04 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Derviş’e göre belirsizlik en ağır maliyet!

     TÜSİAD’dan üst düzeyde bir yetkilinin dün öğleden sonraki sözleri: "Karışıyor da karışıyor. Kötüye gidiyor."
     Ve akla takılan ilk soru:
     Bu karışıklığın, siyasal belirsizliğin ekonomik maliyeti seçimden daha mı az?
     Bu soruyu dün öğleden sonra bir ara Devlet Bakanı Kemal Derviş’e sordum. Ortalığın fena halde karıştığını Derviş de görüyor, kabul ediyor tabii.
     Bu konuda, seçim sözcüğünü hiç ağzına almadan, seçimi telaffuz etmekten özenle kaçınarak aynen şöyle dedi:
     "Herhalde böyle bir belirsizliğin devam etmesi en ağır maliyettir."
     Türkiye’yi, iç ve dış piyasaları yakından izleyen aklı başında bir gözlemcinin bundan farklı düşünmesi mümkün değil.
     Bu belirsizliği yaratan başlıca iki neden var:
     (1) Ecevit’in sağlık durumu...
     (2) Koalisyon ortakları arasında özellikle Avrupa Birliği konusundaki görüş ayrılıkları...
     Derviş, Ecevit’in sağlığıyla ilgili olarak konuşmak istemiyor. Avrupa Birliği’ne ilişkin gelişmeleri ise kaygıyla karşılıyor.
     Türkiye’nin AB’den yıl sonunda bir müzakere takvimi ya da tarihi almasını önemsiyor Derviş.
     Şöyle dedi:
     "Kopenhag kriterleri yalnız Türkiye için konulmuş değil. Herkesin kabul ettiği bu kaideleri bizim de bir an önce kabul etmemizdir doğru olan..."
     Derviş, AB’den yıl sonunda bir tarih alınmasının Türk ekonomisini çok olumlu etkileyeceğini belirtiyor.
     Bir kez daha Derviş’in, "Belirsizliğin sürmesi en ağır maliyettir!" sözünün altını çiziyorum. Çünkü, Ecevit’in sağlık durumundan kaynaklanan ve gitgide koyulaşan siyasal belirsizliğin maliyeti gerçekten her geçen gün büyüyor.
     Başbakan Ecevit’in kendi sağlığıyla ve devlet idaresiyle ilgili görüşlerinde iyi niyetli olduğu konusunda bir kuşkum yok.
     Ama iyi niyet yeter mi?
     Sayın Ecevit’in iyi niyeti, iç ve dış piyasalarda gittikçe büyüyen güven sorununun aşılmasını sağlayabilir mi?
     Hiç sanmıyorum.
     İyi niyet artık yetmez buna.
     Bunun gibi, ekonomiyle ilgili olarak hükümette oluşturulması düşünülen eşgüdüm ya da eski deyişle koordinasyon ne kadar işe yarayabilir?
     Bu konuda da kuşkuluyum.
     Bugün gelinen noktada işlerin artık eşgüdümle düzelebileceğini sanmak gerçekçi bir bakış açısı değildir. Çaresizliğin ilacı bundan böyle eşgüdüm olamaz.
     Kısacası:
     Ecevit’le piyasaların güven sorununun aşılması artık uzak ihtimal...
     Ekonomi iyiye gitmiyor!
     Bu duruma siyasal belirsizlik damgasını vuruyor.
     Fakat belirsizlik aşılabilirse, durum yine hızla iyiye, olumluya dönebilir. Çünkü bunun ‘altyapısı’ mevcut.
     Ama bugünkü ortamda ekonomiyle ilgili beklentiler konusunda pozitif hissetmek çok güç bir iş...
     Bu açıdan, Türkiye Odalar Birliği’nin önceki gün yedi saatlik toplantıdan sonra yayımlamış olduğu yedi sayfalık açıklamada doğru değerlendirme ve dilekler var.
     Keşke bunlara Ankara’da, iktidarıyla muhalefetiyle siyaset kurumunda kulak verilse...
     Çünkü Türkiye’nin yeni bir krize daha tahammülü yok.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Sürrealist ve sanal bir politika

Melih AŞIK
Durmuş vakfı!

Fikret BİLA
Ecevit: Bahçeli daha ne yapsın?

Hasan CEMAL
Derviş’e göre belirsizlik en ağır maliyet!

Yılmaz ÇETİNER
Bodrum’da çılgın yaşam varmış!.. Öyle mi?

Güneri CIVAOĞLU
Ecevit’in dominosu

Hurşit GÜNEŞ
Çıkış arıyoruz

Sami KOHEN
ABD’ye ne oluyor?

Meliha OKUR
‘Piyasa histerisi’

Hasan PULUR
"Umutsuz vak’a" yolunda hızla...

Derya SAZAK
Ecevit’e çekil baskısı

Meral TAMER
"Türkiye’de değişmeyen tek şey stres"

Güngör URAS
Halk kazanmayı unuttu

Serpil YILMAZ
OYAK’ın gözü Pamukbank’ta

M. Ali BİRAND
Artık farklı bir ülkede yaşıyoruz

© 2002 Milliyet