21 Temmuz 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Çimdik çimdik makarna...

     Son zamanlarda sık sık TV programlarında; halk kitlelerinin, siyasetçilerin ağzından duymaya alışık olmadığı açıklamalar yapmaya başlayan Bülent Akarcalı, son konuşmalarından birinde özet olarak şöyle diyordu:
     - Ben milletvekili olduğum halde; "birey" olarak, "devlet"in karşısında hiçbir olanağım ve anlamım yok...
     ***
     Oysa 80 yılı aşkın bir süreden beri Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı’nın arkasında; "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" diye yazıyordu; öztürkçe çevirisiyle "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur"...
     Nasıl ki, vaktiyle de Cumhuriyet Bayramları’nda kurulan zafer taklarının üstüne, boydan boya "Köylü efendimizdir" diye yazılı bantlar gerilirdi.
     ***
     Bu tür beylik siyasal sloganların arkasındaki acıklı Türkiye gerçeklerini yazmaya kalkanlar; Mussolini’nin ünlü Ceza Yasası’nın, hala tam değiştirilmemiş bir kopyası olan T.C.K’nın; "Devlete karşı işlenen suçlar" bölümüne giren maddeleri gereği, hemen Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilir ve bazen de mahkeme sonuna kadar tutuklanırdı. Sanık beraat etse bile, tutuklu kaldığı süre iyi bir ders olurdu kendisine.
     Ve halk yığınlarının haberi bile olmazdı, "çağdaş insan haklarını savunayım" derken, okkanın altına gitmiş olanlardan...
     ***
     Havaların biraz daha serinleyeceği müjdesiyle gelen bir pazar sabahı; yüzeysel bir "çağdaşlık imajı" arkasında, bir türlü Ortadoğu köhneliğinden kurtulunamamışlığın iniltilerini uzatmayalım.
     Zamparanın biri, durmadan araba isteyen sevgilisine küçük bir yüzük armağan etmiş.
     - Kadın:
     - Mersi ama, biliyorsun ben araba istiyordum, demiş.
     Zampara:
     - Kusura bakma canikom, demiş, şimdilik bununla yetin; hiçbir otomobilin taklidi yok çünkü...
     Demokrasinin taklidi olabiliyor; Kopenhag kriterlerinin ise taklidi yok. Halk yığınları kusura bakmasınlar, şimdilik oyalama dursunlar birincisiyle...
     ***
     IMF’nin gitgide artan ince eleyip sık dokuması üstüne, bir Amerikan fıkrası:
     Vaktiyle bir Amerikan kasabasındaki bankaya, kovboyun biri gelip çek bozdurmak istemiş. Veznedar başlamış sormaya:
     - Doğum yerin?.. Sürekli oturduğun adresin?.. Kimlik kartın?.. Sana kefil olacak nitelikte iki kişinin adı, vs...
     Kovboy:
     - Buraya bak veznedar, demiş; sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile, bu kadar belge aramazdın; ne oldu sana?
     Veznedar:
     - Ee demiş, burada giden bizim para; şayet giden senin hayatın olsa, yine üstünde o kadar durmazdık...
     ***
     1945’ten günümüze dek, seçim kampanyalarında söylenmiş nutuklardan manşetlere çıkmış olan cümleler; her gün alt alta sıralansa gazetelerde...
     Ve en altına da, Ziya Paşa’nın 130 yıl önce yazdığı Terkib - i Bend’inden şu ünlü dizeler oturtulsa:
     "Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
     Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
     Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
     Şahsın görünür rütbe - i aklı eserinde
     Her kuşağın nasıl kazıklandığını mı düşünürdünüz, yoksa bizzat yediğiniz kazıkların nasıl yağlandığını mı?
     ***
     Hızlanan küreselleşmeyle birlikte, Avrupa’nın vites büyüten değişimi karşısında; bizim demagoglar saltanatı da, çöl ortasında kalmış bir keçiye benzemeye başladı.
     - Çöl ortasında kalmış bir keçi ne yapar?
     - Meler.
     - Hayır.
     - Su ister.
     - Hayır.
     - Peki ne yapar?
     - Gölge yapar.
     ***
     Dünya Bankası’nın açıkladığı sıralamaya göre, "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan, 25’inci basamakta...
     Ve biliyorsunuz Türkiye de, Yunanistan’dan bile 57 basamak daha aşağıda...
     Uzmanlar bizdeki ekonomik durumu anlata dursunlar... Onun da en somut özetini vaktiyle Orhan Veli yapmıştı:
     Cep delik cepken delik
     Yen delik kaftan delik
     Don delik mintan delik
     Kevgir misin be kardeşlik...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Çimdik çimdik makarna...

Melih AŞIK
Çelişen emirler

Fikret BİLA
Kuzey Irak’a girilir mi?

Hasan CEMAL
Türk basınının duayeni Metin Toker için!

Güneri CIVAOĞLU
Engel tanımayanlar

Can DÜNDAR
Yolun neresindeyiz?

Abbas GÜÇLÜ
Ses ve görüntü kirliliği

Mehmet Y. YILMAZ
Elveda aşk, elveda mutluluk, merhaba yanlızlık

Hasan PULUR
Patronlu siyaset...

Derya SAZAK
İlhan Mansız’a dokunmayın

Meral TAMER
Kabusa dönüşen Zümrüdüanka

Tamer HEPER
Ortak gidere katılınır

Osman ULAGAY
Neden inatçı bir "ayı"yım?

Güngör URAS
Truva hazinelerinin bir bölümünü Moskova’ya taşımışlar

Serpil YILMAZ
2003 yılında toplu jübile yapalım mı?

© 2002 Milliyet