
|

Zamanı mıydı?
Türk siyasi ve askeri liderleri, ABD’nin Irak’ta Saddam rejimine son vermek için tam olarak ne yapmayı düşündüğünü Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’in bugün Ankara’da yapacağı temas sırasında öğrenmeyi umuyor... Tıpkı konuk yetkilinin bu görüşmelerde, Türk hükümetinin bu konudaki düşüncelerini ayrıntılı olarak öğrenmeyi ümit ettiği gibi...
Başkan Bush’un Irak hakkında neler düşündüğü - yani Bağdat’ta rejimin mutlaka değişmesini istediği - gayet açık. Bunu pazar günü TESEV’in düzenlediği konferansta Wolfowitz de dile getirdi. Washington’un henüz Saddam’ı saf dışı etmek için belirlenmiş, kesinleşmiş bir planı yok. Ama özellikle son günlerde çeşitli opsiyonlar üzerinde yoğun bir çalışma var. Bunu artık bilmeyen, duymayan kalmadı.
Bu bağlamda, Wolfowitz’in Ankara’ya ABD yönetimi tarafından hazırlanmış ve onaylanmış bir plan getirmediği doğrudur. Ama Bakan Yardımcısı’nın şu sırada çeşitli seçenekleri ve olanakları Türk siyasi ve askeri liderleri ile görüşmek ihtiyacını hissetmesi, artık kesin bir strateji belirleme aşamasına yaklaşıldığını gösteriyor.
***
Wolfowitz’in konuşması, ABD’nin Irak politikasındaki bazı temel parametrelere ışık tuttu. Özetle: 1) ABD Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını ve demokratik bir rejimin iş başına geçmesini istiyor. 2) Washington Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin kurulmasını - Türkiye’nin istikrarını bozabileceğini de dikkate alarak - "kabul edilemez" sayıyor. 3) Bush yönetimi Türkiye’nin Irak’ta "meşru çıkarlar"a sahip olduğunu kabul ediyor ve Irak’taki Türkmenlerin haklarının tanınmasını istiyor...
Wolfowitz’in belirttiği bu üç nokta Türkiye için çok önemli. Belli ki Washington Ankara’nın hassasiyetlerini dikkate alarak bu temel konularda Türkiye’nin tutumunu destekliyor.
Peki, buna karşılık Amerikalıların beklentisi nedir?
Kuşkusuz ABD her şeyden önce Türkiye’nin Saddam rejimine ilişkin görüşlerini paylaştığını görmek ister. Ancak, önemli olan Bağdat’taki değişikliğin nasıl sağlanacağıdır. Amerikalılar da Türk liderlerinin Bush yönetiminden farklı düşüncelere sahip olduğunu biliyorlar. Bununla beraber Ankara’nın bazı olası eylemlerde yer almasını veya bunlara destek olmasını da bekliyorlar.
***
ABD’nin Saddam’a karşı planladığı stratejinin siyasal, ekonomik ve askeri boyutları var. Örneğin ABD, yanına İngiltere’yi de alarak, bu değişikliği "içeriden" gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bunun doğrudan Saddam’a karşı komplodan, Irak’taki rejim karşıtlarının devreye sokulmasına ve bir direniş hareketinin düzenlenmesine varıncaya kadar, çeşitli yöntemleri var.
Ne var ki, bu yoldan Saddam’ı saf dışı etmenin mümkün olup olmayacağı konusunda Washington’un da ciddi kuşkuları var. Bu nedenle - özellikle Wolfowitz gibi "şahinler"in savunduğu - "askeri seçenek" giderek güç kazanıyor.
Nitekim son günlerde Amerikan ve İngiliz basınında olası bir ABD askeri harekatı konusunda oldukça ayrıntılı raporlar yayımlandı. Buna göre, olası planlarda, Türkiye’nin de önemli bir yeri var. ABD hava harekatında Türkiye’deki üslerden yararlanmak isteyecektir. Hatta kara operasyonunu bu kez "Kuzeyöden - yani Türkiye’den - başlatmayı düşünmektedir...
***
Dünkü "Financial Times" gazetesi, Saddam’ı devirmeye yönelik kampanyanın yoğunlaştığı bir sırada Ankara’nın siyasal kriz içinde olmasının ABD için kötü bir rastlantı olduğunu belirtiyor.
Asıl Türkiye için de öyle değil mi?
skohen@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|