04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Tarih durmadan yazıyor

Mustafa Sandal, "Kop" adlı yeni albümünde, kırk metre öteden kulağınıza çalınsa bile "Hah, işte bir Mustafa Sandal şarkısı" diyebileceğiniz kadar bildik - tanıdık olan müziğini yapmaya devam ediyor.

     NAİM DİLMENER

     90’ların dalgası genç popçuları sürdü piyasaya. Genç popçular da kendi kavramları ile çıkıp geldiler. Bu kavramların en önde geleni, en doyulmayanı "tarih yazmak" olanı. Her bir şarkıcımız, ayrı ayrı, kendi aşkını tarihin yazacağından çok emin. Bunlardan biri de, azla yetinmeme konusunda uzman olanlardan Mustafa Sandal. "Kop" adlı son albümü henüz piyasaya verilmiş olan genç (aslında otuzuna merdiven dayadı ama kaç yaşından sonra ‘genç’ dememek gerektiğini bilmiyorum) şarkıcı, Laila’nın sahipleri tarafından pek beğenilmiş ve "Bu yaz Türkçe olarak yalnızca bu şarkı çalacak," diye dosta - düşmana duyurulmuş "Pazara Kadar" adlı şarkıda, "Pazara kadar değil, mezara kadar, gelirim senle fizana kadar, ayrılmak yok en son gün bile, tarih bizi yazana kadar" diyerek çalmış "tarih"in kapısını. Zavallı tarih. İşi iş, durmadan yazmak zorunda. Eskiden, bu kotadan kırk yılda bir iş düşerdi ona: "Ferhat ile Şirin" ve "Kerem ile Aslı" destanları arasında nefes alacak, başka konularla uğraşacak epeyce zaman bulduğu o eski günlerin yerinde yeller esiyor. Bizimkiler her saniye kapıda, bir o, bir diğeri, bir Nalan, bir Mustafa Sandal.
     Öyle büyük, öyle güçlü aşklar yaşıyor ki bizim çocuklar, bu yaşananların iz bırakması, kayda geçmesi, yıllar yıllar sonra bile okunup, "Ne aşkmış be" denmesi gerekiyor zaten. Kimisi (Gülşen gibi), "Sana bir ihanet borcum var, berabere bitti bu aşk" deyip "aşk" konusunda su koyverse bile, çocuklarımızın büyük bir bölümü bu görüşü paylaşmıyor ve aşk dediğinin "Mezara kadar" olması gerektiğini söylüyor. Tarih, ancak böyle olabilenini yazıyor, "ölümsüz" payesi ancak böyle elde edilebiliyor.
     Ama bu aşkı yaşarken, gençlerimizin / şarkıcılarımızın önünde epeyce engel var. Bunların arasında en önemli olanı da "özendirme / özendirmeme" durumu. Başta Özdemir Erdoğan olmak üzere, epeyce sayıda zaptiye memurunun gözleri çocukların üzerinde. Her an kontrol ediliyor, fişleniyorlar. Mustafa Sandal, bugüne kadar, bu alanda yıldızlı pekiyiler almış bir delikanlımızdı. Üstü başı gayet normaldi. Onun giydiği fanila - tişört - gömlek - pantolon - ayakabıları giydiğinizde bela almıyor, adınızı bilmemneye çıkarmıyor, mahalle sokaklarından başınız önde geçmek durumunda kalmıyor; kahvelerde, kağıdınızı - okeyinizi havanız "binbeşyüz" olarak oynamaya devam ediyordunuz. "Top"unuzu da çıkıp efendi efendi oynuyordunuz tabii ama tırnak içindeki bu sözcükle ilişkinizi bu kadarla sınırlı tutuyor, gururunuzu kıracak espriler, laf atmalar duymanızın kapılarını açacak işlere bulaşmıyordunuz. Yani Mustafa’mız belki birilerini özendiriyordu özendirmesine ama bu Özdemir Erdoğan ve şürekasına feryatlar ettirecek bir biçimde olmuyordu.
     "Kop" ile birlikte bir değişim de yaşadı Mustafa Sandal. Müzikal anlamda değil, (dış) görünüşte bir değişim bu. Her zaman aktif, her zaman sportif gencimiz, bu sefer işi biraz daha sıkı tutup, spor salonlarından çıkmamacasına vücut geliştirmiş, pazı yapmış, karın - göbek eritmiş. Sonra da olan olmuş. Ortaya çıkanı o kadar çok, o kadar çok beğenmiş ki bizimki, yalnız ben değil herkes görsün demiş ve çıkmış ortaya. Albüm kapağında fanila terden sırılsıklam. O ne terdir öyle. Bir duşun altına girseniz ancak bu kadar ıslanırsınız. Klip daha da netameli. Göbek hep açıkta, rüzgâr sertleştikçe gömlek bir o yana bir bu yana savruluyor ve artık baklava desenli bir hale gelmiş dümdüz karın bölgesi herkesin gözleri önüne seriliyor. Zaptiyeler çok ama çok kızacak buna. Belki "özendirmediğine" kanaat getirirlerse Musti bu işten sıyrılabilecek.
     İşin müzik kısmında pek değişiklik yok. Mustafa Sandal, kırk metre öteden kulağınıza çalınsa bile "Hah, işte bir Mustafa Sandal şarkısı" diyebileceğiniz kadar bildik - tanıdık olan müziğini yapmaya devam ediyor. Hiç de fena bir müzik değil bu. Temiz ve dinlenebilir bir "pop" müzik. Seversiniz edersiniz ama, bir şarkıyı diğerinden ayırmanız için de epeyce çaba harcamanız gerekir. Son albüme imzasını atmış genç yeteneklerden Volga Tamöz de, bu albümü diğer Mustafa Sandal albümlerinden ayırabilecek işareti koyamamış. Başında şarkıcının bizzat kendisi varken zaten bu yapılmazdı da. "Bu kız beni görmeli..." ve "Araba" arası, dinlediğinizde yadırgamayacak olduktan sonra ne gam... Dinler ve "pop bu işte" der geçersiniz.
     
     Kop
     Mustafa Sandal
     Erol Köse Prodüksiyon
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


"Eğlenceli bir gece"
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Yazarlarla uzaklara
Alışverişte güncel sanat
Elektriklisinden klozete iskemle
Milyon dolarlık Meşrutiyet
Yoksa, diziler değişiyor mu?
"Kadınlar teslim olun!"
Tarih durmadan yazıyor
Zoraki baba
Ordunun kirli çamaşırları
Yollarda şamata
Para para para...
Onun işi görsellik ideolojisi
Yazar değil anlatıcı!
Özgür fotoğraflar
"Bağımsızları severim!"
Can’lı piyano resitali
"Üç denizin sesi" İstanbul’da
31. festivalde görüşmek üzere
Bir dilin sesini aramak
Çatalhöyük’te son gelişmeler
Sular seller gibi festival
Çizgi roman nedir, ne değildir?
Haftanın albümleri
Kısa... Kısa... Kısa... Kısa... Kısa...
"Derin toplum"
Hayat atölyesi
Ayla’yı hemen dinlemeli!
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet