16 Temmuz 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Cem genel başkan, Derviş başbakan

     İstediğiniz kadar niyet edin, bugünlerde ekonomi ağırlıklı yazı yazmak ne mümkün!
     Başbakan Bülent Ecevit’in bu siyasi toz - duman içinde cuma günü nasıl olup da Çukurova Grubu patronu Mehmet Emin Karamehmet’e zaman ayırabildiğini (bakınız 13 Temmuz günlü Sabah) ve 45 dakika boyunca neler konuşmuş olabileceklerini bile araştıramadım.
     Girdiğiniz her mağazada, markette, sinemada, sokakta, havuzda, eczanede, düğünde tanıdık - tanımadık birileri sizi bulup kolunuzdan çekiştiriyor ve mutlaka yazmanızı istedikleri güncel, üstelik de haklı bir mesajları oluyor.
     Son mesaj da İsmail Cem’in TV ekranlarında Dışişleri Bakanı olmaktan çıkıp yeni partinin lideri olarak bol bol karşımıza çıkması üzerine zuhur etti:
     İsmail Cem yeterince karizmatik bulunmuyor. Üslubu mesafeli, halka yakın gelsin diye telaffuz ettiği bazı ifadeler eğreti bulunuyor. Kitleleri peşinden sürükleyebilecek elektriğe sahip değil. Ciddiyet ve bilgi birikimi, liderlik için yetmiyor.
     İnsanlar 1.5 yıldan beri mecburen (denkleşemeyen aile bütçesi yüzünden) sık sık dinledikleri Kemal Derviş’in farkını, galiba Cem’i can kulağıyla dinlemeye başlayınca iyice fark ettiler. Derviş’i halkın arasında çay içerken de, taksicilerle sohbet ederken de, tenis oynarken de, IMF ile durum kritikleştiğinde Ulaştırma Bakanı’na posta koyarken de, hatta gazetecilere kendilerinden bunaldığını ifade ederken bile çok samimi, sahici ve karizmatik bulduklarını anlatıyorlar. Ona güveniyorlar. "Memleketi için canla - başla çalışıyor" izlenimi hakim. "Hiçbir menfaat gözetmeyen gerçek vatansever" diyorlar. Beni en fazla şaşırtanlar, "ANAP’a gitse bile oyum Derviş’e" diyen bugüne kadar sağ partiye hiç oy vermemiş solcular.
     Derviş de bugünlerde karşı karşıya bulunduğu sorunlardan hangi birini düşüneceğini herhalde şaşırmış durumdadır, ama Türkiye için açık ara tek umut olduğunu hesaba katması lazım. Aslında İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan’ın da Derviş katsayısının fark yaratacak getirisini doğru değerlendirmeleri gerek. Tabii "Küçük olsun, benim olsun" demiyorlarsa...
     E - posta gönderen okurum Eren Güray’ın, Almanya’daki Sosyal Demokrat Parti’den esinlenerek önerdiği gibi İsmail Cem genel başkan, Derviş başbakan ya da tersiyle başlayarak münavebeli bir çözüm düşünülemez mi?
     
DSP’ye 2 kadın bakan birden! Şaka gibi...
     Geçen haftanın en yadırgadığım ve tuhaf bir biçimde çok ağırıma giden olayı, DSP’ye 2 kadın bakanın atanmasıydı.
     Gerek Ecevit, gerekse DSP; en güçlü dönemlerinde tek bir kadının Bakanlar Kurulu’ndan adımını atmasına geçit vermemişken, hükümetin 3 ayağı birden çukura düştükten sonra kadınlar akla geldi. Ve herhalde dekoratif süs malzemesi olarak münasip bulundular.
     Galiba bende bir aykırılık var. Melda Bayar ve Tayyibe Gülek’in yerine koydum kendimi ve hakarete uğramış hissettim. Onların yerinde olsaydım, 3 günlük ömrü kalmış hükümete ve DSP’ye ilk kez atanmış kadın bakan olarak Türk siyasi tarihine geçmeyi kabul etmezdim.
     Siyaset herhalde benimkinden çok farklı bakış açılarını, taktik ve stratejileri gerektiriyor. Ve hele ben kendimi Tayyibe Hanım’ın yerine koyduğumda, işler iyice arap saçına dönüyor: Partimden istifa etmeye karar vermişken istifamı engellemek için bana bakanlık teklif etmeye kalksalar, kişiliğim ve ilkelerimin hiçe sayılıp benimle alay edildiğini düşünür ve bu teklifi getirenleri doğduklarına pişman ederdim. (Ben hayatta politikacı olamam, zaten kimse de beni politikacı olarak istemez.)
     Harvard mezunu olduğunu da bu vesileyle hatırladığımız Tayyibe Hanım’a da haksızlık etmeyelim. İstifa edecekken 3 günlüğüne de olsa kendini bakanlık koltuğuna atan tek örnek değil kendisi. Tam tersine siyaset her karıştığında en geçerli rüşvet, bakanlık vaadiyle istifaları engellemektir. Hatta bu bağlamda aynı bakanlık koltuğunun 4 - 5 kişiye birden vaat edildiğinin örnekleri çok görülmüştür. Dolayısıyla bana fevkalade aykırı gelen, belki de siyasetin sıradan oyun kurallarından biridir.
     Kaldı ki 2 hanım milletvekilimiz, vatandaşın TV ekranlarında sit - com’lar yerine her dakika değişen siyasi gelişmelere kilitlendiği bir ortamda, tüm Türkiye’ye seslerini duyurup kendilerini tanıtmış oldular. Fena mı yani?
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Rahatlama?..

Melih AŞIK
Yalana rağbet

Fikret BİLA
Ecevitler’in duruşu

Hasan CEMAL
Çağdaş çoğunluğu kucaklamak için...

Güneri CIVAOĞLU
Aşılır

Can DÜNDAR
"Bizim çocuklar"

Abbas GÜÇLÜ
Gençlerin gelecek kaygısı

Sami KOHEN
Zamanı mıydı?

Mehmet Y. YILMAZ
Bir "yeni yüz" ararken, üç tane birden!

Derya SAZAK
MHP, Derviş, AB

Meral TAMER
Cem genel başkan, Derviş başbakan

Güngör URAS
İsmail Cem’in "Yeni Oluşum"u ülkede yeni oluşumun yolunu açabilir

Serpil YILMAZ
İspanya’yı çantamıza koyup getiremedik

M. Ali BİRAND
Acaba mucize gerçekleşecek mi?

© 2002 Milliyet