
|

Yahu sıkmayın canınızı...
Mehmet Yılmaz, dünkü yazısına "Gençler, kaçacak ülke arıyor" başlığını atmıştı.
Milliyet’in yaptığı bir araştırmaya göre gençlerin yüzde 69’u, yurtdışında yaşamak istiyormuş. Tercihleri de Amerika, Kanada ve AB ülkeleriymiş.
***
Güneri Cıvaoğlu ise yine dünkü yazısına "Sanıklar!.. Ayağa kalkın" başlığını atmıştı. Şöyle başlıyordu yazısına:
"Hepsi sanık... Çünkü, şu birkaç sayfalık yasa demetini çıkararak Türkiye’nin önünü açacak anlaşmayı yapmadılar. Hem de küçük hesaplara dayalı bir çekişme yüzünden."
***
Hasan Cemal’in dünkü yazısının başlığı da, "Taş koyanlar sır değilödi. Ve yazısı şöyle başlıyordu:
"Türkiye’nin Avrupa Birliği yoluna taş koyanlar, başta MHP olmak üzere sır değil. Hepsinin bu konuda tarihsel sorumluluğu bir tarafa not ediliyor. Bu defter seçim sonrası yine açılacak."
***
Türkiye yöneticilerinin, 21. yüzyılı da daha başında ıskalama "azmi cezmi kastıyla" hemen "statüko"culuğa sarılarak, domuzlaştıkları ortada.
Ama inanın, bu hep böyleydi.
1821 Girit başkaldırısına, - Fransız İhtilali’nin etkisiyle - daha çağdaş bir çözüm öneren 1 haftalık sadrazam Benderli Ali Paşa, idam edilen son sadrazam olarak ödedi çağdaşlaşma özenini...
***
Gelelim II. Abdülhamit’in tahta çıktığı 1876 yılına.
II. Abdülhamit de, tahta çıkar çıkmaz demokrasiye özenmiş ve "Kanun - i Esasi, yani Anayasa" ile birlikte "Birinci Meşrutiyet"i ilan ederek, demokrasiye yönelmişti.
O yıllarda - yine Fransız İhtilali’nin etkisiyle - Bulgaristan ayaklanmıştı. Avrupa’nın, bizim "Büyük" dediğimiz çağdaş devletleri; "İstanbul Konferansı"nı düzenleyerek, Bulgaristan ayaklanmasına karşı daha çağdaş çözümler önerdiler.
İstanbul Konferansı’nın kararları reddedildi.
***
Bizim "Büyük" dediğimiz aynı çağdaş devletler; bu kez de "Londra Konferansı"nı düzenleyerek, Bulgar başkaldırısına karşı Osmanlı Devleti’ne yine daha çağdaş çözümler önerdiler.
"Meclis - i Mebbusan", "Londra Konferansı"nın kararlarını reddetti.
Ve Rusya, savaş ilan etti Osmanlı’ya... Ünlü 93 muharebesi... 1876 Osmanlı - Rus savaşı...
***
O zaman İstanbul’da çıkan gazete manşetleri şöyleydi:
"Bilmem hangi Efendi rüyasını gördü, 2 hafta sonunda Saint Petersburg’dayız."
10 ayda Rus orduları Yeşilköy’e indi. İngiliz donanması da Marmara’ya girdi.
1 günlük sadrazam Saffet Paşa - sözde geçici olarak - Kıbrıs’ı İngiltere’ye verme karşılığında, Londra’ya sığındı.
Ve 93 muharebesi, Balkanlar’da yaşayan 5 milyon Türk’ün İstanbul’a göçüne neden oldu.
Bendenizin babaannesi de, o göçte 7 yaşındaydı ve İslimye’deki Hacıgözümler ailesinin kızıydı. Aile Bergama’ya iskan edildi.
***
20. yüzyıl, onca "Türk’e Türk propagandası"na karşın, ıskalanmadı mı? Bugün "yaşam kalitesi" açısından Türkiye, dünya sıralamasının 86’ncı basamağında; Yunanistan’ın bile 57 basamak altında.
21. yüzyılın da, daha 2. yılında; nasıl ıskalanmakta olduğunu hep birlikte görüyoruz. Bizim dostlar da buna üzülüyorlar.
***
Lütfen üzülmeyiniz. Bu kez Türkiye’ye 21. yüzyılı ıskalatmayacaklar. 30 yıla kadar Türkiye de Avrupa Birliği üyesi olur...
30 yıl ne mi yapacaksınız?
İlle de çağ dışı kalma inadını gördükçe, biraz daha üzüleceksiniz. Günde trafik kazalarında ölenlerin sayısı 38’e çıkacak; yağmurlarda caddelerle alt katları seller basacak; yaz aylarında Şile’de denize girenlerden boğulanların sayısı günde 15’e çıkacak...
Ve siyasal nutuklar dinleyeceksiniz; "nurlu ufuklar yakındır"...
Talleyrand’ın ünlü deyimiyle:
"Salakça, ama böyle..."
***
Yüz yıl sonraki İstanbul’u düşünün ve enseyi karartmayın...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|