27 Haziran 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Hüzünle sevinçle kutlamak gerekiyor bu başarıyı!

     Düş kırıklığı, evet. Hüzün, evet. İçim buruk! Çünkü Brezilya’yı geçip Dünya Kupası’nı Almanya’nın elinden alacağımızı düşünüyordum. Avcumuza gelen dünya şampiyonluğunun kaçacağını beklemiyordum.
     Bu bir hayal değildi.
     Gerçekçi bir beklentiydi.
     Ne yapalım? Olmadı.
     Üzüldüm ama sevindim aynı zamanda.
     Mutluyum.
     Çünkü Milli Takımımız, futbol tarihine kolay unutulamayacak bir sayfayı altın harflerle yazdı.
     Dünyaya adımızı güzel duyurdu.
     Bu büyük başarıdan dolayı bütün futbolcularımızı, yöneticilerimizi ve elbette Teknik Direktörümüz Şenol Güneş’i kutluyorum. Galatasaray’ın Avrupa başarılarından sonra Türk futbolunda psikolojik duvar bu kez dünya arenasında yıkıldı.
     Çıtamız en yükseğe çıktı.
     Türk futbolu artık kendini dünya futboluna kabul ettirmiş oldu.
     Bu yüzden sevinçliyim.
     Brezilya’ya yenildik ama futbolda dünya büyüklerinin arasındaki yerimizi almış olduk.
     Ama içim yine de buruk.
     İnsanoğlu işte!
     Sınır tanımıyor.
     Yetinmeyi bilmiyor.
     48 yıl sonra ilk kez Dünya Kupası finallerine girdik diye sevinçten havalara uçtuk. Ama çıtamız her seferinde yükseldikçe, meydanları doldurduk, daha fazlasını istedik.
     32’ye kaldık diye bayram yaptık.
     Sonra ilk 16’ya yükseldik.
     Dünyalar bizim oldu.
     Japonları geçtik, ilk 8’deydik.
     Ne yapacağımız şaşırdık.
     İlk 4’e kaldık, bayıldık!
     Üçüncülük ya da dördüncülük artık bizi kesmiyordu. Şampiyonluğa talip olduk. Haklı ve doğal olan da buydu. Millilerimiz o kupayı alıp Türkiye’nin göğsüne ilk yıldızı takabilirdi.
     Ama olmadı. Futbol bu.
     Yenmek de var, yenilmek de!
     Karşımızda dört yıldızlı, dile kolay, dört dünya şampiyonluğu olan Brezilya vardı. Ama maçı seyrettiniz. Maçı ille de Brezilya alacak diye bir durum yoktu.
     Kök söktürdük top cambazlarına.
     Evet, Rüştü yine şahaneydi.
     Mükemmel oynadı. Özellikle ilk 45 dakikada olmadık goller kurtardı. Aslan Rüştü herhalde bu Dünya Kupası’nın en iyi kalecisi...
     Ama golcümüz yoktu!
     Brezilya onsekizi içinde o son hareketi yapacak golcüden ne yazık ki yoksunduk. Hele o son dakikalarda Hakan Şükür’ün sağ ayağı ve İlhan Mansız’ın kafasıyla kaçan iki gol...
     Milli Takımımız eğer golcüsünü bulabilirse, önümüzdeki dönemde dünya devleri arasındaki yerini garantiler. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
     Buna karşılık golcülük, fırsatçılık, şutörlük deyince, Rivaldo’yla Ronaldo gerçekten seyri muhteşem oyuncular...
     1-0 yenildik!
     Evet, hem hüzün...
     Hem sevinç...
     Üzgünüm, dünya şampiyonluğunu kaçırdığımız için. Sevinçliyim, Milli Takımımız Türk futbolunun çıtasını dünyada en tepeye çıkardığı için...
     Türk futbolu sistemli bir çalışmayla altyapısını geliştirdikçe, çok daha kalıcı ve büyük başarıların altına imza atmaya devam eder, bu böyle biline....
     Futbolcu ve yöneticilerimizi bir kez daha kutluyorum.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine de güzel

Çetin ALTAN
Borazan ve zurna

Melih AŞIK
Çekik gözler...

Fikret BİLA
Ecevit: Sorumsuzluk

Hasan CEMAL
Hüzünle sevinçle kutlamak gerekiyor bu başarıyı!

Yılmaz ÇETİNER
Yarattığı yıldızları acımasız yiyen, vefasız medya!..

Güneri CIVAOĞLU
Dev adamlar

Hurşit GÜNEŞ
Hem şanslıydık, hem de başarılı

Mehmet Y. YILMAZ
Türk gibi başladık, Türk gibi bitirdik...

Meliha OKUR
Yapı Kredi hisselerini kimler satıyor?

Hasan PULUR
Hayır, hiç ayıp olmadı...

Derya SAZAK
Alkışlar Milli Takım’a

Meral TAMER
50 milyon dolar yetmez, yok mu artıran ANAP’lı?

Güngör URAS
16 sermaye grubunun hayatı karardı

Serpil YILMAZ
Pisliklerin üstünü örtme şampiyonuyuz

M. Ali BİRAND
DSP, dernek mi, kurum mu?

© 2002 Milliyet