23 Temmuz 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yenilik sözde değil artık!

     Ankara’da, Gazeteciler Cemiyeti’nin önü. Duayenimizi, Metin Toker’i anıyoruz. Eski bir meslektaşımız, Başbakan Ecevit de aramızda.
     Konuşmasını dinlerken dalıyorum.
     Metin Abi bir seferinde bana Ecevit’le Demirel’i mukayese etmişti. Ecevit’in minareyi kılıfına uydurmakta daha becerikli olduğunu söylemişti.
     "Demirel daha konuşmaya başladığında durumu çakabilirsin" demişti keyifli bir anında, "Kendi kendine ‘Bak bak beni nasıl da kafa kola almak istiyor’ dersin. Ecevit daha ustadır. Gazı daha incedir. Ancak sohbet bittiğinde içine bit yeniği düşer. Ama evden çıkarken de gülmeye başlarsın."
     Siyasetçi ve inandırıcılık!
     Gazetecinin ömür boyu kendisiyle birlikte sınavdan geçirdiği karşıtlık... Bir yandan siyasetçiyi dinlerken, asıl onun kafasının arkasındakini anlamaya çalışmak...
     Ecevit şimdi kalkmış diyor ki:
     "Eğer partiyi kundaklamamış olsalardı, çekilecektim."
     Yersen!
     Evet, şık bir sözcük değil ama aynen öyle, yersen.
     Ecevit’in bu sözlerini dinleyince, duygu ve düşüncelerimi içimden geldiği gibi kağıdın üstüne - ya da bilgisayar ekranına - dökmek istedim. Çünkü Ecevit’in bu sözlerinin hiçbir inandırıcılığı yok.
     Ecevit şimdi kalkmış diyor ki:
     "Liderler zirvesinde erken seçim konusunda 3 Kasım için ilke anlaşmasına vardık. Ancak partimin yetkili kurulu olan Parti Meclisi bunu reddetti."
     Bir kez daha yersen!
     Ecevit partisinin yetkili kurullarından söz ediyor.
     Gel de inan!
     Sayın Ecevit bugüne kadar ne zaman partisinin yetkili kurullarıyla çalıştı, ne zaman onlara danışarak politika yaptı ki? Efendim, koalisyon ortakları olarak böyle karar almışlar ama, ne yapsın ki partisinin yetkili organları kabul etmemiş...
     "Çekilecektim ama şimdi vazgeçtim!"
     "Ne yapayım, partinin yetkili organları!"
     Ayıp olmuyor mu Sayın Ecevit?..
     Geçelim.
     Bizim siyaset işte böyle böyle inandırıcılığını kaybetti. Siyasetçinin, siyasal partilerin halkın gözündeki güvenilirliği yıllar içinde böyle güme gitti. Siyaset kurumunun saygınlığı böyle yerle bir oldu.
     Onun için diyorum ki:
     Sözün hükmü kalmadı.
     Lafa karnı tok insanların.
     Bir başka deyişle:
     Yenilik sözde değil artık.
     Söylenmedik laf kalmadı.
     Yapılmadık vaat kalmadı.
     Verilmedik söz kalmadı.
     Artık insanlar sözünün eri olan siyasetçi arıyor. Sözünü tutacak olana bakıyor. Özüyle sözü bir olanın arayışı içinde...
     Mevcutlara o yüzden kızıyor.
     Yeni parti, yeni lider özlemi o yüzden siyasetin gündemine oturmuş durumda.
     Tayyip Erdoğan çok yeni şeyler söylediği için mi partisiyle birlikte seçim araştırmalarında başı çekiyor?
     Hayır.
     Tayyip Erdoğan’ın söylediklerinde fazla bir şey olmadığı gibi, hiçbir yeni tarafı da yok.
     Ancak mevcut lider ve partiler inandırıcılıklarını o kadar kaybettiler, o kadar büyük tepki çekiyorlar ki, Tayyip Erdoğan’ın sözlerinde yeni bir şey olmasa da kendisiyle partisi yükselişte...
     Kararsızların bugün en büyük partiyi oluşturması da, mevcut parti ve liderlerin inandırıcılıklarını ne kadar kaybettiklerinin en çarpıcı göstergesi değil mi?
     Yenilik belki de bu seçimlere özgü biçimde sözden ziyade kişilerde yatıyor. "Bu işi bunlar kıvırabilir!" denebilecek kişilerde...
     Bir İsmail Cem’in, bir Kemal Derviş’in ilgi çekmesinde bu düşüncenin payı da var.
     Dün yola çıkan Yeni Türkiye de eğer kadrosunu, vitrinini bu düşüncenin ışığında zenginleştirirse, iktidar kapısını açabilir. Yeni Türkiye’ye başarılar diliyorum.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yeni bir parti kurmak

Fikret BİLA
Karar Günü: Çiller’den Ecevit’e öneri

Hasan CEMAL
Yenilik sözde değil artık!

Güneri CIVAOĞLU
Ankara puslu

Can DÜNDAR
‘Geçmiş olsun Bülent!’

Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde şeffaf dönem

Mehmet Y. YILMAZ
Hayır! Kanser ‘amansız hastalık’ değil

Derya SAZAK
AB ve seçim tehlikede

Meral TAMER
İş Bankası Pamukbank’a neden talip?

Güngör URAS
Halkın derdi başka Ankara’da olan başka

Serpil YILMAZ
Derviş AKP’ye gider mi?

M. Ali BİRAND
Bir çuval inciri mahvetmek üzereyiz

© 2002 Milliyet