
|


"Arabamı dünyanın en güzel kadınına tercih ederim"
Serkan Yazıcı iki yıl üst üste Türkiye şampiyonluğu kazandığı ralli takımı Team Atakan’dan ayrıldıktan sonra sponsor aradı. Büyük firmalar destek vermeyince, babasından aldığı mali yardımla Team Taksi’yi kurdu. Sokaktaki taksicinin desteğini alan Yazıcı şu anda Türkiye şampiyonasında lider
Ahmet Tulgar
Serkan Yazıcı, Türkiye’nin önde gelen otomobil yarışçılarından. Şu anda sürmekte olan Türkiye Ralli Şampiyonası’nda lider. Üstelik de sponsorsuz yarışıyor. Eğer babası İbrahim Yazıcı’nın mali desteğini saymazsak.
Yazıcı klasik zengin çocuğu tipolojisinin dışında biri. Sokağa yakın. Büyük otomobil markaları tarafından desteklenen ve iki yıl art arda birincilik kazandığı Team Atakan’dan ayrıldıktan sonra büyük fabrikaların desteğini alamayınca Team Taksi (Taksi Takımı) diye bir takım kurdu. Ralli otomobilini taksi gibi boyadı. Arkasına sokağın, taksicilerin desteğini alıp girdi parkura.
Şimdi onu tanıyan genç taksi şoförleri onun başarılarının da etkisiyle yaptıkları işin esnaflıktan ibaret olmayıp aynı zamanda otomobilcilik olduğunu fark ediyor, iş saatlerinde küçük keyifler hissediyorlar. Ve Yazıcı’nın taraftarları her geçen gün artıyor.
Nedir bu araba sevdası, bu hız tutkusu, ne verir bir insana, bir gence? Herhalde her genç insan önce "Ah, bir otomobilim olsa da, kız arkadaşımı ya da erkek arkadaşımı alsam gezsem" der. Ben doğdum, kendimi bildim, yarışçı olmak istedim. 3-4 yaşımda elimde tencere kapağı, "vınn vınn" dolaşırdım evin içinde.
Ama her erkek çocuk küçükken evin içinde öyle dolaşır. Siz devam etmişsiniz. Çocuk bırakmıyor ki. Ona kalsa devam edecek. Aileler bıraktırıyor, Türkiye şartları bıraktırıyor. Tüm kazalarda "sürat tutkunları, hız tutkunları" suçlanıyor. O zaman gençler korkuyor. Bağdat Caddesi’nde iki genç basmış, çarpmış birine, "Ralliciler kaza yaptı". Bunların rallicilerle ilgisi olamaz ki.
Sizin hiç böyle bir döneminiz olmadı mı, Bağdat Caddesi gençleri gibi yani? Olmaz olur mu? Caddede başlar bu işler. Biz neyin mücadelesini veriyoruz şimdi? Diyoruz ki: Her ilde bir gazlama parkuru olsun, insanlar hız yapmak isterlerse oralarda yapsınlar. Her ilçe, her valilik pist yapsa.
Peki, o dönemde aileniz engel olmaya çalışmadı mı size? Zaten 15 yaşından itibaren ailenin bütün arabalarını kaçırmaya başladım. Ondan önce babam üç-beş kullandırıyordu ama bir baktı durum kötü. Babamın, dayımın, eve gelen misafirlerin... Herkesin arabasını kaçırırdım.
Yakalanmaz mıydınız? Ama babanız (ANAP Muğla Milletvekili İbrahim Yazıcı) nüfuzlu biri, sizi serbest bıraktırmıştır. Yakalanıyordum, kaza yapıyordum bazen. 05.00’te kalkıyordum kimse uyanmadan, okul arabası gelene kadar iki saat dolaşıyordum. Babam bana 26 yaşıma dek destek vermedi. Ondan sonra da en büyük fanatiğimiz oldu. O olmasa zaten taksi takımı da yürümez.
Para mı veriyor size? Para olmadan bu sporu yapma şansı sıfır. 18 yaşında bir adamın 50-60 bin dolar bulup bu sporu yapması imkansız. Mesela şu an ben Avrupa şampiyonu olabilmek için bir milyon dolar arıyorum. Ama Türkiye şampiyonası için 50-60 bin dolar yeter. 18, 19, 20, 21 yaşında kaç genç çocuk bulabilir bu parayı?
"Fatih Terim’e hayranım"
Peki 26 yaşınıza kadar parayı nereden buluyordunuz? Bir sene çalıştım, bir sene yarıştım. Para biriktirip İngiltere şampiyonasında yarıştım.
Nerede çalışıyordunuz? Çalışıyorduk işte... Babamızın yanında, işte ne yapabilirsek o imkanlarla. Çabuk para kazanmak için ne gerekiyorsa yapıyorduk.
Bu söylediğiniz cümle çok iştah açıcı. Bu durumda formül vermeniz gerekiyor. İşte, bir yolunu bulup kazanıyorduk.
Lütfen, bir tane yol söyleyin. Ne bileyim işte, otelimizin içinde kulüp olmaz, kulüp yaparız. Anneden, dededen... Böyle yürüdü doğruyu söylemek gerekirse. Kolay olmadı. Attık kendimizi bir ateşe, sporu tabana yaymak için. Yedi otomobil fabrikasının olduğu ülkede ben, son iki senenin Türkiye şampiyonu olarak, bu sene de öndeyim işte, sponsor bulamadığım için cebimden bu sene yine ciddi para harcadım. Sırf bu sporu tabana yayabilmek için.
Tabanla derdiniz ne? Türkiye’de herkes tabana bir şey yayma derdinde. Tadını çıkarmakla yetinsenize yaptığınız işin. Ama yurtdışında yarışları yüz binlerce insan seyreder. Dünyada en çok parayı motor sporcuları kazanır. Fatih Terim’e hayranım, bence Türkiye’ye en büyük hizmeti yapmıştır.
Terim mi? Gerçi şimdi Şenol Güneş de çok önemli bir hizmette bulundu.
Nereden geldik şimdi Fatih Terim’e? Ben Fatih Terim’le tanışmamıştım. Gittim yanına, kendimi tanıttım. İtalya’ya gittiğinde motor sporlarının ne kadar önemli olduğunu fark ettiğini söyledi. Beni övdü.
İzleyiciyi küstürdüler...
Motor sporlarının önemli ismi Team (Takım) Atakan’daydınız. Neden ayrıldınız? Geleceği yoktu oranın. Gençler gelmiyor çünkü. Çünkü Türkiye’de bir gencin ne kadar yetenekli olduğu değil; önünü nasıl iliklediği, ne kadar yalaka olduğu önemli. Eskiden antrenmalara dört-beş bin kişi gelirdi, şimdi yarışlara bile gelmiyor. Küstürdüler insanları.
Nasıl küstürdüler? Gerçekten hızlı adamları yarıştırmıyorlar.
Ve siz de bir taksi takımı kurdunuz. Arabanızı bir taksi gibi dizayn ettiniz. İşe yaradı mı bu? Taraftarlarınız arttı mı? Çok iyi tepkiler alıyorum. Sokaktaki üstü açık BMW’li çocuk da durduruyor, "Abi, inanılmaz iyi bir takım" diyor. Taksiciler durduruyor. Cebimden kurduğum ve büyük otomobil fabrikaları yerine taksicileri bayrak eden takım şu an şampiyonada önde. "Bu işin taraftarı yok" diyorlardı. Alın size taraftar.
Taksiciler acayip onore olmuşlardır. Tabii. Her yarış kazandığımda onların can güvenliğine ilişkin konuşmalar yapıyorum. Mesela taksilere ön ve arka koltuğun arasına mika cam konulması gerektiğini söylüyorum.
Taksi konseptini seçmeniz, size sponsor olmayan büyük fabrikaları protesto muydu? Tabii. Şöyle de bakmak lazım: Dünyada şimdiye kadar taksi takımı olmamış. Ben şimdi Team Taksi olarak Avrupa’ya gitsem oradaki taksiciler de beni destekler.
‘O tür orgazm yaşamadım’
Fazla sürat yaptıklarında yarışçıların orgazm olduğu doğru mu? Orgazm yarışı kazanıp o şampanyayı patlatmaktır. Ama diğer tür orgazm bende olmadı.
Sürat yapmak mı daha zevkli, bir kadınla birlikte olmak mı? Önüme isteğim arabayı koysalar, yanına da dünyanın en güzel kadınını koysalar, arabayı da kadını da kullanma şansım olsa arabayı seçerim. Hiç düşünmem. Aşık olsam değişir miyim bilmiyorum.
Aşık olmaz mısınız? Ben kızlara dürüst konuşurum. Onlara anlatırım gülüp eğlenmek isteğimi. Çünkü benim seviyemde, Türkiye’de şu anda dünya çapındaki yarışçılarla yarışacak üç tane yarışçı bulunuyor. Bu seviyedeki bir yarışçının konsantrasyonunun bozulmaması lazım.
‘Cem Yılmaz bize gelip öğrensin’
Zengin çocuklarının sporu değil mi otomobil yarışçılığı? Bu yüzden biraz tepki duyulmuyor mu bu spora? Tepki duyanlar haklı. Bu spordakilerin yüzde doksanı parası olan ama sıfır karakterli birileri. Ama Fransa’dan çıkan dünya şampiyonu bir ambulans şoförü.
Siz de zengin çocuğusunuz. Sevmiyor musunuz zengin çocuklarını? Bu çok büyük yetenek isteyen bir spor. Getirsinler Türkiye’nin en zengin çocuğunu, Ferrari filan alıyor. Gidelim bir etaba. Ben yarışı bitiririm, çay içerim, o kendini hızlı zanneden daha gelmemiş olur.
Cem Yılmaz da süratli arabalara meraklı mesela. Ne güzel. En azından bir şeye meraklı. Ama Cem o parayı vereceğine daha ucuz bir araba alsa, biz onu eğitsek, çok iyi bir yarışçı olabilir. O zaman şimdi aldığı zevkin 10 misli daha fazla zevk alır.
Çok zevk veriyor mu sürat? Tabii. Ben sizi bindireceğim arabama, gazlayacağım, bas bas bağırtacağım sizi.
Bağırmam. Bas bas bağırtırım.
PAZAR


"Takımda herkes büyük sözü dinler"
"Arabamı dünyanın en güzel kadınına tercih ederim"
"Evli misin?" diye sormak Japonya’da evlenme teklifidir
Savaş uçağı saksı oldu
Bir tek Oscar’ı eksik
Kel babaların saçlı oğulları...
Gelecekte parlayacak Türk markaları
Kaplanlar sergileniyor
"Ah şu kabız" hak huk
Eğlencenin en popüler beş masası
Hem lezzet hem serinlik...
Bebek’in ‘Yeni Güneş’i Poseidon oldu
Bir erkeklik motoru: Rocco Siffredi
Henman yine yerel bir kahraman olarak kaldı
Hititbilimin babası
En seksi çağda romantizm kasıp kavuruyor
Yeşilçam’ın erotizmi...
Her şeyi bilen falcı ve bir kapının öyküsü
Eski bir dost
SAYFA BAŞI

|
|

|