04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Her yemekten önce bir cabriolet araba...

     Irvin Yalom’un yeni kitabı çıkmış. Irvin, biliyorsunuz, bir psikiyatrist. Yaz yaz bitiremedi, ha bire yeni kitabı çıkıyor adamın. Okuması da zevkli oluyor. İnsanda "Benim de hayatım roman olur. Ben de kabiliyetli bir psikoterapiste mi gitsem acaba? O da otursa, benim hayatımı yazsa" hissi yaratıyor.
     Gerçi bu yeni kitap -"Bağışlanan Terapi"-
     yeni kuşak terapistlere ve hastalara bir nevi kılavuz olsun diye yazılmış. "Divanödaki gibi bir roman kurgusu yok. Yine de ilginç anekdotlar var kitapta. Mesela hastaların rüyalarında terapiste biçtiği roller ve yorumlar enteresan.
     Bir hasta "Siz ve ben altıncı sınıfımdaki derslikte sevişiyoruz. Ben çıplağım ama sizin bütün giysileriniz üzerinizde" diye anlatıyor rüyasını. Ki bu rüyayı yorumlamak için psikoloji okumak gerekmiyor. Basit yani! Kadın her seansta dilsel olarak soyunduğu terapistinin karşısında eşitsiz bir durumda hissediyor kendini. Rüyayı anlattıktan sonra da "Sizinle seks hakkında konuşmak sizinle sevişmek gibi" diyor ve terapiste onun da cinsel olarak uyarılıp uyarılmadığını soruyor.
     Yalom bu cümleyi "Beni tatmin edemezse onu bırakacağım korkusunu yansıtıyor" diye açıklıyor. Eh, nihayetinde psikiyatrist olan Irvin Yalom, ben fazla gölge etmeyeyim ama, bana kadın direkt "Benimle sevişecek misiniz?" diye soruyormuş gibi geldi, onu da söyleyeyim.
     Sürpriz değil tabii, hastanın rüyasında kendini psikiyatristi ile sevişirken ya da sevişmek üzereyken, psikiyatristine asılırken ya da asılmak üzereyken, psikiyatristin karşısından soyunurken ya da çıplakken görmesi.
     Psikiyatristine tutulan bir arkadaşım
     "Beni non-stop dinleyen, saçmaladığımda bile gülümseyen birine aşık olmayacaktım da ne yapacaktım?" demişti. Tabii adam bunu para karşılığında yapıyor ama bir süre sonra unutuluyor işin
     o kısmı. Adam dinliyor nihayetinde. Şu devirde kimsenin tahammülü olmayan bir şey dinlemek. O dinliyor. Daha ne yapsın?
     Ben -kimyagerim ya, o yüzden- vücudun kimyasının bozulmasından kaynaklanan problemlerin sohbetle tedavisine dair derin kuşkulara sahibim. Ama "Ne o öyle bir adamın karşısına geçip konuşarak tedavi mi olunur?" diyenlerden de değilim. Olunur! İyi bir terapist doğru sorularla insanın kendini tanımasını, takıntılarını ve zaaflarını aşmasını sağlayabilir.
     Bir de kötü terapistler var ki onlar da hepten yararsız sayılmazlar, süper geyik olmaları bakımından hastaları değilse de, hasta yakınlarını gayet iyi eğlendiriyorlar. Mesela bir arkadaşıma psikiyatristi sıkıntılarından kurtulması için cabriolet araba almasını önermiş. Kız parasız pulsuz bir insan değil. Fakat "Bugün çok sıkılıyorum. Şuradan bir cabriolet kapayım" diye, ha deyince araba alabilecek çapta bir banka hesabı da yok. Olsa bile onun problemlerini üstü açık bir araba çözemezdi.
     İlaç mı canım bu? Araba!
     Bence psikiyatristin ihtiyacı varmış bir cabriolet’ye... Ya da aslında terapiye...
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


Sahada değil ama kafeste şampiyonuz
"İçimde bir ses ‘Gool!’ diyor"
Caz vapuru kalkıyor
Tarih yine "zindan" oldu
Hâlâ Vega’dan bihaber misiniz?
Tarihi musluklar Aya İrini’de
Oscar’lık besteler için eğitim
Kilyos’ta günbatımından şafağa kadar parti!
Ne var, ne yok?
Aranıyor
Seks kasetli beyfendiden, gerçek bir bey efendiye...
Her yemekten önce bir cabriolet araba...
Siz Nehri


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet