04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Bir dilin sesini aramak

Mehmet Uzun’un yeni kitabı "Dicle’nin Yakarışı" sesler üzerine kurulu bir üçlemenin ilk kitabı. Yazar anadilininin şiirini arıyor.

     BUKET ÖKTÜLMÜŞ

     Mehmet Uzun, yeni kitabı "Dicle’nin Yakarışı"nda "Dicle ve Fırat arasında suskunluğa gömülmüş, sazlarla kaplı, kilden bir ülke"nin Mezopotamya’nın yazgısına gözlerini dikerek "yitmiş izler, kaybolmuş sesler, zamanın sisli perdesinin gerisinde kalmış yüzler"in peşine düşüyor.
     Anadilini arıyor. Anadilinin müziğini, şiirini, ritmini, ahengini... Dillerin çoğalışıyla bölünen insanlığın ifade kodlarından bir kodun peşinde o. Kürtçe’nin peşinde (tek dilin değil). Anadilini yeniden kurma, yeniden kazanma, yeniden yankılatma derdinde. Onun Bıro’su, biraderi yani, erkek kardeşi, yalnızca mazlumları topluyor aynı rahmin çatısı altına (dünyanın tüm insanlarını değil). Mezopotamya’nın kadim halkları bunlar: Süryaniler, Keldaniler, Kürtler, Yahudiler, Ermeniler, Türkmenler... Yalnızca Mezopotamya’nın, yalnızca kadim ve yalnızca unutulmuş...
     "Dicle’nin Yakarışı" sesler üzerine kurulu bir üçlemenin ilk kitabı. Çünkü: "Bir ses, ondan geriye sadece bu kaldı, bir ses..."
     Sesler üzerine kurulu, çünkü merkezinde bir dengbèj var, bir degbejin nefesi... Tıpkı öykündüğü dengbèjlerden bir dengbèj, Apà Qado’nun destan, masal, türkü olarak biçim kazanan sesi gibi: "Apà Qado’nun dili, sevdiğimiz nazlı nehirlerimiz Dicle gibi, Fırat gibi coşkulu, temiz ve berrak akıyordu. İnsanların artık kendilerini ifade etmekte güçlük çektikleri Mezopotamya’nın en eski dillerinden olan bu kadim dil, Gılgamış’la, Zerdüşt’le, eski Asur, Med uygarlıklarıyla, Tevrat ve İncil’in öyküleriyle, yakın bir ilişkisi olmuş bu eski zaman kelamı, Ape Qado’nun kelamıyla, kılam ve anlatılarıyla bir anlatım, bir edebiyat dili haline geliyordu." ("Dengbèjlerim", Sf. 27)
     Sesler üzerine kurulu, çünkü: "Anadilim Kürtçede deng sestir. Bàj ise sese biçim verendir, sesi söyleyendir. Sese ruh kazandıran, sesi canlı hale getirendir. Sesi meslek edinmiş usta, mekânı ses olmuş insandır.
     Dengbèj, sese nefes ve yaşam verendir. Dengbèj, sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getirendir. Dengbèj, söyleyendir, anlatandır." ("Dengbèjlerim, Sf. 11)
     Tüm seslerle sessizliğin sesi, bir "kılıç artığı" olan Bıro dolayımıyla ulaşır okura. "Kılıç artığı: gece gündüz, aylarca yıllarca, yaz kış, yağmurda çamurda, karda kıyamette, sıcakta, ateşte durmadan işleyen keskin kılıçtan, nasılsa, kutulabilen insan. Her şeyini, yerini yurdunu, malını mülkünü, anne ve babasını, kardeş ve yakınlarını, akraba ve dostlarını kaybeden, büyük olasılıkla "öldü" diye bir kenara atılan ve yaralı kurtulan, yüreği ve ruhu yaralı insan." ("Nar Çiçekleri", s. 24)
     Bıro, tıpkı kendisi gibi başka bir kılıç artığına, Ster’e (Ester) vurulur. Bir kılıç artığını yalnızca başka bir kılıç artığı anlayabilir çünkü.
     Romanın dokusunda şiirsel metinler de var. Bunlardan biri Bıro’nun öksüz ve yetim kalışını öykülüyor, bebek Bıro’nun ağzından:
     
     "Köydeki evlerden bir evde, bir ahırda beş kişi, üç çocuk,
      anne ve baba.
     Baba ve iki çocuk, biri kız biri oğlan, ahırda,
      hayvanların içinde.
     Anne ve bir çocuk, hâlâ süt kokan bir oğlan, birlikte,
      samanlıkta.
     Kılıç korkusunun, ölüm korkusunun sessizliği.
     Samanlık, anne kucağının sıcaklığında çocuk.
     Anne, korku, titremek.
     Çocuk, gözyaşı, zangırdamak.
     Ağlama çocuğum, ağlama, ağlama.
     Ağlamak.
     Annenin yumuşak eli, sıkıca çocuğun ağzında.
     Ağlama, ağlama benim güzel oğlum..."
     Ve son söz: "Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin öyleyse." Neredeyse bir leitmotive gibi kitabın dokusuna sızan bu sözlere kulak verin. Pişman olmayacaksınız.

     
     Dicle’nin Yakarışı
     Mehmet Uzun
     Gendaş Kültür
     333 s.
     Fiyatı: 9.250.000 TL.
     
     
     
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


"Eğlenceli bir gece"
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Yazarlarla uzaklara
Alışverişte güncel sanat
Elektriklisinden klozete iskemle
Milyon dolarlık Meşrutiyet
Yoksa, diziler değişiyor mu?
"Kadınlar teslim olun!"
Tarih durmadan yazıyor
Zoraki baba
Ordunun kirli çamaşırları
Yollarda şamata
Para para para...
Onun işi görsellik ideolojisi
Yazar değil anlatıcı!
Özgür fotoğraflar
"Bağımsızları severim!"
Can’lı piyano resitali
"Üç denizin sesi" İstanbul’da
31. festivalde görüşmek üzere
Bir dilin sesini aramak
Çatalhöyük’te son gelişmeler
Sular seller gibi festival
Çizgi roman nedir, ne değildir?
Haftanın albümleri
Kısa... Kısa... Kısa... Kısa... Kısa...
"Derin toplum"
Hayat atölyesi
Ayla’yı hemen dinlemeli!
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet