21 Temmuz 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Türkiye’nin 30 yılını yakamayız!"

Mehmet Altan’ın "Marksist - Liberal" adlı kitabı, dünyada şekillenmekte olan "yeni düzeni", Türkiye’nin bu düzendeki yerini ve dünya vatandaşlığını tartışıyor.

     ESİN COŞKUN

     Marksizm ve Liberalizm birbirine karşıt iki dünya görüşü. Bunların sentezinden oluşan yeni bir sistemden bahsediyorsunuz.
     Bu düşünce akımlarının en etkin, olumlu yanları birleşerek, yeryüzünün değişen koşullarında insanlığın beklediği sömürüsüz, yaratıcılığa açık, yeni bir yaşam çerçevesini birlikte çizecekler. Geçen yüzyılda itişirken bu yüzyılda barışarak bir senteze gittiklerini düşünüyorum.
     
     Ancak Marksizm sınıfsız toplumdan bahsederken, diğerinde birey öncelikli.
     Marksizm sınıfsız bir toplumdan bahsediyor, devlete karşı. Liberalizm de devlete karşı bireyi koruyor. Birleştikleri noktalar var. Bugün insanlığın en önemli özelliği, bireyin temel hak ve özgürlükleri. Marksist üretim tarzına göre, araçlar değişince toplum da, insan ilişkileri de, insanın toplumla ilişkisi de değişir. Bugün üretim aracını bilgisayarlar oluşturuyor. Bireyin beyinsel yapısını model alan bir üretim tarzıyla, bireyin kutsallığını, temel hak ve özgürlüklerini savunan Liberalizm arasında şu anda bir çelişki yok. Olmayacak da.
     
     Bilgi çağıyla birlikte dünyada ulus - devlet ve milliyetçilik gibi kavramların ortadan kalkmaya başladığını söylüyorsunuz.
     Bu kavramlar 1789 Burjuva Devrimi’nde ortaya çıktı. Burjuvazi o dönemde sermaye birikimine ihtiyaç duyuyordu. Sermaye birikimini rekabetsiz bir koşulda yapabilmek için ulus - devleti, ırka dayalı bir milliyetçiliği oluşturdu. Bugün bilimsel bilginin üstünlük yarattığını, sermayenin öneminin kaybolduğunu görüyoruz. Araştırma - geliştirme harcamaları o kadar büyük ölçeklerde yapılıyor ki bir tek devletin pazarı bunları karşılayamaz durumda. Küresel pazarlara ihtiyaç var. Bu yeni dönemde dünya vatandaşlığı öne çıkıyor. Globalleşme dediğimiz olguda artık parayı siyasetçi kontrol etmiyor. Enformasyon da aynı şekilde. Yani ulus - devletin en önemli gücü sayılan parayı ve haberi kontrol bugün ortadan kalkmış vaziyette.
     
     Amerika, teknolojik olarak gelişmiş ürünlerini satmak için gelişmemiş ülkelere piyasa ekonomisi, demokrasi ve insan hakları mı ihraç ediyor?
     Amerika’da şu anda yönetimde olan Cumhuriyetçi Bush, dünyayı geliştirmek isteyen, demokrasiden, insan haklarından yana olan ileri teknolojilerin temsilcisi değil. Silahçıların ve petrolcülerin temsilcisi. Onların da böyle bir kaygısı yok. Türkiye’yi Irak’ta tetikçi olarak kullanmak, AB’nin dışında tutmak, buna karşılık da birkaç kuruş vermek gibi bir niyeti var. Benim o analizlerimi yaptığım dönem Demokrat bir Clinton’ın Amerika’sı; bilgisayarların, ileri teknolojilerin egemen olduğu bir Amerika. Ancak analizim orta vadede özelliğinden bir şey kaybetmez. Bill Gates’in programlarını kullanabilecek bir yeryüzü şekillenmezse sistem çöker. Onun için de sistem, kendi rejimlerinin tutsağı olan yerlerde durumu zorlayacaktır.
     
     Dünyanın anladığı anlamda "solöculukla Türkiye’deki solculuğun ne kadar alakası var?
     Türkiye’de cami ve kışla çatışması var. Kemalist olanlara "solcu", "ilerici"; camiye yakın olanlara da "gerici" denmiştir. Sağ ve sol diye kendini ayıranlar emek ve sermaye tartışması değil, laiklik - şeriat tartışması yapmaktadır. Yeryüzünde burjuvazi modernleşmeyi sağlamış. Burada aynı şeyi askeri bürokrasiyle yapmaya kalkmışlar, buna da ilericilik, solculuk diyorlar.
     
     AB’ye tam üyelik görüşmelerinin başlayabilmesi için Kopenhag kriterlerini yerine getirebilecek miyiz sizce?
     Büyük bir kavga var devletin içinde. Cumhuriyetçi Bush yönetimi, MHP ve askeri bürokrasi blok yapıyor. Cumhuriyetçi Bush yönetiminin engel olduğunu düşünüyorum. Ama ne olursa olsun Bush’un üç yıllık iktidarı için Türkiye’nin otuz yılını yakamayız. Her şeye rağmen Avrupacı düşler de ağırlığını koruyor. Amerika’nın frenine, silahlı bürokrasinin karşı koymasına, İç Anadolu’dan oy almak için Türkiye’nin geleceğini karartan MHP’ye rağmen bu işi halletmeyi diliyorum.
     
     Marksist Liberal
     Mehmet Altan
     İthaki Yayınları
     324 s.
     Fiyatı: 7.995.000 TL.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Salsa gecelerinden asit caza
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Ödül mink bir kürk gibidir"
Bağımsızlık ve mizah onların karakteri
Yorgun tekerlekler
Dergilerle serinlemek için...
"Türkiye’nin 30 yılını yakamayız!"
Dalgınlık halinin ressamı
Vialli gibi bir küratör
"Femme fatalemiş! Kıçımın kenarı!"
Coen kardeşlerin patetik sonatı
Uzaklardan gelen mesaj
Kırsal alanda cinsel oyunlar
Babalık davası
Köfte ile patates
Tanık olunacak şiirler
EB ile adım adım
Dijital sanatta Latin başkaldırı
Sarkis ile yolculuk
Hep yek, hep kız başına
Ortaya karışık caz
İşkenceciler afişe ediliyor
Paha biçilmez mozaikler
Beşi bir yerde rock!
Bu yaz çok büyüyecek
Düzce’den Beyazıt’a "Uğurlu" albümler
Hem tatil yap hem film
Haftanın albümleri
Dünyada markalaşmak lazım!
Futbol ve turizm
Hayat atölyesi
9. Caz Festivali ve web’de caz...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet