
|

Yine de güzel
TABİİ ki Brezilya’yı yenseydik muhteşem olacaktı; hele bir de şampiyon olsaydık dünya çapında bir harikaya imza atmış olacaktık...
Ama yaptığımız iş de az değildir.
"Dünyanın en iyi dört takımı" arasına girdik, inşallah "üçüncü" de oluruz.
Millilerimizin aldığı sonucu hiç küçümsemeyelim.
Bu noktaya ulaşmak da büyük başarıdır.
Şenol Güneş’i kutluyorum.
Bütün millilerimizi kutluyorum.
Canlarını dişlerine taktılar... Dünyaya parmak ısırtmayı başardılar.
Ay Yıldız’ı dünyaya tanıttılar.
Türkiye’yi Fransa gibi, İngiltere gibi futbol devlerinin önüne geçirdiler.
Brezilya karşısında yenilmiş olmak takımımız için bir ayıp, bir kusur değildir.
Türkiye’yi bu noktaya kadar taşımış olan millilerimizi alkışlıyorum.
***
MİLLİ Takımımızı başka sebeplerden dolayı da alkışlıyorum. Türkiye’yi dünyaya tanıttılar, turizme katkıda bulundular, iç piyasaya hareket bile getirdiler.
Hepsinden önemlisi, kültürel farklılıklarımızı hoşgörüyle karşılayarak ortak milli hedefler için "tek millet" halinde kenetlenmeyi, birlikte sevinmeyi, birlikte üzülmeyi gösterdiler.
Bazı aileler yeni doğan bebeklerine millilerimizin adını verdiler. Daha önce hiç bilmediğimiz "Mohikan saçı" birden bire ülkemizde sempatik oldu. Blucinli ve başörtülü genç kızlar birlikte tezahürat yaptılar, tempo tuttular. Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki parka "Şenol Güneş Parkı" adı verildi.
Milli Takımımız sayesinde, futbol tarihimiz bir kere daha zihinlerimizde canlandı, hizmeti geçenleri şükranla andık. Binaların taş üstüne taş konularak inşa edildiğini hatırladık.
Umuyorum ki, siyasette ve ekonomide de bugün yaptıklarımızla ve yapamadıklarımızla yarınlarımızı inşa (iyi mi, kötü mü?!) ettiğimizi de düşünürüz.
***
ŞENOL Güneş de, 1980’lerin sonuna doğru futbol sahalarının Anadolu’ya yayılmasıyla büyük kitlelerin futbola katılmasının son derece olumlu rolünden bahsetti.
Böylece çok geniş kitlelerin desteği, ilgisi ve tabandaki yeteneklerin yükselmesi mümkün oldu.
"Halkın katılımı"nın çağımızda ne kadar önemli olduğunun bir örneğidir bu.
Bu bir teselli yazısı değil... Elbette üzgünüz ama başarılarımızı da bu üzüntü psikolojisiyle küçümsemekten sakınalım.
Dünyada "yarı final"i oynamak da büyük başarıdır.
Hele bir de Kore’yi yenip "üçüncü" olursak bu üzüntümüzü telafi ederiz.
Hiç şüphem yok; geçmişteki daha mütevazı başarılar, atılmış adımlar, duvara eklenmiş taşlar, hatta dersler çıkardığımız eski yenilgilerimiz bizi nasıl buralara getirdiyse, bu "yarı final" tecrübesi de Türk futbolunda bir ‘Kızıl Elma’ yaratmıştır: Gelecek sefer dünya şampiyonluğu...
Milli Takımımızı kutluyorum. Şenol Güneş’i, bütün oyuncuları, bütün teknik ekibi kutluyorum.
Geldiklerinde onları bağrımıza basacağız.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|