21 Temmuz 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ses ve görüntü kirliliği

     Kirliliğin her türlüsüne alıştık. Siyasetten ekonomiye, çevreden kültürel kirliliğe kadar ne ararsanız var. Ama öyleleri var ki artık yaşantımızın bir parçası haline geldiler. Örneğin televizyonlardaki görüntü kirliliği, örneğin büyük kentlerdeki gürültü kirliliği. Hiç görülmeyen ama en az diğerleri kadar yıkıcı etkileri görülen elektronik kirlilik de çağımızın bizlere nahoş armağanı.
     Geçenlerde bir grup Amerikalı bilim adamı İstanbul’a gelmiş ve İstanbul Üniversitesi’nin Baltalimanı tesislerinde kalmışlardı. Sabah kahvaltısında hepsinin gözlerinden uyku akıyordu. Meğerse yandaki barların çıkarttığı gürültü nedeniyle sabaha kadar uyuyamamışlar. Tatil yörelerinin çoğunda da durum farklı değil.
     İstanbul’un sessiz sakin semtlerinden birinde oturmamıza rağmen her pazar erken saatlerde satıcıların sesleriyle uyanmaya alıştık. Hele hele trafikteki korna sesleri yok mu? İnsanı çileden çıkartmaya yetiyor da artıyor. Yol tıkanmış. İlerlemenize imkan yok. Ama arkadaki hala kornaya basıyor...
     Ya tatil beldelerindeki animasyonlara ne dersiniz? Birileri daha çok eğlenecek diye diğerlerinin canına okunuyor. Müzikli restoranların çoğunda ise müzik eğlencenin ötesinde çok farklı bir misyona sahip oluyor. Konuşmak ne mümkün...
     Gürültüden uzak durun demek işin en kolayı. Ama mümkün mü? Bir ara Diyanet İşleri Başkanlığı karar aldı. Aynı bölgedeki camilerden bir teki ezan okusun diye. Kısa bir süre de uygulandı. Ama ne oldu? Yine eskiye dönüldü. Üst üste binen, birbirini boğan, biri başlarken diğer biten bir karmaşaya dönüştü. Oysa tek başına okunanın bıraktığı etki çok daha farklıydı.
     
Gürültünün zararları
     Ses ve görüntü kirliliği deyip geçmeyin. Görüntü kirliliği beyninizi anlamsız binlerce kareyle ambale ederken gürültü kirliliği de A’dan Z’ye tüm yaşantınızı altüst etmeye yetiyor da artıyor.
     Milli Eğitim Bakanlığı’nın çıkarttığı Eğitim dergisinin son sayısında gürültü kirliliğinin yarattığı zararlar 4 ana başlıkta toplanmış. Birlikte okuyalım ve hiç farkına varmadan yaşantımız nasıl altüst oluyor öğrenelim:
     Fiziksel etkileri: İşitme duygusunda getirdiği olumsuz etkilerdir. Geçici veya kalıcı işitme kaybı yaratıyor.
     Fizyolojik etkileri: Kan basıncının artması, kas gerilmesi, stres, kalp atışlarının değişmesi, göz bebeği büyümesi, uykusuzluk, solunumda hızlanma.
     Psikolojik etkiler: Davranış bozuklukları, sinir sisteminde bozukluklar, korku, rahatsızlık, yorgunluk, zihinsel işlevde yavaşlama.
     İş gücüne etkileri: Gürültünün iş verimini azaltması ve seslerin anlaşılmaması gibi görülen etkilerdir. Gürültünün iş verimliliğini ve üretkenliğini olumsuz yönde etkilediği araştırmalarla saptanmıştır.
     Görüldüğü gibi gürültü deyip geçmemek için artık pek çok nedenimiz var. Yazıyı yazarken peki şikayet noktasına gelen gürültüyü kimlere haber vermemiz gerekir diye bir araştırma yaptım ama içinden çıkamadım. Hemen nerede hangi gürültü diye sorgulamaya başladılar. İşyerinde mi, apartmanda mı, sokakta mı, tatil yerinde mi, trafikte mi diye peş peşe sorular geldi. Meğerse hemen hepsinin muhatabı ayrıymış. Anlayacağınız bu konuda da bürokrasiyle boğuşmaktansa gürültüye razı olma noktasına gelirseniz hiç şaşmayın.
     Özetin özeti: Hani ülkelerin kalkınmışlığı ile ilgili pek çok kıstas var ya işte onların en önemlilerinden biri de gürültü kirliliği. Politikacılar kağıt üzerinde istedikleri kadar bizi AB’ye sokmaya çalışsınlar. Önemli olan sokak! Bu konuda ne yapılıyor? Koskocaman bir hiç!..
     
     aguclu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Çimdik çimdik makarna...

Melih AŞIK
Çelişen emirler

Fikret BİLA
Kuzey Irak’a girilir mi?

Hasan CEMAL
Türk basınının duayeni Metin Toker için!

Güneri CIVAOĞLU
Engel tanımayanlar

Can DÜNDAR
Yolun neresindeyiz?

Abbas GÜÇLÜ
Ses ve görüntü kirliliği

Mehmet Y. YILMAZ
Elveda aşk, elveda mutluluk, merhaba yanlızlık

Hasan PULUR
Patronlu siyaset...

Derya SAZAK
İlhan Mansız’a dokunmayın

Meral TAMER
Kabusa dönüşen Zümrüdüanka

Tamer HEPER
Ortak gidere katılınır

Osman ULAGAY
Neden inatçı bir "ayı"yım?

Güngör URAS
Truva hazinelerinin bir bölümünü Moskova’ya taşımışlar

Serpil YILMAZ
2003 yılında toplu jübile yapalım mı?

© 2002 Milliyet