
|

HADEP
NİSAN 1999 seçimlerine giderken, 28 Şubat’ın ‘kudretli general’i Çevik Bir "Fazilet birinci parti, irtica birinci tehlike" diye siyasi bir demeç patlatmıştı.
Ecevit buna tepki gösteriyor, Bir’in sözlerinin FP için doping etkisi yapacağını, "FP tabanındaki çözülmeyi durdurabileceğini" söylüyor ve ‘etkili çevreler’i uyarıyordu:
"İrtica gerçekten büyüyorsa, irticayı önlemek ve devleti korumak amacıyla uygulanan yöntemlerde ve üslupta ciddi yanlışlıklar var demektir..." (Milliyet, 2 Temmuz 1998)
Şimdi Sayın Ecevit, HADEP’in "barajı aşacağını ve rejim sorunlarından öteye sorunlar yaratabileceğini" söylüyor.
HADEP lideri Murat Bozlak ise, "Başbakan, partimizin barajı aşacağını söyledi, bu bizim lehimize" diye konuşuyor. (Cumhuriyet, 22 Temmuz 2002)
***
KÜRT meselesi onu kışkırtanların da, yok sayanların da görmediği kadar karmaşık, çok faktörlü bir sorundur; o sebeple "basit, kolay, kestirme" bütün formüller geçersizdir.
İslami muhafazakâr değerlere karşı 28 Şubat rejiminin "ciddi yöntem ve üslup yanlışlıkları" yapmasının HADEP’e yaradığını, TÜSES’in araştırmasındaki oy kaymalarının bunu gösterdiğini yazmıştım.
HADEP’in PM üyesi Veysel Çamlıbel, bana gönderdiği cevap yazısında diyor ki:
"Muhafazakâr değerler, feodal aşiretçi yapı çözüldükçe, alt yerel kimlikler zayıfladıkça modernizasyon artıyor, HADEP güçleniyor. Özetle bölgede demokratik gelişme tam tamına HADEP’in gelişmesiyle doğru orantılı yani..."
(Şunu belirtmek lazım: Muhafazakâr değerleri ‘feodal aşiretçi’ saymak ‘resmi pozitivizm’in bir kopyasıdır!)
Benim "HADEP büyümesi de küçülmesi de zor bir demir leblebidir, kapalı bir partidir" şeklindeki görüşüme de karşı çıkan Çamlıbel, HADEP’in "Türkiyelileşmesi"nden bahsediyor. Bunu engellemek isteyenlerin HADEP’i "bölgesel, yerel, etnik parti" gibi gösterdiğini söylüyor.
***
HADEP gerçekten "bölgesel, yerel, etnik parti" değilse, elbette barajı aşacak kadar, hatta daha fazla oy alabilir.
Fakat, etnik parti olduğunu HADEP’in kendisi kongreleriyle, gösterileriyle ortaya koyuyor, bilimsel araştırmalar da bunu tespit ediyor: TÜSES’in araştırmasına göre HADEP, Kürtlerin yüzde 57’sinin bile oyunu alamıyor, bu kimliğin dışında ise adeta hiç seçmeni yok!
Evet, muhafazakâr değerlerin çözülmesi etnik bilinci geliştiriyor ama, paralel başka bir sosyolojik süreç daha vardır: "Modernleşme" süreci bizde yoğun bir nüfus harmanlanması yaratmakta ve Türkiye toplumsal anlamda eskisinden daha fazla bütünleşmektedir. Etnik milliyetçiliği sınırlayan ve HADEP’i frenleyen faktörlerden biri de budur.
Kaldı ki, modern toplumda muhafazakâr değerler ‘başka türlü’ varlığını sürdürebilir ve mesela Katolisizmin Bask milliyetçiliğini sınırlandırması gibi, toplumu entegre edici rolüne devam edebilir.
Hukuken AKP de, HADEP de meşru partilerdir. Bunun yanında, iddiaya girerim ki, HADEP etnik bir parti olduğu sürece barajı aşamayacaktır.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|