
|

Alkışlar Milli Takım’a
Kupaya giden yolda Brezilya engelini aşamadık. İnandık ama kazanamadık. Alkışlar, Milli Takım’a.
Futbolun yeni ilahları arasında artık Türkler de var.
Biraz daha atak oynayabilsek, heyecanımızı yenebilsek 2002 Dünya Kupası rüya olmaktan çıkardı. Deneyim kazandı.
Brezilya gibi bir futbol devinin ‘kupa tekeli’ni kırmak kolay değil. Öyle bir ülke ki, Amazon’un balta girmemiş ormanlarında bile boş buldukları her anı top oynayarak geçiriyorlar.
Yağmur ormanlarında, bambu kazıklar üzerine kurulmuş bir tatil köyünde futbola zemin yaratmak inanılmaz bir fantezi olsa gerek.
Brezilyalılar bunu bile yapmışlar.
2000 Haziran’ında Rio’da Dünya Gazeteciler Birliği toplantısına gitmiştik. Küreselleşme, internet ve medyada yeni teknolojiler tartışılıyordu. 1000’den fazla gazeteci bir aradaydı. Forum sonunda Amazon’a bir gezi düzenlendi. Uçakla dört saat uzaklıktaki Manaus’a gidildi, oradan da Negro Nehri üzerinden botlarla yağmur ormanlarına... İki saat sonra derinliği 10 - 15 metreyi bulan göletler içinde kurulu bir tatil köyüne gelmiştik. Sallar üzerine bungalovlar yerleştirilmişti, birbirine geçiş tahta köprülerden sağlanıyordu. Doğadan gelebilecek vahşi hayvan, sinek böcek gibi tehlikelere karşı tel kafeslerle korunuyordu.
Papağanlar ve maymunlar ise otel kadrosuna dahildi. Özgürce dolaşıyorlardı.
Gazeteci milleti ‘rutin’i sevmez, akşamüzeri hava serinleyince tutsak olduğumuz adacıkta keşfe çıktık. Ve gözlerimize inanamadık.
Tatil köyünün gençleri, halı sahada maç yapıyorlardı.
Güneş batmak üzereydi ve bambu kazıklar üzerinde top oynayan Brezilyalılar büyülü bir gösteride gibiydiler. Aramızda ‘futbol refleksi’ olanlar topun büyüsüne kapıldılar. ‘Amazonspor’ karması kuruldu. Şahsen takıma seçilmem zor olmadı, Taffarel’den söz edince beni ‘Galatasaraylı’ sanıp oyuna aldılar! Türk futbolunun Avrupa’da yaptığı çıkış, Amazon’da bile duyulmuştu. Biz de ‘hatasız oynayarak’ ülkemizi mahçup etmedik.
Zaten o şartlarda bir yabancının ‘hata payı’ yok gibi, topu kaleye atmak yerine, suya gönderirseniz o karanlıkta dalıp çıkarmak zorundasınız. Ertesi gün gezi programında yer alan ‘mehtapta timsah’ manzarası ve ‘piranha avı’nı bilerek risk almadım. Topa alışana kadar kaleyi bekledim!
Brezilyalılar artık Türkiye’yi unutmaz.
Futbolun yeni ilahleri arasında Pele’ler, Ronaldo’lardan sonra Hasan’lar, Ümit’ler, Rüştü’ler var.
Le Monde Diplomatique’in Türkçe baskısında Alp Ulagay’ın çevirisini yaptığı güzel bir makale yayımlandı:
‘Futbol, yeni bir din.’ Dünyanın her köşesinde daha çok siyasetin ve dinin tekelinde olan ‘kitleleri harekete geçirme’ gücünün futbola mı geçtiği sorgulanıyor:
‘Acaba büyük dinler ve siyaset tarafından boş bırakılan sembolik yeri futbolun işgal ettiği söylenebilir mi?’
Milli Takım’ı alkışlıyoruz. Haziran boyunca ‘başbakansız’ olan bir ülkede ekonominin ve siyasetin ‘ölü genleri’ni futboldeki başarıyla canlandırdılar. Kutluyoruz.
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|