
|

"Türkiye’de değişmeyen tek şey stres"
Şahenk: "Artık herkesin cebinde bir gerçekler listesi var. Bunları ben yaparsam ve siz yapmasanız, yine hep birlikte ofsayta düşeriz."
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk’e bugünlerde "Ne var, ne yok?" diye soracak olursanız, tek kelimelik bir yanıtla karşılaşıyorsunuz:
Stres.
Oysa Doğuş Grubu için en stresli günler geride kalmadı mı? Hatta Şahenk, 1,5 yıllık zorlu bir maratonun ardından önceki hafta ilk kez eşi ve kızıyla birlikte güneyde 4 - 5 günlük bir tatil kaçamağı bile yapmadı mı?
"Türkiye büyük bir değişim sürecinden geçiyor. Herşey hızla değişirken tek değişmeyen şey stres. Küçük ya da büyük, her gün mutlaka çözmem gereken bir problem buluyorum önümde!"
Böyle diyor Şahenk ve ekliyor:
"Memleketimizin işadamı da, çalışanı da, bürokratı da, siyasetçisi de Batı’daki meslekdaşlarından daha stresli geçiriyor günlerini. Vatandaşın durumu da farklı değil. Onun hayatı da Batı memleketlerindeki vatandaşlardan daha stresli.
"Ofsayta düşeriz" Biz hissedar olarak müessesemizi, yeni döneme hazırladık. İlerde büyüyecek bir ekonomi ve daha rekabetçi bir ortamda hem hissedar, hem müşteri, hem çalışan ve hem de memleketimiz için kalıcı bir müessese yarattık, bekliyoruz. Ama memleketiniz ne kadar iyiyse, siz de o kadar iyi olabiliyorsunuz ancak.
Bir 1.5 yıl öncesine, bir de bugüne bakın. O zaman nasıl iş yapılırdı, şimdi hangi ölçüler geçerli? Açıkcası bunu bize öğretiyorlar. Kim öğretiyor? Dünyanın standratları öğretiyor. Artık herkesin cebinde bir gerçekler listesi oluştu. Bunları ben yaparsam ve ben yaptığım halde siz yapmasanız, yine hep birlikte ofsayta düşeriz."
Yeni iş yapma yöntemi Şahenk’e hak vermemek elde değil. O yaptı, ama başkaları yapmamakta direniyor. Devletin kaynaklarını kullanarak siyaset yapma zihniyetinin meyvelerini yemeye alışkın işadamları kolay pes etmiyor. Tabii kendilerine çanak tutan siyasetçilerimiz de maalesef halen mevcut.
Şahenk’e göre "Türkiye de artık yeni bir iş yapma yöntemi geçerli. Eskiyi unutmamız, tümüyle hafızamızdan silmemiz gerek, ama dinleyen yok ki...
Kurumların artık her işte birden var olmaları mümkün değil. Kendi kurum kültürlerine ve insan kaynaklarına paralel olarak, hangi işte olacaklarına karar vermeleri gerekiyor. İster üretimde, ister hizmette olsun o kadar büyük bir rekabet ve o kadar hızlı bir değişim var ki, bunları izleyemiyorsanız, yönetemezsiniz. Artık kurumlar hangi işlerde olmaları gerektiğini seçecekler ve eğer birden fazla işte olmak istiyorlarsa, bunların birbirleriyle mutlaka sinerji yaratması gerektiğini de akıldan çıkartmayacaklar."
Tüketiciye yakın olmak Doğuş Grubu bu noktadan hareketle "Başarılı olamadık" diyerek gıda sektöründen çekilme kararı aldı. Tüketiciye yakın olan işlerde odaklaşma stratejisi çerçevesinde finansın yanı sıra perakendecilik ve otomotivde kalıyor. Tüketiciyi iyi tanıyabilmek çok önemli olduğuna dikkat çeken Şahenk, "Müşterisini iyi tanıyan, çok daha fazla ürün satabilir. Bugün biz kredi kartı müşterimizi iyi tanıyorsak, onunla uzun vadeli ilişki kurabilme şansını da elde etmiş oluyoruz" diyor.
İletişimin önemi Şahenk’le hangi konuda sohbet ederseniz edin, bir yerde karşınıza "Müesseseler arasında farkı yaratanın insan faktörü olduğu" ve "İletişimin önemi" çıkıyor.
"Grubumuzun üst yönetiminde mükemmel bir iletişim kapasitesi ve kabiliyeti var. Kurucumuzun şahsiyetinden gelen bir özellik bu." Ya da: "Çocuklar düşünmeye vakit ayırın. İletişime vakit ayırın. Bankamızın komisyon gelirlerini arttıran bizler değiliz ki, şubedekiler... Biz üst yönetim olarak onlara sadece yön gösteriyoruz" Veya: "65 milyonla iletişim ve şeffaflık şart. Bizim toplum olarak bir yerlere beraber gelmemiz lazım. Nerelerde koşacağımıza ancak birlikte karar verebilirsek başarıya ulaşabiliriz." İlk bölümünü dün yayınladığım söyleşimizde aslında sık sık Ayhan Şahenk’i andık, ama yazıya yansıyamadı. Bari yazıya son noktayı Ferit Bey’in babasıyla ilgili bir cümlesiyle koyayım: "Ayhan Bey’le çalışmak, benim için güzel bir MBA oldu."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|