25 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Faytonuyla ağıp gitti

Ece Ayhan, "intihar karası bir faytonu - atlarıyla birlikte" daha fazla bekletmeyi içine sindiremedi. 13 Temmuz’da gitti.

     Televizyonda verilen ölüm haberinde Ece Ayhan’ın kitapları sayılırken "Bakışsız Bir Kara Kedi" denildi. "Bakışsız Bir Kedi Kara" besbelli düzeltilmişti.
     "İyi ki, şiirleri okunmadı," diye düşündüm. Onlar kimbilir nasıl bir "redaksiyonödan geçerdi.
     Ece Ayhan’ın bence en önemli özelliği, yazdığı şiiri dosta düşmana kabul ettirebilmesiydi. Edip Cansever’i bile İkinci Yeni diye küçümseyip yazdıklarını anlamsız kaçışlar diye niteleyenler, Ece Ayhan’ın çok daha özel, çok daha kişisel şiirlerine bir şey diyemiyorlardı. Ayrı bir yeri, ayrı bir konumu vardı Ece’nin.
     Bu ayrı konum, sanırım "Devlet ve Tabiatöla başlayan, "toplumcu sanat" türünde değerlendirilen şiirlerinden kaynaklandı.
     Mehmet Fuat, "Önemli olan (...) şairin toplum sorunlarıyla ilgilenip ilgilenmediği..." diyor. "Okuru etkileme bakımından değeri olmayabilir. Örnekse Ece Ayhan’ın "Devlet ve Tabiatötaki şiirleri... Onlar bence toplumun sorunlarına değinen şiirin başyapıtlarıdır."
     Gerçekten de Ece Ayhan şiirinin okuru "toplumcu" açıdan etkileyip etkilemediği tartışılabilir.
     Hiç etkilenmeyenler bile onun "sanatçı" yanını yadsıyamadılar. Çünkü "toplumcu şiiröde pek sık rastlamadığımız bir duygu, üstelik son derece yoğun kişisel ipuçları, kendi özel "jargon"unu taşıyan bir duygu akıyordu yazdıklarında.
     "Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarıyla / Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır / Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek."
     Bunları okuyup "işin içinden çıkamayanlar" ise, Ece Ayhan’a "İkinci Yeni Keşişi" yaftasını asıp rahatladı.
     Gönen’de kaymakamlık yaptığı günlerden bu yana dostumdu Ece. Sağlığını çok ama çok uzun yıllar önce yitirmişti. Enis Batur’un, son dönemlerinde ise özellikle Namık Kuyumcu’nun, İzmir’de elinden tutanların ilgisi olmasaydı bu kadar bile yaşayamayacaktı belki.
     İki ay kadar önce hastanede ziyaret etmiştik onu. Süreyya (Berfe), Neslihan, ben... Namık götürmüştü bizi. Sona yaklaştığını görmüş ama bunu dillendirmeye cesaret edememiştik. Sadece Süreyya yazdı Milliyet Sanat Dergisi’nde. Sanırım yazısını Ece’nin okumayacağını biliyordu.
     Ece "intihar karası bir faytonu - atlarıyla birlikte" daha fazla bekletmeyi içine sindiremedi.
     
     Bakışsız Bir Kedi Kara
     Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.
     
     Meçhul Öğrenci Anıtı
     Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
     Bir teneffüs daha yaşasaydı
     Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
     Devlet dersinde öldürülmüştür
     Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
     - Maveraünnehir nereye dökülür?
     En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
     - Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine! dir
     Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
     Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
     Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım
     O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
     Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
     Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler
     Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
     Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
     Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
     Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

     



 KÜLTÜR & SANAT


Çıtır, balkabağı ve Cami
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Bayan rengârenk"in matrak kitabı
Yaz için bir figür karması
Eyvah! Tuvaletim evin kariyer bölümünde!
Faytonuyla ağıp gitti
Kahraman Türk küçükleri
Dört koldan sanat
Zamane cadısından şahane melankoli
Nerede kalmıştık?
Akılsa akıl, hüzünse hüzün
Michael Radford’dan doğaçlama dersi
Ekranda PC var
Yazar dediğin şovmen midir?
Perdeci adamın perdesiz çizgileri
Sıcak sıcak sanat
Muslukları ‘açuk’ koyanların sonu
Saltanat sürmek için doğmuş
Eklektik ve mütevazı hip - hopçu
‘Tatlı’ kızlar eğleniyor
Çocuklar heves etmiş
Gezici sinema şenliği
Psikoloji, gizem, korku
Feminen dokunuş
Kaş’da festival vakti
Siyah - beyazın aynalardaki kimliği
Caza veda
Pasaport verilirse çalıyor
Ankara’ya yazlık sinema
Olanaksız olan nedir?
Hacker hazretleri
Ozanın ölümü
Hayat atölyesi
Karabuda, Tekin ve Gümüşlük Akademisi
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet