Tofaş, Bursa’da açtığı "Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi" ile sonsuz sayıda araç tasarımına ev sahipliği yapmış Anadolu’nun değişimini gösteriyor.
Anadolu, ilkel insan türünün medeniyet yolculuğunda karşılaştığı belki de ilk köprü. Afrika’nın dört ayaklı insanı önce yürümeyi öğrenmiş, sonra bu sonsuz yolculuğuna Anadolu’dan Avrupa’ya geçerek devam etmiş. Bugün üç kıtanın birleştiği ve medeniyetlerin kavşağı olma özelliğini hâlâ koruyan Anadolu, üzerinde tarihi yolculuklar yapan kavimlerin de etkisiyle asırlarca taşımacılık konusunda bir çok gelişmeye bizzat tanık olmuş.
Asya’da binlerce yıl önce dönmeye başlayan çok basit bir ahşap tekerleğin Anadolu’daki öyküsünün ve günümüzdeki Türk otomotiv sanayiine gelinceye kadar geçirdiği gelişimin aktarılması amacıyla Tofaş; Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle geçtiğimiz günlerde Bursa’da "Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi"ni açtı.
Anadolu’nun hemen her yerinde hâlâ kullanılan at arabalarının tasarım ve yapımındaki ilk düşüncelerden bugün çevreyi saran motorlu arabalara gelinceye kadarki aşamaları sergileyen bu proje, Bursa Arkeolojik Müzesi’nde bulunan 2600 yıllık arabadan yola çıkılarak hazırlanmış. Anadolu üretim ustalığının değişik tasarımlarının sergilendiği müzedeki arabalar, geniş bir alan içinden taranarak seçilmişler. Değişik bölgelere ait arabalar arasından Bursa yapımı olanların farklılığının nedeniyse çok eskilere dayanmaları. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olması ve özel konumu nedeniyle taşımacılık ve at arabası yapımında önemli aşamalardan geçen Bursa’daki at arabası yapım ustalarının küçük atölyeleri; ülkeye motorlu araçların girmesiyle hızla otomotiv sanayiine dönüşüvermiş. Bu önemli birikimin temelleri üzerine 1968 yılında Tofaş kurulmuş.
At ve arabaların Anadolu’da yüzlerce yıl çok değişik amaçlarla kullanıldığına dikkat çeken proje sorumlusu Prof. Önder Küçükerman; özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte taşınacak yüke bağlı olarak; belirli temel ilkeler içinde ama hemen hemen sonsuz sayıda araç tasarımı yapıldığını belirtiyor.
İşte tüm bu evrelere ışık tutan müze için yıllar boyu bir köşeye atılmış ya da fırında yakılmak üzere sökülüp bir kenara dizilmiş arabalar çok ince işlemlerden geçirilerek restore edilmiş. Zaman içinde değişikliklere uğramış olan arabalar; yeniden orijinal durumlarına dönüştürülmüşler. Her biri tıpkı günümüzdeki bir otomobil gibi teknik özellikleriyle tek tek değerlendirilerek sınıflandırılmışlar. Kendi ağırlığından daha fazla yük taşıyabilen at arabalarından tekerlek boyu derinliğindeki sulardan geçebilenlere kadar farklı türlerin sergilendiği müze, Bursa’nın bir otomotiv sanayii şehri olma serüvenine ışık tutuyor; bir bakıma "yeni ustaların eski ustalara teşekkürü"ne zemin hazırlıyor.