04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yazar değil anlatıcı!

"Yılan Hikâyesi"nin komiseri Cem’i Nail Kırmızıgül, yeni dizisi "İki Arada"daki rolünden başka "Şırraakk" adını verdiği kitabın anlatıcısı şu sıralar.

     SEMA ASLAN

     Öykü yazmaya nasıl ve neden başladınız?
     Ben, okul yıllarında da çalışan bir öğrenciydim. Bir dönem pazarlamacılık yaptım ve çok seyahat etmeye başladım. Gittiğim yerlerdeki zengin malzeme bana birer anlatı konusu oluyordu. Gördüklerimi anlatıyordum, anlattıklarımı yazmaya karar verdim. 1997’de İstanbul’a geldikten sonra yazma isteği arttı ve bu kitap oluştu. Hızlı, ritmik, akıcı, dinamik yapısı nedeniyle de öyküyü seçtim.
     
     Kaynağınız anlatılar yani.
     Evet. Bu kitapta da "anlatmak" istedim. Yaptığım yazarlık değil, bir adım attım sadece. Ama "anlatan"ım. Herkesin baktığı şeyde kendi gördüğümü anlatmayı seviyorum.
     
     Anadolu’daki anlatı geleneğinden etkilendiniz mi?
     Tabii ki. Mesela kitabımı kendisine ithaf ettiğim Bardakçı Ali, bu anlatıcılardan biridir ve meddahtır. Çocukluğumun kahramanıdır; çok tatlı anlatırdı. Beynimde Bardakçı Ali’nin bir çok repliği var. Hem anlatır hem oynardı. Sadece hoş bir sohbet yaratmak kaygısıyla yapılan anlatılardan elbette ki etkilendim.
     
     Öykülerde önce şaşırtan sonra gülümseten kimi benzetmeler, deyimler var.
     Kitabı oluşturan her şeyin kaynağı aslında gezip tozmalarım. Çok saygın, çevresinde kabul gören ve Anadolu’nun birçok farklı yerinde yaşayan her kesimden insanı gözledim. Onlar, günlük hayatta çok doğal bir şekilde kimi hitap biçimleri, benzetmeler ya da tanımlamalar kullanıyorlar ki küfürden söz etmiyorum, bunların onda birine yer verseydim bu kitap herhalde toplatılırdı. Ama o insanlar öyle konuştuğu için kimse onları toplamıyor. Bu bir kültür. Ben de bunu okuru irite etmeden yansıtmak istedim. Dolayısıyla bunlar argo değil, biziz, böyle konuşuyoruz.
     
     Kitabın ilk baskısının kapağında sizin fotoğrafınız kullanılmıştı. Neden böyle bir şey tercih edildi?
     Bu, yayınevinin tercihiydi. Sanırım, benim ekrandan tanınan bir yüz olmamın satışa etkisini düşündüler. Dosyamı verdikten sonra zırt pırt gidip onu beğenmedim, bunu değiştirin vs. demeyi de uygun bulmadım. Dosyamı verdim ve önüme böyle bir şey geldi. Ciddi anlamda rahatsız oldum. Benim yüzümün kapağa konulması ile satışların artacağı ve buradan kazanılacak parayla başka projelerin destekleneceği söylendi.
     
     Buna taviz vermek denilebilir mi?
     Bu bir tavizse, evet ben bir taviz vermiş oluyorum. Oysa, kitap, kendini satmalı. Benim, raflardan, bir sohbetten, bir röportajdan, "O der ki...öden yola çıkarak aradığım, vay be dediğim yazarlar var. Bu, daha doğru, kendi kitabımın da böyle olmasını isterim. O resmin orada olmasını istemedim ama bazı şeyler sizin kontrolünüzden çıkıyor. Bazen de savunmasızsınız. Fakat ikinci baskıda "Bunlar olmasın" dedim ve kapak değişti. Aslında hâlâ resimli kapaktan yana yayınevi.
     
     "Şırraak" size neyi çağrıştırıyor?
     Şiddeti.
     
     Popüler bir yüz olarak kitabınıza yaklaşım nasıl olacak sizce?
     Aslında ben de çok merak ediyorum. "Yılan Hikâyesi"nden önce çok da iyi olmayan koşullarda, bekâr odalarında bir şeyler yazmaya çalışan biriydim. Ve eminim, tanınmayan biri olsaydım, bu kitabın başarısı daha yüksek olurdu. İlk kitapla zaten edebiyat dünyasında kabul göreceğimi sanmıyorum. Popüler değilseniz, başarısız olduğunda iyi niyetli bir girişim olarak değerlendirilir kitabınız. Ama şu durumda ilk akla gelen ekrandaki tanınmışlığı "bir de kitap yazayım"a dönüştürdüğüm yolunda ki ben bunu kırmaya çalışıyorum. Hem popüler olmak hem de bir duruş sahibi olmak mümkün bence. Televizyon oyuncusu olmaktan rahatsız değilim. Seviyorum. Ama ben yazmak da istiyorum aynı zamanda.
     
     Yeni bir televizyon dizisi, "İki Arada"da rol alıyorsunuz.
     Pek çok önerinin içinden tercih ettim "İki Arada"yı. Tiyatro kökenli oyuncularla tiyatro sahnesini andıran bir televizyon stüdyosunda çekiliyor dizi. Hem kendim eğleniyorum hem de izleyenlerin eğlendiğini düşünüyorum. Aslında sadece komedi oyuncusu olarak anılmak istemem fakat şu ana kadar yaptığım çok fazla iş de yok; "Propaganda", "Yılan Hikâyesi" ve şimdi "İki Arada". Bir de "Romantik" filminde rol aldım ama o henüz tamamlanmadı. O filmde mimik yapmıyorum mesela. Fakat söz konusu televizyonsa kimse umursamıyor. Her projede farklı bir karakter yaratma kaygısı televizyon için çok anlamlı değil diye düşünüyorum.
     
     Şırraak
     Nail Kırmızıgül
     Don Kişot Yayınları
     Fiyatı: 3.000.000 TL.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


"Eğlenceli bir gece"
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Yazarlarla uzaklara
Alışverişte güncel sanat
Elektriklisinden klozete iskemle
Milyon dolarlık Meşrutiyet
Yoksa, diziler değişiyor mu?
"Kadınlar teslim olun!"
Tarih durmadan yazıyor
Zoraki baba
Ordunun kirli çamaşırları
Yollarda şamata
Para para para...
Onun işi görsellik ideolojisi
Yazar değil anlatıcı!
Özgür fotoğraflar
"Bağımsızları severim!"
Can’lı piyano resitali
"Üç denizin sesi" İstanbul’da
31. festivalde görüşmek üzere
Bir dilin sesini aramak
Çatalhöyük’te son gelişmeler
Sular seller gibi festival
Çizgi roman nedir, ne değildir?
Haftanın albümleri
Kısa... Kısa... Kısa... Kısa... Kısa...
"Derin toplum"
Hayat atölyesi
Ayla’yı hemen dinlemeli!
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet