
|

"Femme fatalemiş! Kıçımın kenarı!"
15 Temmuz akşamı Açıkhava’da "Broken Englishöten "Kissin’ Time"a kadar geniş ve fetiş bir repertuvarla konser verecek olan Marianne Faithfull ile Paris’teki otel odasından konuştuk.
ILGIN SÖNMEZ
Rock tarihi, 79’daki "Broken English" albümünüzü bir yeniden doğuş, kendini yeniden keşfediş gibi hatırlıyor. Oysa siz bu lafları pek umursamıyorsunuz.
Benim için demediklerini bırakmadılar biliyorsunuz! Bir baronesin kızı için çağdaş trajedi senaryoları ürettiler. Bu da bana sorarsan gerçek trajedilere haksızlık oldu! "Broken English", kendimi ilk gösterişimdi. Kesinlikle bir geri dönüş falan değildi! Üstelik hâlâ hiç değişmediğimi de açıkça ifade edebilirim. En azından hâlâ eskisi kadar meşhurum! Karmaşık biri olduğum doğru ama bu işime mükemmel bir şekilde yansıyor. Sosyal meselerle sorunum oluyor, o kısmı zor tabii. Ama alıştım artık. Üstesinden geliyorum.
Şarkı yazarlığınızın kişisel itiraflarınızdan ibaret olduğu konusundaki eleştiriler size dokunuyor mu?
Bu tamamen onların fikri! Ama size garanti ederim, şarkılar çoğu zaman benimle ilgili olmuyor. Sanatçı kişiliğimin kontrolden çıkarak, kendi hikâyelerini yarattığını söylediğimde niye inanmak istemiyorlar anlamıyorum. Eğer sadece kendimi yazıyor olsaydım çoktan kafayı sıyırırdım. Çıldırırdım. Düşünsenize! Benim gibi ‘yoğun’ biri, her şeyi çok fazla yaşayan ve hisseden biri zaten bir yerden sonra kendinden uzaklaşmak ister. En şahsi albümüm "Vagabond Waysöde biyografime alamadığım, müzikle ifade etmem gereken kişisel bir tarih vardı tabii.
Maço rock arenasında hakim bir kadın fenomen olmak nasıl bir şey?
Acayip! İnsanın üzerinde azıcık bir baskı oluşturuyor ama çok değil. Aramızda yaşanan daha çok saygı sorunu oluyor. Ne kadar güçlü bir iş çıkarırsan çıkar, karşı tarafın erkek olması kendisini bir adım önde hissetmesine sebep oluyor. Saygıyı lütfediyorlar yani. Gerçi rockçıların arasına karıştığımdan bu yana ortam bayağı bir değişti. Eski seksist tavırlara pek rastlanmıyor artık galiba. Ya da en azından bana yapmıyorlar. Genç kuşak için kadın üstü bir yaratığa dönüşmüş olabilirim.
Femme fatale olarak değerlendirilmeyi iltifat kabul ediyor olamazsınız değil mi?
İltifat mı? Kıçımın kenarı! Bazı seksist ahmaklar bazı güzel kadınlara böyle yaranabilirler. Bana asla. Evet. On yıllardır femme fatale olarak anılan, öyle davranılan, hakkında öyle yazılan bir kadınım ama bunu kabul etmiyorum. Büyük düşüncelerin kadınıyım ben. Beni böyle görenler için fatale olabilirim, ama kimsenin femme fatale’i değilim. Kimseyi tavlamaya çalışmıyorum.
Damon Albarn şarkısı "Kissin’ Time", neden albüme adını verdi?
Her şeyden önce albüm için yazdığım ilk şarkıydı. Yaşam aşkını anlatan, mutluluktan bahseden, albümün tamamını tanımlayan bir şarkı. Hepsi bir yana ilk yapıldığı anda albümün adı bu olacak diye geçirdim içimden ve oldu.
Dave Steward ile beraber yazdığınız "Nico", yazılmış en güçlü biyografik şarkı galiba!
O şarkıya aşığım. Çok gurur duyuyorum. Nico’yu hiç tanımadım. Bu yüzden böyle bir şarkı yazmak için çok doğru bir konumdaydım, anlıyor musun? Objektifim bu konuda. Ki şarkı yazarının tercihlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Benim kötü bir hayatım olmadı. En azından içinden çıkamayacağım, kontrolünü yitirdiğim hiçbir şey yoktu. Oysa Nico gerçekten de rock felsefesi yüzünden çok çekmiş bir kadın! Şarkımda babasının ölümünden yoksulluğa, Velvet’ten oğlunun babası Alain Delon’a kadar Nico’nun öyküsünü Dave’in aşırı duygusal melodisi eşliğinde anlatıyorum. Biraz da ‘fazla’ duygusal olduğunu kabul ediyorum!
Bir zamanlar Patti Smith’in "Ghost Dance"ini yorumlamıştınız. Aranızda okyanus karşısından da olsa bir tür dayanışma var mı?
Kim dedin? Patti Smith hakkında bir şey bilmem, tanımam. Kendisini takdir ediyorum ama ortak kurulacak cümlelerimiz yok. Sanırım o şaman gibi bir şey. Ben değilim. Hiç de öyle rock şiirleri okuyan cadı kostümlü bir şaman olmak istemem. Marianne Faitfull’um ben.
Weill ve Brecht şarkıları da yorumladınız, caz standartlarına da meraklısınız. Bir caz albümü yapmayı düşünmez miydiniz?
Böyle bir düşüncemiz var ama inanın çok uzak bir gelecekte. Henüz yeteri kadar rock’madım ve roll’madım. Önce kurtlarımı dökmem lazım. Biliyorsunuz annem bir baronesti. Bu yüzden caz albümümün adı "The Jazz Baronnes / Caz Baronesi" olacak. Ne harika değil mi?
Peki ya sinema? Patrice Chereau’nun filmi "Mahremiyetöte müthiş bir havanız vardı!
Büyük bir filmdi değil mi? Kendi bölümümü de çok seviyorum çünkü tipik bir rol değildi. İngiltere’de filmi katlanılmaz buldular biliyor musunuz? Nefret ettiler. Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da sevilen bu film ülkemde bombardımana tutuldu. Sanat eserini okuyabilmen, dürüst olmak gerekirse baktığın perspektifle ilgili. İngiliz algısı için çok fazla bir filmdi.
Siz İngiliz kalitesinde biri misiniz?Tabii ki hayır! Ben bir İngilizim ve inanın İngiliz olmak çok zor! Hiç de kolaylaşmayacak.
İstanbul konserinde hangi şarkılar yer alacak?
Bir sır vereyim. Konserlerim bir türlü bitmez. Aldığım elektriğe, oradaki muhabbete göre uzadıkça uzar. Bir bakarım hiç hesapta olmayan şarkıları söylüyorum. Ama kesinlikle söyleyeceğimi garanti edeceğim şarkı "Fallen From Grace". Öyle olmalı çünkü Jarvis Cocker’ın benim için yaptığı "Sliding Through The Life On Charmöla iyi gidiyor. Karanlık ve seksi "Sex With Strangers"ı, "Broken English"i, "Vagabond Waysöden "Wild Shores of Love"ı söyleyeceğim. Bir iki de daha önce hiç yorumlamadığım şarkı alacağız repertuvara.
KÜLTÜR & SANAT


Salsa gecelerinden asit caza
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Ödül mink bir kürk gibidir"
Bağımsızlık ve mizah onların karakteri
Yorgun tekerlekler
Dergilerle serinlemek için...
"Türkiye’nin 30 yılını yakamayız!"
Dalgınlık halinin ressamı
Vialli gibi bir küratör
"Femme fatalemiş! Kıçımın kenarı!"
Coen kardeşlerin patetik sonatı
Uzaklardan gelen mesaj
Kırsal alanda cinsel oyunlar
Babalık davası
Köfte ile patates
Tanık olunacak şiirler
EB ile adım adım
Dijital sanatta Latin başkaldırı
Sarkis ile yolculuk
Hep yek, hep kız başına
Ortaya karışık caz
İşkenceciler afişe ediliyor
Paha biçilmez mozaikler
Beşi bir yerde rock!
Bu yaz çok büyüyecek
Düzce’den Beyazıt’a "Uğurlu" albümler
Hem tatil yap hem film
Haftanın albümleri
Dünyada markalaşmak lazım!
Futbol ve turizm
Hayat atölyesi
9. Caz Festivali ve web’de caz...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|