04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Derin toplum"

     EYÜPHAN ERKUL

     Her gün biraz daha kirlenip biraz daha içimize kapanıyoruz. Kriz büyüdükçe yan yana olabilme yeteneğimiz biraz daha azalıyor. Herkes üçüncü sayfa kişilerine benzemeye başladı. Şarkılarımız bile "hortumcu" oldu, "Biz aşkı meleklerden çaldık" demeye başladı, "yıldızların altında sevişmenin" suyu çıktı.
     Sahibinden kiralık ilanlarını aradığınızda kapıcılarla muhatap oluyorsunuz ve hepsi de evi kiralarsanız avanta istiyor. Eğer, 50 milyon lira olan "kapıcı rüşvetini" vermezseniz avucunuzu yalıyorsunuz. Ayrıca, evin peşinde olan emlakçıları atlatmak, onlara komisyon vermemek de ayrı bir yetenek gerektiriyor. Hepsi sabahın kör saatinde "sahibinden" ilanlarına akbabalar gibi üşüşmüş oluyor.
     Haber bültenlerinde lokanta mutfaklarının berbat halini görüyoruz, pislik içinde yüzüyorlar. Çoğu, döneri iyice pişirmiyor, çiğ et parçaları tabağınızda sarımtırak duruyor çünkü çok pişen etin yağı erir ve gramajı eksilir. Lokantacılar daha fazla kâr elde etsin diye yıllardır yarı çiğ et yiyoruz. Polonya pazarı "korsan ütü" dolu. Tefal’den Bosch’a her türlü markanın korsanını piyasanın onda bir fiyatına bulabiliyorsunuz. Yılların "Romen kızı" türküsünü, ünlü bir zat "Göçmen kızı"na çeviriyor. Şarkılar da talan ediliyor. Şarkıların da korsanı var. Keşke sadece "depresyonda" olsak... Dört yanımızı, aç gözlü bir örümcek gibi ilmek ilmek ranta bağlıyor kötülük tacirleri. Her birey bulunduğu noktaya sımsıkı sarılıp, "haracını" almadan kimselere yol vermiyor. Kriz, yalnızca ekonomide değil, her yerde dalga dalga yayılırken bizler yan yana durabilme kabiliyetimizi her gün biraz daha yitiriyoruz. Farkındayız, kriz, içimizde saklı olan kötülükleri açığa çıkarıyor. Ahmet İnsel’den esinlenip söylersek, "derin toplum" iliğimize kemiğimize sinmiş durumda. Kriz kötülüklerimizi deşifre ediyor.
     Şu sıra en sevilen televizyon dizisi olan "Asmalı Konak"ın, en sevilen ağası, baş karakteri Seymen’e bakın. Sömürgen, feodal düzen temsilcisi biri, düşmanlarına işkence yaptırıyor, yanındaki beslemelerine yemek artıklarını veriyor, ayrılmak üzere olduğu karısına tecavüz etmeye yelteniyor, ortağının otel hisselerini tehditle satın alıyor. Toplum en çok o diziyi seviyor... Derin toplum kendi kötülüklerini, bir dizi kişisinde görüp, ayıla bayıla izlenme rekorlarını zorluyor. Gerçek hayatta olsa üçüncü sayfalarda "Pişmanım" diyen ırz düşmanı olarak göreceğimiz Seymen, dizi sayesinde genç kızların âşık olduğu kahramana dönüştürülüyor. Bu kadarını hiçbir felaket tellalı akıl edip yazamazdı. Kriz alt yapıyı oluşturdu, şimdi televizyonda yansımalarını görmeye başladık.
     Yirmi milyon kişi işsiz... Yirmi milyon kapkaç bölüğü hazır kıta, çantalarımızı gözetliyor. Toplumun derinliğini sondajlamak için sokağa çıkıp bakmak yeterliyken, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, kendi kendimize yaptığımız kötülüklerin en büyüğü. Belki, korkusuz bir savcı çıkıp "derin devleti" silip yok edebilir ama "derin toplum"u ne yapacağımız hakkında kimsenin fikri yok! Herkes üçüncü sayfa kişilerine benzemeye başladı. Dizi karakterlerimiz bile "işkenceci" oldu, bunlardan bizi AİHM bile kurtaramaz.
     
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


"Eğlenceli bir gece"
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Yazarlarla uzaklara
Alışverişte güncel sanat
Elektriklisinden klozete iskemle
Milyon dolarlık Meşrutiyet
Yoksa, diziler değişiyor mu?
"Kadınlar teslim olun!"
Tarih durmadan yazıyor
Zoraki baba
Ordunun kirli çamaşırları
Yollarda şamata
Para para para...
Onun işi görsellik ideolojisi
Yazar değil anlatıcı!
Özgür fotoğraflar
"Bağımsızları severim!"
Can’lı piyano resitali
"Üç denizin sesi" İstanbul’da
31. festivalde görüşmek üzere
Bir dilin sesini aramak
Çatalhöyük’te son gelişmeler
Sular seller gibi festival
Çizgi roman nedir, ne değildir?
Haftanın albümleri
Kısa... Kısa... Kısa... Kısa... Kısa...
"Derin toplum"
Hayat atölyesi
Ayla’yı hemen dinlemeli!
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet