25 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ekranda PC var

"Dharma and Greg", "Aslı ve Kerem"... Her iki dizide de önemli olan, politically correct (PC) -politik doğruculuk- meselesi. Devrimci baba, budist anne, yoga hocalığı gibi eşine az rastlanır tiplemelerin, unsurların kullanılması da bundan...

     ORAY EĞİN

     Amerika’nın 90’ların ikinci yarısında başlayan belli başlı sit - com televizyon dizileri, çok izlenmenin, çok ilgi çekmenin ötesinde bir tür ideoloji diktasının da kalesi oldu. Sit - com, ezelden beri Amerikan televizyonculuğunun vazgeçilmeziydi ancak dünyada yükselen yeni politik dalgalanmalarla beraber ekrandan sunulan hayatlar da yeniden şekillendi. Ve politik doğruculuk denen "Herkese saygılı olalım," diye kabaca özetlenecek diskur televizyonda iyiden iyiye yer etti. Politik doğruculuğun bir uzantısı da bugüne kadar ‘ezilmiş’ ya da ‘küçük görülmüş’, baskın çoğunluk tarafından marjinalize edilmeye çalışanlara saygılı olunmasıydı.
     İktidarın toplum üzerinde hakim olmasını istediği bir ideolojiye karşı televizyonu kullanması hayli anlaşılabilir bir şey. Dahası, propagandanın günümüzde daha etkili bir aracı da yok. O yüzden ekrandaki her saniye büyük önem taşıyor, hele bir de önemli alt metinler içeriyorsa.
     Çoktandır Türkiye’de CNBC - e’de gösterilen "Dharma and Greg" dizisine bir de bu açıdan yaklaşmak gerekiyor. Sit - com krallarıyla ("Friends" yahut "Seinfeld" gibi) kıyaslandığında vasat bir yapımdan öteye gidemiyor, ancak politik doğruculuk unsurları açısından kimsenin eline su dökemeyecek kadar "çeşitli" bir yapım.
     ABC televizyonunda beşinci yılını tamamlayan "Dharma and Greg"in başrollerindeyse Jenna Elfman ("Aramızdaki Sarışın" filminde çok daha güzeldi) ve Thomas Gibson var.
     Dizinin adında önceliğin kadına verilmesi politik doğruculuğa ilk işaret. Hippi bir anne babanın çocuğu olan Dharma, hayatını yoga öğreterek geçirmektedir. Yahudi - Budist orijinine bağlı, içgüdülerine sonuna kadar güvenen, izledikçe aslında seksten başka bir şey düşünmediği de anlaşılan bir karakterdir. Neredeyse zıttı olan Greg ise Harvard eğitimli bir avukat, Amerikan muhafazakârı ve Dharma’yla ilk buluşmada evlenecek kadar âşıktır. Ve "olaylar gelişir."
     Anlaşılacağı gibi dizi farklı karakterlerin çatışması üzerine kurulmuştur. Çiftin ailelerinin zıtlığı da karakter bolluğuna katkıda bulunur. Bütün esprilerin asıl dayandığı nokta ise kültürlerarası geçişin merkezi San Francisco’nun farklı sınıflarının birbirleriyle "ortak bir nokta"da buluşma çabasıdır. Çok orijinal bir fikir değildir, alttan alta "Beraber yaşayacaksak hoşgörülü olmalıyız," mesajı verir. Ama seveni de vardır. Her ne kadar nefret edeni çok olsa da.
     Üst - entelektüel kesim için "Dharma and Greg" İngilizce’deki "lame" kelimesiyle tarif edilir. Aksak, zayıf ya da sığ. Orta sınıf Amerikan kültürünün bağrından kopan feci espriler barındırır: "Sabun kullanmaya başladığımdan beri daha temizim!" İki karakterin de maddi problemi yoktur, o yüzden her şeyi her istedikleri an yapabilecek kadar "uçarı"dırlar; bu tarafları onları "ideal" ya da "rüyalardaki çift" yapmaya yeter de artar.
     Benzer bir çatı şimdi Show TV’de "Aslı ve Kerem" için kuruldu. Bu dizide de kadının adı önce geçiyor. San Francisco sınıfının karşılığı olarak, Türk yapımcılar tabii ki İstanbul yarı - burjuvazisini seçmişler. Kerem’i oynayan Ozan Güven zengin bir ailenin, holdingin başındaki oğlu. (Türkiye’de zengin avukat karakteri inandırıcı değil ya...) Şebnem Dönmez’in canlandırdığı Aslı ise orta sınıftan gelen bir işçi emeklisinin kızı. Herhalde, ilk Türk TV hippi ailesinin kızı olacak değildi. Bu "dublaja" uyum sağlamak için, Aslı’nın babası da devrimci. (Ne sandınız?) İki aile çatışır, kızla oğlan ilk buluşmada evlenir falan filan...
     Tabii ki "Aslı ve Kerem" de orijinalindeki sığlıktan kurtulamıyor. Ancak her iki dizide de önemli olan, bu PC meselesi. Devrimci baba, budist anne, yoga hocalığı gibi eşine az rastlanır tiplemelerin, unsurların kullanılması.
     Her iki dizide de bu kesimleri temsil eden insanlar stereotip olarak yansıtılıyor ve espriye yol açacak araç olarak kullanılıyorlar. Buna rağmen, tutturulması çok da zor olan o ince çizgiyi aşmamışlar: Bu karakterler üst kimliklerinden ötürü küçük görülen, aşağılanan, alay edilen birer obje değiller.


 KÜLTÜR & SANAT


Çıtır, balkabağı ve Cami
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Bayan rengârenk"in matrak kitabı
Yaz için bir figür karması
Eyvah! Tuvaletim evin kariyer bölümünde!
Faytonuyla ağıp gitti
Kahraman Türk küçükleri
Dört koldan sanat
Zamane cadısından şahane melankoli
Nerede kalmıştık?
Akılsa akıl, hüzünse hüzün
Michael Radford’dan doğaçlama dersi
Ekranda PC var
Yazar dediğin şovmen midir?
Perdeci adamın perdesiz çizgileri
Sıcak sıcak sanat
Muslukları ‘açuk’ koyanların sonu
Saltanat sürmek için doğmuş
Eklektik ve mütevazı hip - hopçu
‘Tatlı’ kızlar eğleniyor
Çocuklar heves etmiş
Gezici sinema şenliği
Psikoloji, gizem, korku
Feminen dokunuş
Kaş’da festival vakti
Siyah - beyazın aynalardaki kimliği
Caza veda
Pasaport verilirse çalıyor
Ankara’ya yazlık sinema
Olanaksız olan nedir?
Hacker hazretleri
Ozanın ölümü
Hayat atölyesi
Karabuda, Tekin ve Gümüşlük Akademisi
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet