
|


ONLARIN AŞKI MEZARA KADAR
Petek sevdası, televizyon dünyasının harika çocuğunu söz yazarı ve besteci yaptı. Müzik dünyasının ‘yerli Jennifer Lopez’i Petek Dinçöz şöhretinin pek farkında değil; o herşeyi Türk filmi gibi görüyor...
Efendim, bugün iki konuğum var. Türk basınında ilk kez ikisini birlikte, biraz tufaya getirerek karşıma oturttum. Televizyon dünyasının harika çocuğu olan kankam Can Tanrıyar ve onun deyimiyle ‘denyo’ sevgilisi ama benim için dünya şekeri Petek Dinçöz’le buluştum. New Yorker’daki yemekte yaptığımız sohbetten bakın neler çıktı;
ŞD-Petek, POSTA okuyucularına kendini anlatır mısın?
PD-1980 İzmir doğumluyum. Aileme çok düşkünüm. Küçük bir kız kardeşim var. İşimi, sevgilim Can’ı çok seviyorum. Hırslı bir insanım. Kıbrıs’daki Miss Model Yarışması’nda 3. seçildim. Sen de bilirsin ya Şenay Abla, jürideydin. Ardından ‘Sırıksıklam’ ve ‘Zehirli Çiçek’ dizilerinde oynadım, podyuma çıktım. Sonra da show-girl olarak sahnelere adım attım. Çünkü televizyonlarda hep şovmenler vardı. Herkes tarafından tanınmam ‘Bende Kaldı’ adlı single ile oldu.
ŞD-Mankenliği bıraktıktan sonra pişman oldun mu?
PD-Hayır. Önce mankenliğin çok kutsal bir meslek olduğunu sanırdım. Ama mankenlik meslek değil, hobi olarak yapılacak bir iş. Arkadaşlarım bana kızmasınlar, doğrusu bu.
ŞD-Peki sahneye çıkmaya karar verdiğinde tenkit aldın mı?
PD-Sevgilim Can Tanrıyar bana müthiş destek verdi. "Yaşın genç, şimdi yapmazsan sonra yapacaksın. Şimdi dene" dedi... Sonra senin fikrini aldım. Ardından kendime bir ekip kurdum. Menajerim Orhan Alkan, Namık Taşpınarlı yönetmenliğinde 15 kişilik saz ekibimle aralıksız çalıştım. Günay Restaurant’ta prova yaparken Günay Tuncel’in dikkatini çektim. O arada Maksim Gazinosu’ndan Sibel Can ve İbrahim Tatlıses ile aynı kadroda çalışmam için teklif geldi. Günay Bey ise assolist olmam için ısrar ediyordu. Provalarda Ebru Gündeş, Seda Sayan, senin gibi güvendiğim dostlar tek başıma çıkabileceğime karar verince önce Günay, ardından Maksim geceleri başladı. Çok şükür Allah’a, mahcup olmadım ve iki yerde de full çaktık. Ardından da söz ve müziği Can Tanrıyar’a ait olan ‘Foolish Casanova’yı yaptım. Bu şarkının sözleri bizim özel hayatımızı anlatıyor. Şu an Fransa’da 600 kulüpte ve 15 ülkede çalınıyor. Özetlersem, pek tenkit almadım. Sadece sen sahnede fazla konuştuğumu söylemiştin bana, o kadar.
ŞD-Hazır Can da burada, kim kimi tavladı anlatın bakalım?CT-İşin doğrusu 3 yıldır beraberiz. Ama Petek’i, ömür boyu birlikte olabileceğim bir kız olarak gözüme kestireli 2 yıl oldu. 5 yıl önce gece hayatını çok seven, uçarı biriydim. Tanımadığım manken ve oyuncu kalmamıştı. O nedenle Petek’e pek yaklaşmak istemedim. Sonunda baktım olacak gibi değil; hayatımda yeni bir sayfa açtım. Bir daha kopmadık, şimdi birlikte yaşıyoruz. Ama kendime çok güvenim vardı. Petek’in beni seveceğine inanmıştım.PD-Herkes bir CT tutturmuş gidiyordu. Önce marka sandım. Meğer Can’ın kod adıymış. Bir gün defileye Televole’den bir muhabir arkadaş geldi, "Sana birşey söyleyeceğim ama kızma" dedi. "CT var ya, bizim patron... Sana aşıkmış" dedi. Ben de "Ne yapayım yani" diye cevap verdim. Muhabir CT ile yemeğe çıkmamız konusunda ısrar edince başımdan savdım. O zamanlar gece hayatım filan yoktu. Sonra aynı muhabir, kız arkadaşıyla yemeğe giderken beni de davet etti. Gittim, bir de baktım ki CT, yani Can. Le Cigare’da oturduk. Deniz Akkaya ile Erdal Acar da masadaydı. Can’ın ağırbaşlı ve kibar olması beni etkilemişti.
ŞD-Allah göstermesin bir gün aşkınız biterse ne olur?
PD-Allah korusun. Bu camiada yaşanmamış bir ilişki bizimkisi. Ayrılırsak ben Can’la dost kalamam.
CT-Böyle bir şey olursa dost kalırız, bunu ben hallederim. Petek’le öncelikle çok iyi arkadaşız çünkü.
ŞD-Can karizmatik bir erkek mi Petek? Hangi özellikleri seni çekiyor, hangileri itiyor?
PD-Benden önceki hayatında herkes CT diye biliyordu, şimdi ise Can Tanrıyar olarak tanıyorlar. Her röportajımda manyakça kıskanç olduğumu, adamın parmağını kırdığımı söyleye söyleye karizması arttı. Güzel konuşmayı bilmez ama bakışları çok güzeldir. Öyle ‘Bebeğim, hayatım’ gibi güzel sözler söylemez. Ama çok içki içmesine rağmen bana sahip çıkar. Sadece gece hayatına düşkünlüğü beni itiyor.
ŞD-Ya sen Can?.. Sen Petek’i nasıl buluyorsun?
CT-Ondan hiç sıkılmıyorum. Benim için en önemli özelliği bu. Onunla gezerken arkadaş grubu aramıyorum. Eskiden hep kalabalık grupları tercih ederdim. Petek beni güldürüyor. Benim güzel baktığımı söylüyor ama o da güzel bakıyor. Sabırlı, sevmediği halde benim gece hayatıma ayak uyduruyor.
ŞD-Ekonomik durumun ne Petek? Can’dan para istiyor musun?
PD-Sıfırım. Borç alıyorum Can’dan, para kazanınca da veriyorum. Bugüne değin ekstralardan iyi para kazandım ama Şenay Abla menajerlik, büro, şan ve İngilizce dersleri, giyim-kuşam, sahne kostümleri derken bitti. Anlayacağın şu anda sadece kuru şöhretim var.
ŞD-İdealin ne? Zirvede tepetaklak olduğunu farzedelim, ne yaparsın?
PD-Böyle bir korkum yok. Düşsem de ne olacak? Basın isterse sanatçıyı zirveye taşır, isterse zirveden indirir. Allah korusun; kaza geçiririm ya da insanlar beni tutmaz. O zaman da
Can ile evlenir, çocuk doğururum.
ŞD-Örnek aldığın biri var mı?
PD-3 sene önce çok boş bir kızdım. Eğitimimi lise 1’den terketmiş, kendimi geliştirememiştim. Şimdi bu açığımı kapatmaya çalışıyorum. Çok kitap okuyorum, İngilizce ve şan dersleri alıyorum. Sahneye çıkmadan önce Hülya Avşar’ın aklını, Gülben Ergen’in cilvesini, Sibel Can’ın dansını, Ebru Gündeş’in güzel sesini almak isterdim ama bana beyin veren Can oldu. Ben başka bir yerdeyken "Acaba Can olsa ne yapardı?" diyor, öyle hareket ediyorum.
ŞD-Şimdi Gülben’e, Hülya’ya kafa tutuyorsun. Nereden çıktı bu savaş?
PD-Kafa tutmuyorum. Onlar bu işe senelerini vermiş insanlar. Ben daha yolun başındayım. Hepsine saygım sonsuz. İtirazım şu; beni onlarla değil, benim yaşımda ve benim kadar çok çalışan insanlarla karşılaştırsınlar. Sibel
Can, Orhan Gencebay, Ebru Gündeş bana inandılar, destek verdiler. Bu açıdan şanslıyım.
Ben de konservatuvardaki öğrencilere destek olayım, sahneye çıkarayım istiyorum. Bende kompleks ya da korku yok. Yaşım genç. Ya evlenip ev kadını olacağım ya da bu piyasada iyi bir yer edinip Petek Dinçöz etiketini oluşturacağım.
14-15’lik kızların anneleri
sırtımı sıvazlıyor. Bana
"Özel hayatınla da gündeme
geliyorsun ama yaptığın
işleri de seviyoruz" diyorlar.
ŞD-Can benim sana taktığım isim "televizyonların harika çocuğu". Televole kültürünü sen getirdin. Memnun musun? Biraz dejenere edilmedi mi?
CT-Bütün magazin programlarının adı televole
oldu. Dejenerasyon bizde değil, taklitlerimizde var. Biz çok
hassas davranıyoruz. Genç kızlara ve erkeklere kötü örnek olabilecek şeyleri kesip atıyoruz.
Bir magazin programında
travesti kavgası olsa ‘televole’ diyorlar. Bunun önüne geçmek çok zor. Oysa reytingler gösteriyor. Titiz çalışmayla
2 yıldır ciddi reyting alıyoruz.
ŞD-Hangi starlar reyting getiriyor?
CT-Değişiyor. Yaptıkları işlerle çok çıkıp çok düşebiliyorlar. Şu anda en çok İbrahim Tatlıses, Petek Dinçöz, Asena, Derya Tuna, Gülben Ergen reyting getiriyor. Biz sonuçlara bakıyoruz; İbrahim Tatlıses’in reytingi 6 ile başlayıp 8’e çıkıyorsa onu haftanın isimleri arasına
alıyoruz. Bununla
ben ilgileniyorum. Avşar’ın kaseti 8 ile başlamış, 6 ile bitmiş diyelim. O hafta Hülya Avşar’ı aramayız.
Ben halktan geleni inceliyorum ve objektif olarak sunuyorum.
ŞD-Gelelim tekrar albüme... Bu fikir nasıl doğdu ve nasıl gelişti?
PD-‘Foolish Kazanova’dan sonra albüm zamanının geldiğini düşündük. Hırslandım ve çok çalıştım. Erdem Sivavuşgil’den ders aldım. Şimdi de opera sanatçısı Nilgün Serimoğlu’ndan aralıksız ders alıyorum. Kendime güvenim geldi tabii. E teklif de gelince stüdyoda buldum kendimi.
ŞD-Can bu şarkıları nasıl yazdın? Sende bu yetenek var mıydı?
CT-Albümde benim 6 tane şarkım var. 20 yıldır ud çalıyorum. Albüm çıkarken Petek’e şarkıları sordum. "Bakıyorlar, seçiyorlar" dedi. Ben de "Çok abartıyorlar bu işi" deyip başladım şarkı sözü yazmaya, beste yapmaya.
PD-Can’ın bu tavrına çok şaşırmadım. Çünkü benim müziği sevmemin nedeni Can’dır. Gece hayatı olduğu için müzikle çok iç içe. Biraz uğraşsa çalamayacağı enstrüman yok. Bir gece dışarı çıktı. Sabah 06.00’da gelmiş. Salona geçmiş, ‘Yine yalnızım’ diye bir şarkı yapmış. Başucuma oturup bunu söylüyor;
‘Seni unutabilsem, seni hatırlayabilsem/Kararsızım, kararsızım, kararsızım/ Yine yalnızım’... Baktım, şarkı sözlerinin devamı geliyor, dedim ki "Farzet, biz ayrıyız". İki gün telefonla konuşma dışında görüşmedik. Ve bu özlemin sonunda ‘Yine tatil havası/ Aşkın tam sırası/Bu kez bulacağım seni Allah’ın belası’ adlı şarkı çıktı. ‘Okşa’ diye bir şarkısı var. Ben çok şefkat düşkünü bir insanımdır. Bana ithafen ‘Elimi tut, gözüme bak, saçımı tut, okşa okşa’ adlı sözlerini kaleme aldı. Bir tek ‘Sarı Mavi’nin öyküsünü bilmiyorum, araştırıyorum. Bulduğum zaman Allah kerim.
CT-Petek bu şarkıyı önce istemedi.
Bir kadına yazdım, sana röportaj dışı açıklayacağım. Çünkü kadın hayatta.
ŞD-Favori şarkıların hangisi Petek?
PD-‘Allahın Belası’ ve ‘Okşa’ya bitiyorum. Serdar Ortaç’tan, Aşkın Tuna’dan aldığım şarkılar da var. ‘Yaz Deftere’ diye favori bir şarkım var, çok beğeniyorum. ‘Foolish Kazanova’ya ölüyorum zaten. ‘Yollarımız Ayrıldı’... Söz-müzik Hakan Altun’un, düzenleme Taşkın Sabah’ın.
ŞD-Peki Can başka sanatçılara da şarkı yapmaya başlarsa ne olacak?
PD-Tabii ki benim denetimimden geçecek. 6 ay sonra yeni albüm yapabilirim. Önce ben göreceğim.
CT-Ben Petek’e vereceğim kadar şarkı verdim. Bir albüme 6 şarkı fazla. Petek’in de fikrini alarak, uygun bulduğum birine şarkı verebilirim. Tamamen duygusal olarak, ticari değil. Yeter ki "Bu şarkı bana göre" desin.
ŞD-Rumeli Hisarı’nda sahne alacağın için heyecanlı mısın Petek?
PD-Değilim. Çok büyük sürprizler hazırladık. Ayrıca benim oraya sahne almamı kimse yadırgamasın. Teklif onlardan geldi. Modacı Cengiz Abazoğlu bana bomba gibi 2 kıyafet hazırlıyor.
27 parça saz eşliğinde yeni albümümden şarkılarımı okuyacağım.
ŞD-Çocukluğunu biliyor, aileni tanıyorum Petek. Bu kadar şöhret olacağını tahmin eden olmuş muydu?
PD-Yaşadıklarım Türk filmi olur. Çocukken sokakta ip atlamaz, evde oturup Türk filmi seyrederdim. Çingene kızı olduğumu hayal ederdim. Giyinip, süslenip merdivenlerden indiğimi, evleneceğim adamın beni beklediğini filan düşünürdüm.
CT-Ben Petek’in ani gelen şöhretten şaşıracağını düşünüyordum hep. Ama Petek’in şöhretle hiç ilgisi yok. Evde hâlâ Türk filmi seyrediyor. Kendi hayatını da filmlerdeki hayat gibi sanıyor ve normal karşılıyor. Şanslı olduğunun farkında değil, herkesin hayatında böyle olur diye düşünüyor.
ŞD-Şimdi ikinizi de test ediyorum. Can, Petek’in hobileri, fobileri ne?
CT-Gereksiz korkuları var. Sinekten, böcekten, arıdan, evde yalnız kalmaktan korkar. Hobileri de farklı. Koku meraklısı. Bir de hayvanları
çok seviyor. Saçları beni çıldırtıyor. Uzatıyor, kısaltıyor... Her gün
karşımda başka bir kız görüyorum.
ŞD-Petek, sen anlat Can’ı?
PD-Et yemeyi çok seviyor. Yemek yapma derdim yok. Her gün önüne köfte koy, yer. İşine çok bağlı. Çocuklarının başına birşey gelecek
diye çok korkuyor. Pantolonunun çizgisini tutturamazsa ütülenirken sinirlenir. Lekelenecek diye çıldırır.
ŞD-Samimi cevap istiyorum; evlendiniz mi? Ya da evliliği düşünüyor musunuz?
CT-Evliliği doğru bulmuyorum.
Petek şu anda geleceği olan bir kız. Evlilik onu mahveder. Ben kendi
işime verdiğim önemi onun işine de veriyorum. Evlenmeye hakkı yok Petek’in. O istiyor ama benim kafam almıyor böyle bir şeyi.
PD-O istemiyorsa evlenmez ama
ben can atıyorum. Can’dan teklif
gelse hemen evlenirim.
CT-İnsan önce işini düşünmeli. İş bir kenara bırakılamaz.
7 yıldır aynı işi yapıyorum.
Ben 5-6 yıl daha çalışayım,
Petek meslekte olgunlaşsın, ancak o zaman. Çok güzel bir
şey yakaladı. Evlenirse yazık eder. Tanıştığımızda, hayatın doğrularını ve yanlışlarını anlattım. Şu anda başkalarına daha çok fikir veriyorum.
Petek sorsa da cevap vermem.
PD-Bana fikir vermiyor ki. Benden başka herkese destek çıkıyor.
ŞD-Senin Petek’e ne gibi artıların ve eksilerin oldu Can? Ve Petek’in sana ne gibi faydaları dokundu?
PD-Can’ın hayatı düzene girdi. Çökmüş bir adamdı. Hiperaktif, işine bağlı bir adam oldu. Şimdi sürekli işte. Eve geliyor, birlikte dışarı çıkıyoruz. Ben de Can sayesinde kendimi buldum.
CT-Petek hayatımın düzene girmesinde büyük etken oldu. Bu çok önemli.
Son soruları birbirlerine sormalarını istedim. Bakın
hangi sorular ve cevaplar çıktı;
PD-Can Bey, başka bir kanala geçmeyi düşünür müsünüz? Show TV’yi ayakta tutan programları söyler misiniz?
CT-Hayır, sözleşmem var, başka kanala geçmeyi düşünmüyorum. Show TV şu anda bir kriz yaşıyor ama atlatacak. Şu anda bizim programlar iyi gidiyor.
ŞD-Peki meslek hayatınız bittiğinde ne yapmayı düşünüyorsunuz?
CT-Çocuklarım ve Petek’le birlikte Bodrum’a yerleşmeyi düşünüyorum. Ben gezmeyi, eğlenmeyi seven bir adamım. Bodrum da bana göre bir yer.
PD-Bence yanlış Can. Çünkü şimdi en verimli zamanın. 7-8 tane Can çıkarsa, tamam, bırakıp git. Doğrusu ben oralara yerleşsek bile işlerime devam edeceğim.
CT-Sorma sırası bende. Bir gün
beni biriyle yakalarsan ne yaparsın? Diyelim ki oturduk içki içiyoruz
ya da dans ediyoruz...
PD-Şarkıda olduğu gibi. Allahın
belası. "Allah belanı versin" derim. Allah’a havale ederim. Biri Can’ı
barda başka kadınla yakalamıştı. Bana haber verdi, pijamalarımla atlayıp gittim. Çenem kilitlenmişti. Hemen kilitlenir. Kendime güvenemiyorum
o anda, ne yapacağımı bilemiyorum.
EFENDİM, BU DÜKKAN 31 TEMMUZ ÇARŞAMBA TARİHİNE KADAR KAPALI OLACAK. BİR BAŞKA DEYİŞLE KISA BİR SÜRE İÇİN KEPENK İNDİRİYORUM. DÖNDÜĞÜMDE ÇEŞME -BODRUM DEDİKODULARINDA BULUŞMAK ÜZERE... HOŞÇAKALIN, SİZLERİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM.
Yazara e-mail: sdudek@simge.com.tr
MAGAZİN


‘Adam gibi bitti’
Derya kuzuları!
Kayınpederden Erbil’e destek
90-60-90 Bond
İşte jöle, işte karizma
Güzelliğini kontura borçlu
En pratik dondurma
Gündoğarken klasiği
ONLARIN AŞKI MEZARA KADAR
SAYFA BAŞI

|
|

|