
|

Dev adamlar
Kadın, futbol hastası kocasından boşanmak için mahkemeye başvurur. "Hâkim bey, kocamın gözü futboldan başka şey görmüyor. Benim varlığımın farkında bile değil... Hatta evlendiğimiz günü sorsanız hatırlamaz" der. Koca itiraz eder: "Hayır evlendiğimiz günü çok iyi hatırlıyorum hâkim bey. Falancanın bizim takıma ofsayttan gol attığı ve 2 - 1 yenildiğimiz maçtan bir gün sonra evlenmiştik..." (Kupaların kupası/ DÜNYA KUPASI/ 1930’dan 2002’ye - Halit Kıvanç)
İşte böyle bir hastalık bu futbol.
Topla bulaşır.
Tedavisi yoktur. 100 yılı aşkın süredir ilacı bulunamadı. Dünyayı sardı.
Öldürücü değildir. Harika keyif verir.
Geyiğine doyum olmaz Futbolu 90 dakika ile sınırlı bir oyun sanmak yanılgıdır.
Futbol, öncesi ve sonrası ile de bir uzun muhabbet sürecidir.
Genç kuşakların diliyle "acayip geyiği vardır."
Maç oynanmadan önce sonuç için tahminler, en iyi 11’i kurma tartışmaları...
Hakemin bitiş düdüğünden sonra ise maçın eleştirileri, oyunculara övgüler, yergiler... Hakeme "geleneksel" göndermeler.
Futbolcuların ustalıklarından sevgililerine, transfer ücretlerine, arabalarına kadar muhabbet.
Kızdırmalar, şakalar, kahkahalar...
Öyle bir Dünya Kupası yaşadık ki, daha uzun süre gündemin tepesinde kalacaktır.
Hatta gelecek kuşaklar da konuşacak.
O halde hakemin bitiş düdüğünü çalmasından sonra da bu muhabbete devam.
Dün gene ateşi yükselen ekonomiyi... DSP’li 9’ların çıkışını...
Ecevit’in bitmeyen sağlık senfonisini önümüzdeki günlere bırakalım.
Herkes futbol uzmanıdır Futbolu herkesin bildiği Türkiye’de, herkesin yorumunu ben de paylaşayım; "Dünya Kupası’nda yarı final oynamak ve formasında dört kez dünya şampiyonluğu simgesi dört yıldız taşıyan Brezilya karşısında başa baş mücadele etmek ve sadece tek bir golle yenilmek, harikulade başarıdır."
Evet...
Rüştü sahanın en iyisiydi... İnanılmaz kurtarışlar yaptı. Şaheserdi.
Ama en yememesi gerekeni yedi. Şanssızlık... Sonuç belki farklı olabilirdi de.
Ayrıca önümüzde G. Kore ile üçüncülük maçı var.
Dünya üçüncülüğü ne demek?
Hiç kimse böyle bir şeyi aklından geçiriyor muydu?
Bakınız nerelere gelmişiz...
"Brezilya’yı yenemedik, Dünya Kupası’nı kaçırdık" diye üzülüyoruz.
Beklenti çıtamızı çok yükseklere kaldırmışız.
Zaten, meydanlara taşan şenlikler de bu gerçeğin bilincinde olduğumuzu gösteriyor.
Artılardan bir demet Milli Takımımız artılardan değerli bir demet oluşturdu.
Ulusumuza sundu.
1- Büyük bir tanıtım promosyonu yaptık. Turizm Bakanı Taşar, bu promosyonu turizmin hizmetine vermek için düğmeye basmış bulunmakta.
2- Futbocularımız, teknik kadro ve federasyon, ileride Türkiye’ye çok yararlı olacak yoğun ve en üst düzeyde deneyim kazandılar.
3- Bu organizasyon aynı zamanda bir görgü şöleniydi. Saat gibi tıkır tıkır işleyen bir program, taşra kentlerinde bile spor anıtları gibi stadyumlar.
4- Japonya ve G. Kore’nin birlikte ev sahipliği, Türkiye - Yunanistan ev sahipliği girişimi için güzel bir örnek.
5- Olağanüstü hal haritasındaki duyarlı denilen kentlerde Milli Takım için insan sellerinin coşkulu gösterileri düşündürücüdür. O insanlardan kuşku duyanlara bu manzaralar çok değerli bir yanıttır. Örneğin Diyarbakır görüntüleri gözlerimi yaşarttı.
Milli Takım’da omuz omuza tarih yazanların kökenlerini, inançlarını biliyor muyuz? Bilmenin gereği var mı?
Türkiye insanı sahada da, TV başında da, meydanlarda da bir ve bütündü.
Önemli olan insanlarımıza ortak kıvancın değerlerini sunabilmektir.
Siyaset kadroları da bu küresel standardı yakalar, insanlarımıza, ortak kıvanç nedenlerini üretirlerse "ayrılık kuşkuları" duymaya gerek kalmaz.
......
Ay - yıldızı dünyanın kubbesine işleyen millilerimize, o dev adamlara yürekten teşekkürler.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|