
|

Ermenistan’ın dahi gerisine düşülünce...
Önümüzdeki pazartesi TBMM’de, genel seçimlerin 3 Kasım’da yapılması kararı alınırsa; yine yer gök demeçlerle, nutuklarla, vaatlerle; iktidara gelindiği takdirde tüm Türkiye’nin tepeden tırnağa değiştirileceği iddialarıyla, çın çın çınlayacak. Günde, bilemeyiz, kaç siyasal miting düzenlenecek.
Seçimlerden sonra siyasal analizlere gelecek sıra. Umut ettiklerini bulamayanlar, uğradıkları düş kırıklığına birtakım suçlular saptamaya kalkacaklar. Hükümeti kuracak parti ve partililere ziyaretler de yoğunlaşacak, telefonlar da...
Gazete manşetlerinin eski salıncakları, tekrar artıracaklar havalanmayı bir o tarafa, bir bu tarafa...
***
İsmet İnönü, 11 Kasım 1938’de Cumhurbaşkanlığı’na seçildiği ve kendisine basın tarafından "Milli Şef" sıfatı verildiği zaman; 1 yıl önce Başbakanlık’tan ayrılırken kendisiyle birlikte istifa etmiş tek bakan olan, Sıhhiye Vekili Dr. Refik Saydam’ı atamıştı Başbakanlığa...
2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, ilk Başbakanı Dr. Refik Saydam da, hemen çok çarpıcı bir genelge yayımlamıştı; bir daha hiç kimsenin üstünde durmadığı ve tüm Türkiye’nin unutmuş göründüğü bir genelge; "Her işimiz A’dan Z’ye bozuktur" diye...
***
1950’de, CHP’nin Meclis’teki grup odasında, İsmet Paşa’ya sormuştum:
- Türkiye’de her işin A’dan Z’ye bozuk olduğunun açıklanmasından sonra, neden sizin iktidarınız döneminde de, köklü bir değişim olamadı?
İsmet Paşa şu yanıtı vermişti:
- Biz iktidara gelince II. Dünya Savaşı patladı. II. Dünya Savaşı bittikten hemen sonra da, biz iktidardan düştük. Köklü bir değişim yapmaya vakit bulamadık.
***
Bugün yıl 2002...
Birleşmiş Milletler’in yayımladığı "İnsani Gelişme Raporu"nda; Türkiye, gerek eğitim, gerek sağlık, gerek beslenme, gerek okuryazarlık düzeyleri ve kadınlarla çocukların durumu açısından; Küba’nın da, Malezya’nın da, Libya’nın da, hatta Ermenistan’ın da gerisinde kalmış görünüyor.
Dünkü Radikal de, Türkiye’nin bu durumunu manşetinde şöyle değerlendiriyordu:
"Üçüncü Dünya ülkesi olmaya az kaldı"
***
"Bir Türk cihana bedel" örneği, "Türk’e Türk propagandası" yapıp durma ve bireyleri de içeren "olduğundan fazla görünme" salgınına karşı; Türkiye’nin gerçekleri üzerine eğilmeye çalışmış yazı adamlarının başlarına neler geldiği malum...
Şimdi efendim, yeni seçim rüzgarlarının tekrar esmeye başladığı şu günlerde; acaba birileri de çıkıp Türkiye’yi biraz daha saydamlaştıramazlar mı?
***
Örneğin şu 3 sorunun yanıtını açıklayamazlar mı:
1- Son 70 yılda Hazine arazilerinin ne kadarı, kimler tarafından ve hangi siyasetçilerle bürokratların ortaklığıyla yağmalandı?
2- Son 70 yılda, devlet bankalarından alınıp da, geri dönmemiş kredilerin dökümü?
3- Son 70 yılda kaç milyar dolarlık silah alındı ve bunların ortalama miadı, ne kadar zamanda doldu?
İsterseniz bu listeye şu 2 maddeyi daha ekleyebilirsiniz:
A) Son 70 yılda kaç yazı adamı hakkında ceza davası açıldı ve bunlardan kaçı mahkum olarak hapis yattı?
B) Son 70 yılda kaç kitap, kaç dergi toplatıldı ve yasaklandı?
***
Türkiye, vazgeçtik Yunanistan’ı, Ermenistan’ın bile gerisine boşuna düşmedi. Sadece Hazine’den geçinmelilerin üst kademesine göre biçimlenmiş bir "kabuk devlet"in; kendiliğinden, halka hizmet veren "teknik bir devlet"e dönüşmesi beklenebilir miydi?
Ve beklenebilir miydi Türkiye yöneticilerinden, yukarıdaki gerçeklerin açıklanması?
***
21. yüzyıl gitgide hızlanan bir saydamlık çağı... O nedenle de "Türk’e Türk propagandası"yla hipnotize edilerek; "Onlar - Biz" ayrımı dopingiyle Dünya’dan koparılmış ülkenin, nasıl gizli bir iç sömürgeye dönüştürülmüş olduğu şimdi çıkmaya başladı ortaya...
Bu çok büyük bir aşamadır...
***
Ha sahi... Genel seçimlere gidiliyor... Gidilsin.
Türkiye’nin iç dinamikleri çalışmadığı için, toplumun kendi kendisini değiştirebilme olanağı yoktur.
Yeni yüzyılın ilk yarısında, dış dinamikler değiştirecektir Türkiye’yi; değişmemekte ne kadar inat edilse de...
"Monizm"in engellenemez evrensel değişimi derler buna.
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|