16 Temmuz 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Her şeyi bilen falcı ve bir kapının öyküsü

7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLER

     En sevdiğim söylencelerden biri de, "Yenikapı’nın öyküsü"dür. İlk duyduğum günden beri, fırsat buldukça çocuk dostlarıma anlatırım. Bilirsiniz, İstanbul tarihte bütün büyük kentler gibi surlarla çevrili ve pek çok giriş kapısı olan bir yerleşim yeriydi. Bu kapıların adları Türkler İstanbul’u aldıktan sonra değişti. Edirnekapı, Topkapı, Ahırkapı, Kumkapı, Çatladıkapı, Mevlanakapı, Silivrikapı, Azapkapı, Altunkapı... gibi. Bilirsiniz, kitaplarda padişahların halkın kendisiyle ilgili düşüncelerini öğrenmek için giysilerini değiştirerek, yanında bir-iki yardımcıyla birlikte halkın arasına girip, dolaştıkları anlatılır.
     İşte böyle bir günde, padişah yardımcılarıyla birlikte bir kayığa biner. Kayıkta kayıkçıdan başka ünlü bir falcı da vardır. Öylesine ünlüdür ki, bir adı da, "Her şeyi bilen adamödır. Kayıkta kimseye aldırmadan, önündeki bir mendil içinde bakla taneleriyle kendi kendine fal bakmaktadır. Padişah, falcılığı ülkesinde yasaklamıştır. Ama yine de yasalarına aldırmayıp, fal bakan bu adamı görünce çok kızar ve adama sorar: "Be densiz adam, padişahın falı yasak ettiğini bilmiyor musun?"
     Adam başını öne eğer ve, "Biliyorum efendim," der. Bunun üzerine padişah, "O zaman sözümü iyi dinle! Ben padişahım ve sana şimdi bir soru soracağım. Eğer geleceği bu kadar iyi biliyorsan benim sorumu da bilir, hayatını kurtarırsın. Yok bilemezsen, artık başına gelecekleri sen düşün!" der.
     Falcı, "Tamam Padişahım!" der ve padişah sorusunu sorar: "Söyle bakalım, az sonra kayığı sahile yanaştıracağım ve şehre bir kapıdan gireceğim. Sen her şeyi bilen falcı, benim şehre hangi kapıdan gireceğimi bileceksin."
     Falcı hiçbir şey söylemez, bir kâğıdın üzerine iki satır yazı yazar ve padişaha şöyle söyler: "Padişahım, lütfen bu notu kuşağınıza koyunuz ve İstanbul’a girdikten sonra açıp okuyunuz."
     "Tamam," der padişah ve kayıkçıya, "hemen sahile çıkmasını," söyler. Sahilde kendisini bekleyen askerleri yanına çağırır. Gösterdiği yeri yıkmalarını ister. Askerler hemen duvarda bir delik açarlar. Padişah açılan delikten falcıyla birlikte İstanbul’a girer. Falcıya alaycı bir yüzle bakarak kuşağındaki küçük notu çıkarır ve okur. Notta aynen şöyle yazmaktadır: "Padişahım, yenikapınız hayırlı olsun!" O günden sonra yıkılan surun olduğu yere bir kapı yapılır ve adına da "Yenikapı" denilir.
     Bugün orada ne surlar, ne de kapı var ama Yenikapı semtinin adının bu olaydan kaynaklandığı anlatılır.
     Ben de falcılara inanmam, ama "Yenikapı söylencesi"ne inanıyorum.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Takımda herkes büyük sözü dinler"
"Arabamı dünyanın en güzel kadınına tercih ederim"
"Evli misin?" diye sormak Japonya’da evlenme teklifidir
Savaş uçağı saksı oldu
Bir tek Oscar’ı eksik
Kel babaların saçlı oğulları...
Gelecekte parlayacak Türk markaları
Kaplanlar sergileniyor
"Ah şu kabız" hak huk
Eğlencenin en popüler beş masası
Hem lezzet hem serinlik...
Bebek’in ‘Yeni Güneş’i Poseidon oldu
Bir erkeklik motoru: Rocco Siffredi
Henman yine yerel bir kahraman olarak kaldı
Hititbilimin babası
En seksi çağda romantizm kasıp kavuruyor
Yeşilçam’ın erotizmi...
Her şeyi bilen falcı ve bir kapının öyküsü
Eski bir dost


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet