21 Temmuz 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



2003 yılında toplu jübile yapalım mı?

     Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) heyeti ile Madrid’deyiz, İspanya - Türkiye ve Avrupa Birliği sürecini irdeleyen paneli izledik, elimizde içecekler, otelin bahçesinde sohbet ediyoruz.
     14 - 17 Temmuz arasında gerçekleşen Madrid ziyaretinin tam ortasından siyaset geçiyor. Türkiye’nin dört bir tarafından gelen oda ve borsa başkanları, yönetim kurulu üyeleri Ankara’dan gelen istifaları sayıyorlar ve siyaset her dakika gökkuşağı gibi renkleniyor.
     
Partinizi güçlendirin
     Bir ara kendimi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, DEİK Başkanı Rona Yırcalı’nın da içinde olduğu grupta buluyorum, başkanlar soruyorlar:
     "Sizce neler olacak?"
     Bekledikleri gelişmeleri ve kulisleri izleyen bir gazetecinin gözlemi, ancak ben tam tersi bir tepkiyle yanıt veriyorum bu soruya:
     "Siz Yeni Oluşum’u merkez sağa çekmeye neden uğraşıyorsunuz? Bırakın Yeni Oluşum sosyal demokrat kalsın. Türkiye’de sosyal demokratların güçlü bir partisinin olmasını isteyenleri unutuyorsunuz. Madem "merkez" güçlensin istiyorsunuz, işte size ANAP - DYP. Hem bu partilerin içinden de geliyorsunuz. Kiminiz belediye başkanı, kiminiz milletvekili adayı olarak bu partilerde yer aldınız. Gidin partilerinizi toparlayın, güçlü merkez sağı oradan çıkartın, bırakın İsmail Cem kendi ekseni içinde gelişsin."
     Ooo... Her kafadan bir ses. Sosyal demokratlık da neymiş, Türkiye’de sağ - sol mu kalmış, herkesin istediği güçlü bir siyasal oluşummuş.
     
Katılımcı demokrasi
     Benden ikinci bir salvo...
     "Merkezden bıktık. Bugüne kadar sosyal demokratlarla, liberaller anlaşa anlaşa memleket borç batağına gömüldü. Şimdi yolları ayırsınlar, kimlikli siyaset yapsınlar, yolsuzlukların üzerine gitsinler."
     Yine bir patırtıyla bana yükleniyorlar:
     "Hırsızlığın sağı - solu yok, hepsi yapıyor."
     Ben de gazı iyice almışım, TOBB’u didikleyeceğim. Dönüş uçağındayız.
     Yanımda Çorlu Ticaret Borsası Başkanı Özcan Tülümen oturuyor. Evi İstanbul’da, Çorlu’ya haftada en fazla iki kez gidebiliyor ama 20 yılı aşkın zamandır başkan, 6 yıldır da TOBB Yönetim Kurulu üyesi...
     Tülümen’e neden bu dönemde aday oldunuz diyorum, açıklıyor. TOBB yapısı içinde anlaşılır gerekçeler. Benim asıl varmak istediğim, TOBB’un bir milyon 200 bin üyesinin ne kadar katılımcı demokrasiyi beslediği.
     
Basmacı ile pazarlık
     Bu kez hedefim, İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Nejat Basmacı, tam 50 yıldır başkan. Cumhuriyet’ten önce gelmiş, gitmiyor.
     Basmacı’ya "Ne zaman ayırılmayı düşünüyorsunuz" diyorum, "Emr - i Hak vuku bulunca" diyor, tüm kibarlığı ve kararlığı ile...
     Başkan olarak kalma nedenini açıklıyor: Sevgi.
     Basmacı tam bir İstanbul beyefendisi; herkese yakın, ilgili, yüzünde tebessümü eksik olmayan, 84 yaşında ve emekli olmayı düşünmeyen biri.
     Bakın nasıl anlatıyor, kararlılığını:
     "Bizde 15 fabrikası olan, adli suç olmasa 16 fabrikası olanı vurur. Çocuktum, sevimliyim diye, gençtim, yakışıklıyım diye, yaşım ilerledi, sağlıklıyım diye kıskanıyorlar. Arkadaşlarım emekli olunca, ölüme yaklaştılar, ben de mi öyle olayım?.."
     Basmacı ile haraketli konuşmamızı TOBB Yönetim Kurulu üyeleri dinliyor; bakalım kim, kimi ikna edecek?!
     Başkan Hisarcıklıoğlu bu arada TOBB’un bir yasa tasarısı hazırladığını ve başkanlık süresini iki dönemle sınırladıklarını anlatıyor.
     Basmacı yorum yapmıyor, son sözümü söylüyorum:
     "Size ‘Git’ demek bana yakışmaz, ben size ‘jübile’ öneriyorum, gününü siz belirtin..."
     "Tarihsiz" bir jübile üzerine anlaşıyoruz.
     Ne dersiniz, 2003 yılını ‘toplu jübile yılı’ ilan edelim mi?
     Genç nüfusu ile parlayan bir ülkenin, karalık bir geleceğe yatırım yapmasını kimse ‘hizmet’ diye sunmasın.
     O kadar çok ‘hizmete talip’ olan var ki; hiç merak etmesinler biz kimin doğru, kimin yanlış olduğunu buluruz, bugün olmazsa yarın!
     
     syilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Çimdik çimdik makarna...

Melih AŞIK
Çelişen emirler

Fikret BİLA
Kuzey Irak’a girilir mi?

Hasan CEMAL
Türk basınının duayeni Metin Toker için!

Güneri CIVAOĞLU
Engel tanımayanlar

Can DÜNDAR
Yolun neresindeyiz?

Abbas GÜÇLÜ
Ses ve görüntü kirliliği

Mehmet Y. YILMAZ
Elveda aşk, elveda mutluluk, merhaba yanlızlık

Hasan PULUR
Patronlu siyaset...

Derya SAZAK
İlhan Mansız’a dokunmayın

Meral TAMER
Kabusa dönüşen Zümrüdüanka

Tamer HEPER
Ortak gidere katılınır

Osman ULAGAY
Neden inatçı bir "ayı"yım?

Güngör URAS
Truva hazinelerinin bir bölümünü Moskova’ya taşımışlar

Serpil YILMAZ
2003 yılında toplu jübile yapalım mı?

© 2002 Milliyet