25 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Magölardan nefret ediyorum!

7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLER

     Bizim çay bardaklarımızın ilginç ve insanı etkileyen, çekici bir tasarımı vardır. İnsan elinin kolayca kavrayacağı bir yapı göz önüne alınarak biçimlendirilmiştir.
     Dünyanın her yerinde, sıcak içecekler için kullanılan bardaklar, kulplu tasarlanmıştır. Ama bizim çay bardaklarımızın kulpları yoktur. Çay çok sıcaksa, bardak iki parmakla ağız kısmından; çay biraz soğuyunca da gövdesinden tutulur. Bardak ağızdan tutulacağı için ağız kısmı gövdeye göre bir kalınlık gösterir ve bu bardağın ağız kısmının dirençli olmasını; ayrıca bardağın tabanındaki kalınlık da, çayın geç soğumasını sağlar. Bunun tersine, ağzın genişliği çayın kolay soğuması içindir. Bazen bardaktan çay tabağına dökülen çay hemen buz gibi olur. Nedeni, yüzeyin genişlemiş olmasıdır. Eskiden dedeler çayı tabağa döküp, torunlarına tabaktan içirirlerdi. Nedeni, çocukların ağızlarının yanmamasını sağlamaktı.
     * * *
     Türkiye’ye gelen yabancı turistler, yanlarında hep Türk çay bardaklarından, papatya biçimli çay tabaklarından ve çay askı tepsilerden alıp götürürler.
     * * *
     Bizim ülkemizde, insanlar kahvaltılarını çay, süt gibi sıcak içeceklerle yaparlar. Her ne kadar genç kuşaklar soğuk içeceklere alıştırılmış olsalar da, çok şükür başka ülkelerdeki gibi kola daha sabah kahvaltılarımıza girmedi. Meyvelerin taneyle satıldığı ülkelerde, elbette portakal suyu sıkıp içmek olanaksız. Ama her türlü meyvenin kiloyla satıldığı ülkemizde yapay meyve sularını içmenin mantığını anlayabilmek kolay değil.
     Çay, ülkemiz insanının en çok tükettiği içeceklerden biridir. Sabah, öğle, akşam, gece; çayın insanımız için bir saati yoktur. O dostlukların, söyleşilerin, görüşmelerin, misafirliklerin en yakın dostudur. Onu demlemek, dinlendirmek, sunmak da ayrıca bir beceri ve kültür işidir. Bu bizim dışımızda, bazı ülke insanları için de böyle: Çinliler, Hintliler, İngilizler gibi...
     * * *
     Yaşamı hızlandıran, basitleştiren "fast-food" denen hızlı "yaşam biçimi", her şeyi değiştirip bozuyor. Ülkemize ilk poşet çaylar geldiğinde, demli çay içme alışkanlığı olan insanlarımız bu yeniliğe ilgi göstermemiş ve sevmemişti. Üstelik de çay bardaklarımızın biçimi poşeti kabul etmiyordu ve küçücük bir çay bardağı için koca bir poşet kullanmak savurganlık oluyordu. Poşetlerin yaşamımıza girebilmesi için önce bardakların büyümesi gerekiyordu. Yıllardır kullandığımız bardaklar bir anda yerlerini büyük kahve fincanlarına bıraktı. Cam, seramik, porselen fincanlar ortalığı bir anda sarıverdi. Ama çay tiryakileri yine de buna direniyorlardı.
     Sonunda Paşabahçe klasik çay bardaklarımızın bir boy büyüğünü yaptı. Yani klasik bardaklarımızı fincanlaştırdı. Hatta büyük çay bardaklarına kulp da yapıldı. Böylece bin çeşit yapay içecek, mutfağımıza içecek zenginliği adı altında girdi. Bu arada, poşet kendine geniş bardaklarda oturacak yer buldu. Hatta ipsiz poşetler de üretilerek çaydanlıkların içine sokuldu. Bu, poşetin demleme çaya saygısı olarak gözüktü. Artık mutfakta biri vardı.
     * * *
     Ama bu işe annelerimiz, sandığımız tepkiyi göstermedi. Çünkü gelen her konuğa çay demlemek, tiryakilere üç-dört kez servis yaparak otuz-kırk bardağı doldurup boşaltmak kolay iş değildi. Oysa çorba kâsesi gibi dört fincanı doldurunca konuklar zaten beş çay içmiş gibi oluyorlardı. Getir götür işi ortadan kalkmıştı.
     Şimdi bir de arkasından "mag" denen kaplar çıktı. Bir konuğunuza mag’la bir bardak çay verirseniz, sanırım üç-beş yıl sizden artık bir bardak bile çay istemez. Mag’lardan nefret ediyorum!..
     * * *
     Doğal çayın yaşamı zorlaştıran seremonisi, yerini kolay çayın renksizliğine ve yanı sıra getirdiği, her bir poşetle birlikte tüketilen 10 cm’lik bir ip, 3 santimetrekarelik karton parçası ve çayın konduğu 25 santimetrekarelik bir sentetik pelür kâğıda bıraktı. Eğer yüz poşetlik bir çay paketi için hesap yaparsak, 10 metre ip, harcanan küçük kartondan bir normal, bir küçük boy kitap kapağı, pelür kâğıdı da siz hesaplayın, işte o kadarlık bir kâğıt tüketimi yapılıyor.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


10 bin köylünün ‘leydi’ hanımağası
"Ekonomik krizi yenmek için parti veriyoruz"
16 yaşında 25 bin plağı vardı
Hangisi daha tatlı?
Biyonik atletler nereye koşuyor?
Gecelerde otopark tartışması
Müzik yazarları DJ kabininde
Almanya başbakanının "aslan annesi"
Türkiye’de mimarlık var midur?
Kalamış Marina’da "bir tatlı" eğlence
Teoman stadyuma çıktı
DVD / Selim BOY
Laila ve Reina "marka" oldu
Bir erkeklik mucizesi: Guiseppe
Zuma, Zuma, Zum!
Yeni etik çerçeveyi oluşturanlar...
Bir varmış, bir yokmuş
Futbol, İstanbul gece kulüplerinin müşteri profilini belirliyor
"Dünya Bir Gölgeliktir"
"Magölardan nefret ediyorum!


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet