeni, önemli bir adımın atılmasını sağlamıştır.
Türk diplomasisinin bu bağlamda sergilediği pragmatik yaklaşım, İran’a bakış açısının ABD’ninkinden çok AB’ninkine yakın olduğu gerçeğini de ortaya koymuştur.
Ankara bu tavrı öncelikle ülkenin hayati çıkarlarının bir gereği sayıyor. Ama aynı zamanda bu politikanın - AB’nin düşündüğü gibi - İran’ı daha ılımlı ve makul davranmaya teşvik edeceğine de inanıyor...
skohen@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|