20 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?

     VAN
     Güneydoğu’da 5-6 yıl öncesine oranla bambaşka bir hava esiyor. Genelde büyük bir rahatlama var. Gerilim bitmiş, çatışmalar azalmış. Olanlar da kırsal alanlarda görülüyor. Artık, hava karardıktan sonra sokağa çıkma riski veya kapanan yollara rastlanmıyor.
     Bütün bu göstergelere bakıp, sorunun artık bittiği sonucuna varmak ise yanıltıcı olur. Zira genel bir beklenti ortamı var. İnsanların temel sorunu artık aş ve iş. İşsizlik inanılmaz boyutlarda.
     15 yıl süreyle bölgeyi paramparça etmiş olan terörün de etkisiyle, fakirlik diz boyu. PKK baskısı bitmiş ancak bu defa daha da tehlikelisi, fakirlik baskısı var. Ekonomik kriz, devletin buralara kaynak aktarmasını engellediği için, ümitsizlik de giderek artıyor.
     OHAL’in kalkması yerel halkı memnun etmiş. Ancak, resmi veya resmi olmayan görevliler hiç memnun değil. Bazı akademisyenlerin dahi, OHAL ile birlikte kalkacak ek ödemelerinden nasıl rahatsızlık hissettiklerini kulaklarımla duydum. Terör yıllarında, bölgeye akan kaynaktan pay alan tüm çevreler, şimdi bu açığı nasıl kapatabileceklerinin hesabını yapıyorlar.
     Kimileri eski günleri özlüyor. Özleyenler arasında, hem örgüt elemanları, hem de devlet veya devlete yardım kisvesi altında faaliyet gösteren güçler ve mayfa da var.
     HADEP bölgeye tümüyle hakim. Aslında, verdikleri hizmet, bir bölümü kaynak yetersizliğinden, diğer bir bölümü de yeteneksiz kadrolar nedeniyle, son derece yetersiz. Ancak kimse ses çıkartmıyor. Kendilerine yakın hissettikleri insanlar tarafından yönetilmiş olmaktan kaynaklanan bir hoşgörü var.
     
HADEP’i kim etkiliyor?
     HADEP’in kadrolarına baktığınız zaman, genelde yetersizlik ve yeteneksizliklerle karşılaşıyorsunuz. Belediye başkanları genelde, bir Kürt-Türk ayırımı yapmamaya çalışıyorlar. Ancak bazı belediyelerde durum farklı. İhale dağıtımı veya işe alma konularında epey şikayet var. Korkulan en önemli gelişme, böyle bir sürecin, bölgede Türk milliyetçiliğini kamçılaması ve ileride bir çatışmaya dönüşmesi.
     Dikkatleri çeken bir diğer nokta, HADEP’in parti olarak ne oranda KADEK’in etkisi altında olduğu. İster resmi yetkililerle, isterseniz örgüte yakın çevrelerle konuşun, hep yanı yanıtı alıyorsunuz. KADEK’in, HADEP üzerinde önemli derecede hakimiyeti olduğu belirtiliyor. "Buna da şaşırmamak gerekir, zira Kürt sorununu bu noktaya kadar getirmiş olan örgüt, her şeyi HADEP’in ellerine bırakmak istemiyor" diyen, Kürt kökenli bir sivil toplum örgütü yöneticisi, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl, devlet kadrolarında sertlikten yana olanlarla uzlaşıcılar varsa, KADEK de ikiye bölünmüş durumda. Onların içinde de sert tutum benimseyenler, HADEP belediyelerini tamamen Kürtleştirmek isteyenler ve uzlaşmadan yana olanlar var. Bu iki akım arasında tartışma sürüyor. Daha uzun zaman da devam edecek."
     
T.C. HADEP’e nasıl bakıyor?
     15 yıl boyunca terörle mücadele etmiş resmi yetkililerin bölgedeki gelişmelere bakışları hâlâ son derece kuşkulu.
     HADEP belediyeleri ile resmi devlet temsilcileri arasındaki ilişkiler gergin. Bir bölümü, HADEP’i benimseyemediklerini, partinin Kürtçülük yaptığını ileri sürüyor. Bir diğer bölümü ise, daha uzlaşıcı bir yaklaşımda. "Bunlar da bizim insanlarımız. Eğer kaymakam belediye başkanına sırt çevirirse, komutan törenlere davet etmezse, sürekli dışlarsak ne olur?
     Bir süre sonra bu ülkeyi kendi elimizle böleriz" diyen bir
     yetkili, karşılıklı kuşkuların biran önce giderilmesi gerektiğini söyledi.
     Bölgede barış ve istikrar "baskı ve korkuya" dayandırılamaz. Artık bu dönem kapandı. Belki bazıları yine eskiye dönmek istiyor olabilir, ancak ülkemizin çıkarı, hem HADEP’in hem de devletin uzun vadeli bir politika saptamalarını gerektiriyor.
     HADEP, sadece Kürt kökenlilerin
     değil, bütün bölge halkının, Türkiye’nin partisi olmak zorundadır.
     T.C. Devleti de, aksi ispat edilene kadar, dışlayıcı değil, uzlaşıcı olmak zorundadır. Teröre karşı önlemler sürdürülmeli, ancak her Kürt’ü de terörist olarak görmemelidir.
     Güzel günleri sürdürmek bizlerin elinde.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran’da değişim

Çetin ALTAN
Sakıncasız çiftleşme, şiiri öldürdü mü?

Melih AŞIK
FT’nin hakkı...

Fikret BİLA
İdam konusu ertelenebilir

Hasan CEMAL
Unutmayın, top artık ekonomide değil siyasette!

Yılmaz ÇETİNER
Eşdeğer ilaçların fiyat farkı korkunç!

Can DÜNDAR
Otomatik şiir makinesi

Sami KOHEN
Ankara İran konusunda AB gibi düşünüyor

Mehmet Y. YILMAZ
Bankacılık sistemimiz güçlüdür (mü acaba?)

Meliha OKUR
Çukurova Holding nereye koşuyor?

Tuncay ÖZKAN
Amerika’daki El Kaide militanı Bursa’yı işaret etti

Hasan PULUR
Ufak tefek, ıvır zıvır...

Derya SAZAK
İyi ki futbol var

Meral TAMER
Karamehmet neden sermaye koymadı?

Güngör URAS
Mevduat ‘garanti’ olan ‘kredi’ye oluyor

M. Ali BİRAND
Kürt kökenli olsanız, ne dersiniz?

© 2002 Milliyet